Bugün havalar çok sıcak. Şu yaz aylarının uzayan günlerine biz de merhaba diyelim.
Hayat denen yolculukta hepimiz geleceğe dair umutlar besler, kendimize yeni rotalar çizeriz.
Çizdiğimiz bu yolda hüzün de var mutluluk da.
Ama biz bugün biraz duygusal sulara açılacağız.
İçimizdeki dışa vuramadığımız yalnızlık duygularımız üzerine konuşalım.
Evet yeni güne yeniden merhaba.
Hiç kendinizi kendi evinizde misafir gibi hissettiğiniz oluyor mu?
İçimin derinlerinde bir yanım yalnızlığı bir yanım yabancılığı yaşıyor.
Bazen uyanıp nerde olduğumu anlamaya çalışırım.
Adımlarım titrek ve tedirgin olur, olduğum yeri incelerim.
Çoğu zaman kendi yatağım bana yabancı olur.
Gecenin bir vaktinde burası neresi diye oturup etrafıma bakarım. Duvarlardaki tablolar evimin tabloları değil yabancı gelir. Mobilyaların yerleşimi bile bambaşka gibi gelir.
Gözlerimle değil, kalbimle anlamaya çalışırım.
Sonrasında kendime “Yat kızım burası senin evin” emri verir ve yeniden yatarım.
İçimdeki acıları, sevinçleri dinliyorum bazen sabırla.
Sonra evin içinde geziniyorum,
Bedenim ruhum yorgun düşüyor,
Şöyle uygun olan bir yere kıvrılıp yatıyorum.
İstemesem de gözlerim çevreyi süzmeye devam eder.
Ardından da kendimi yabancı hissetmeme neden olan duygularımı ararım.
Başarıyla tamamlanmış bir günün sonunda bile omuzlarımızda görünmez bir yük, içimizde sessiz bir sızı kalır.
- Sevdiğinizin içindeki yalnızlığı hiç gördünüz mü?
- Kendi kabuğuna çekilmiş yüzündeki o derin izleri?
- Peki içindeki buruk acıyı gördünüz mü?
Çoook derinlere dalıp gittiğini ve sen de karşısında ona belli etmeden “Bakarak nasıl bir yalnızlığın içindesin be canım” deyip iç çekerken…
Kendi yalnızlık duygumuz bir yana bir de sevdiğimiz birinin yalnızlığını görmek ve hiçbir şey yapamamak işte o çok daha acı.
Çünkü etrafındakileri üzmek istemediği için sevgi ve nezaketle maskesini takar.
O sıcak sarmalayan huzur kelimesiyle yanında olduğunu ifade etmek istersin, duygularına tercüman olmak istersin de hiçbir şey yapamazsın.
Bu his size de tanıdık geliyor mu?
Geriye bir boşluk hissi ve zihinde yankılanan “Şimdi ne olacak?” sorusu kalır. Cevap kocaman bir boşluk.
Yoğun düşüncelerin fırtınalar estirmelerini yaşarız.
Bazan da durgun denizlerde kendini koy vermiş gibi o sakinliği.
Ben sizin yerinize cevap vererek yazdım.
Bizler insanız;
- İçimizde kimi zaman bir ormanın gölgesinde,
- Kimi zaman sarp kayalar arasında,
- Kimi zaman denizin derin maviliğinde,
- Kimi zaman da çölün sıcak kumlarında…
Sanki ruhumuz tüm bu duyguların ortasında sığınabileceği sakin bir liman arar.
Özgürlüğüme susamışım, sınırlar bana ağır gelir, belki?
Ama böyle hisleri yönetmek çoğu zaman elde değil.
Sonra kendimi ve benzeri duyguları yaşayan bizleri sorgulamaya başlıyorum ardından birkaç damla süzülür göz pınarlarından…
Duvarlar arasında kayboluyorum.
Kendime mi yabancılaşıyorum acaba?
Ruhumun derinlerinde kim bilir hangi rüzgarla süzülürüm, dağlarla buluşurum. Gökyüzünün o sonsuz maviliğinde kaybolurum belki.
Gecenin sessizliğini bile duyarım. Güneşin doğuşunda, o ışığı görürüm ve yeniden doğarım.
Kendi ruhumu yeniden beni bulurum, o zaman evim sığınağım olur.
Zaten bu dünya bir konukhane değil mi?
Geçici bir durak olan bu hayatta misafir değil miyiz?
Sakin limanımı bulmalıyım, dışarıdaki fırtınalar dindiği için değil, fırtınanın ortasında bile kalbe dokunabilmek için.
Yeniden nefes alıp özgürce uçabilmek için.
Ben ve benim gibi ruhumun ve ruhumuzun huzuru, gerçek olana dek...
Sevgiyle kalın.
Deniz YILMAZ
#yalnızlıkduygusu #içselhuzur #ruhsalfarkındalık #kendinibulmak #evdeyabancı #hissetmek #duygusalköşeyazısı #içdünyaylayüzleşmek #ruhyorgunluğu #modernhayatveyalnızlık #içselyolculuk #hayatınanlamı #kendinedönmek #insanıniçsesi #duygularlabaşetmek #ruhsalarayış #misafirgibihissetmek #içselboşluk #içseldenge #huzurarayışı #fırtınadasakinkalmak








