Merhaba canlarım;
Bugün dışarıda yağmur yağdığı sırada ağaçların dalları da rüzgârın etkisiyle bir o yana bir bu yana sallanıyordu. Benim ise içimde duygularım sarkaç gibi bir o yana bir bu yana gidip geliyordu. İçimde gidip gelen duygularımdan birini paylaşmak istiyorum.
Arada sırada sizlerle konuşmak bana iyi geliyor. Biraz bir ara versem de sizler benim için önemlisiniz.
Sizleri görmesem de içimde bir yerlerde benimle sohbet ettiğinizi biliyorum. İşte bundandır ki size yeniden merhaba diyorum.
Ne yapalım canlarım ben sık yazamıyorum. Bende durum böyle. Yoksa sizlerle daha çok konuşmak yeri geldiğinde dertleşmek, yeri geldiğinde bilgi paylaşmak, ya da eğlenceli yazılarla sizlerle olmak istiyorum ama her nasılsa böyle seyrek oluyor.
Küçük bir gülümseme
Neyse… hayat diyorum. Yine hayatın içinde peşimizi bırakmayan o kadar sorunlar ya da merak ettiklerimiz var ki…
Benim de aklıma takılanlar oluyor. Bazılarını sizlerle paylaşıyorum, bazılarını kendi içimde sorgulayıp duruyorum. Yani kimseyle paylaşamayıp içimde tutuyorum.
Bugün kardeşlik ve kardeş ilişkileri üzerine yazmak istedim.
Kardeş ilişkileri derken küçük yaştaki kardeş kıskançlığını kavgalarını anlatmayacağım. Neden mi? Onlar “daha küçük” konular olduğu için önemli olan büyüklerin kavgası çözülmesi gereken büyükler.
Bilimsel olarak değil kalpten gelen duygularla anlatmak anlamak istiyorum.
Bizim konumuz yetişkin kardeşler yani bir türlü büyüyemeyen kardeşlerden, yani bizlerden bahsetmek istiyorum
Her birimiz aynı zamanda kardeşiz. Büyük ve küçük kardeşimiz var. Birlikte yaşanılan dönemlerin ne kadar zorlu geçtiğini hepimiz biliyoruz, belki de hâlâ yaşıyoruz. Ama bir yandan da kardeş sahibi olmanın çok güzel mutluluğunu yaşıyoruz elbette.
Evet canlarım bu ne demek? Acısıyla tatlısıyla biziz işte.
Ben küçük sayılacak yaşlardan sonra kardeşlerden uzak yaşayanlardandım. Onun için kardeşliğin geçimi nasıl olur ya da olmalı, bunu fazla görmedim. Olanlarda ise çok görüp gözlemledim.
Benim için önemli olan ise önce aile olabilmek, sonra iyi bir birey olabilmek. Kendini iyi bilen bir insan olmuşsa yanındakini de anlamaya çalışır. Tartışmaya girip girmeyeceğini anlar diye düşünüyorum.
Ne var ki şöyle bir etrafıma bakıyorum hiç de öyle olmadığını görünce üzülüyorum.
Hayatın ne kadar zor olduğunu biliyorum. Sanki her şey kolaymış gibi bir de biz zorlaştırdıkça zorlaştırıyoruz.
Neden diyorum ya neden insanın en değerli varlığı aile değil mi? Önce anne baba ve kardeşler değil mi? O zaman en çok anlaşmamız gereken de ailemiz olması gerekmez mi? Ne yazık ki en zor aileyle geçinmek oluyor.
Ne garip değil mi?
Her ne olursa olsun, her sıkıntını ailenle çözerken, bir yandan da en büyük kavgayı, ayrışmayı yine ailenle, kardeşlerinle yaşıyorsun.
Bu sizlere de acı gelmiyor mu?
Bütün insanların dünyaya gelişi aynı ama hiç kimsenin yaşayışı düşüncesi aynı değil, olmamalı da zaten.
Kardeşlik, aynı çatı altında nefes almak ve aynı hayata tutunmaktır aslında.
Hepimiz zamanında çocuk olduk, abi ya da abla olduk, anne ya da baba olduk. Aynı zamanda pek çok şey olduk. Çünkü insanın bulunduğu konuma göre çok farklı misyonları var.
Maalesef bunların çoğunun üstesinden geliriz de aile içi geçimlerde tökezleriz.
Neden diyorum mesela insan ailesine bu kadar karşı? Neden diyorum mesela kardeşler neden bu kadar çabuk kırılıyor? Neden diyorum mesela kardeşliğin değerini bilmiyor.
Oysa kardeşlik, birlikte var olup birlikte güçlü olmak değil mi?
Etrafımda o kadar dargın kırgın konuşmayan kardeşler var ki ölüm ayırmış ama içindeki öfkeyi bitirememiş. Yaşayan taraf, kardeşi yaşıyormuş gibi öfkeyle konuşmayı bırakmıyor.
Bunlara şahitlik ettikçe içim burkuluyor.
Kardeş ilişkileri çok çabuk yara alıyor. Eğer onu koruyamazsak kırgınlık ya da daha ileri kalp kırıklığına doğru giderse, işte o zaman düzeltmek zor olduğu gibi, çoğu zaman bunu ölüm bile çözemiyor.
Nedendir bilinmez ama kardeşler bir sefer anlaşmazlığa girdi mi düzelmesi nerdeyse mümkün olmuyor?
Büyüklerimizin de dediği gibi. Bir sefer kırılmaya görsün kolay kolay düzelmiyor.
Elbette kardeşlik ilişkilerini çok iyi yürütenler de var. Ben burada anlaşamayan, kalp kırıklıkları yaşayan ve de artık bu dargınlık kırgınlık olmasını istemeyenlere sesleniyorum.
Eminim bu yolda çok çaba harcayanlar da var. Esas olan günün sonunda elindekini kaybetmeden birlik beraberliği sağlamak olmalı.
Çünkü kayıplar geri gelmiyor canlarım.
Kırdığın, kırıldığın her neyse tamir et ve kazanan ol.
Yazımızı birkaç güzel sözle noktalayalım.
Kardeşlik yaşamın bize sunduğu en değerli hazinemiz değil mi? Yani aynı yıldızlara bakıp aynı hayalleri kurmaya kardeşlik demez miyiz?
Yalnızlığımızın yoldaşı değil midir kardeş?
Ömür boyu süren kardeşliğimiz kardeşliğiniz olsun canlarım.
Hoşçakalın
Deniz YILMAZ
#kardeşlik #kardeşilişkileri #aileiçiilişkiler #kardeşkıskançlığı #kardeşlerarasıiletişim
#ailebağları #aileiçikırgınlıklar #kardeşsevgisi #kardeşliküzerineyazı #kardeşlikduygusu
#ailedebirlik #kardeşlikönemi #kardeşlerarasıdargınlık #kardeşlikilişkilerinasılolmalı
#kardeşliküzerineduygusalyazı








