Kapitalist ülkelerde borsanın önemini yadsımak mümkün değil. Küçük yatırımla bile istediğiniz büyük şirketlere ortak olmanın, onların gelirlerinden kazanç sağlamanın en kısa yolu olarak görev yapar. Bunun için borsa tanımlanırken, hisse senetlerinin, tahvil ve emtia gibi finansal araçların alınıp satıldığı bir Pazar olarak tanımlanır.
Türkiye’de ise Borsa İstanbul, kurulduğu günden bu yana denirse doğru söylenmemiş bir söz olur ama uzun süreden bu yana küçük yatırımcının soyulduğu bir arenaya dönmüş durumda. Kazandırıyor gibi gösterip küçük yatırımcılara “gel gel” yapıldıktan sonra onların bırakın para kazanmasını, hayata küsmelerine zemin hazırlıyor.
ÜÇ GÜNLÜK KAYIP 1,5 TRİLYON TL
Borsa İstanbul ile ilgili daha önce bir yazı daha yazmıştım. 4 Ağustos 2023 tarihli yazımın başlığı “Borsaya umut bağlayanların kapısını hüsran çalacak” idi. O dönemde bugünkü gibi borsa endeksi yerlerde sürünmüyor, aksine her seansı yükselerek kapatıyordu.
Tarihinde en çok yatırımcının borsaya giriş yaptığı dönemdi. Medyada yatırımcı sayısının 8,5 milyonun üzerine çıktığı yolunda ve “tarihi rekor” haberlerinin yapıldığı günlerdi. Borsa İstanbul verilerine göre 28 Şubat 2025’te bu sayı 4,9 milyona kadar gerilemişti.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması ile başlayan süreçte endeks 10,800’lerden 9.000’lere kadar gerilemiş durumda. Günlük düşüş yüzde 7’ye ulaşınca otomatik devre kesiciler devreye girerek endeksin 8,000’lere gerilemesinin önüne geçilmeye çalışıldı.
Şimdi bir iki sıkıcı rakam paylaşmama izin verin.
17 Mart 2025 tarihi itibariyle BİST'in toplam değeri 9,646 trilyon TL veya 263,250 milyar dolar idi. Yaşananlar sonrasında 21 Mart 2025 saat 11:45 itibariyle 8,101 Trilyon TL'ye veya 213,184 milyar dolara düştü. TL cinsi kayıp 1,545 Trilyon TL, dolar cinsi kayıp 50 milyar dolara ulaştı.
Salim kafa ile düşünenlere burada bir hatırlatma yapmak istiyorum. Borsa endeksi önceki hafta 9,000’lerde idi. Sonra birden hızla yükselmeye başladı. Küçük yatırımcıya yükselme soluksuz devam edecek gibi bir hava estirildi.
Burada küçük bir soru sormama izin verin. İmamoğlu’nun hangi gün diplomasının iptal edileceğini, hangi gün gözaltına alınacağını bilen dahası bunları da medyada dillendirmekten çekinmeyenler vardı doğru mu?
Öyle ise geçen hafta yatırımcıya “gel gel” yapanlar, ellerindeki kağıtları satmak için bu rüzgârı bilerek estirmiş olabilirler mi?
BU ÜLKEDE BORSA DIŞINDA HER ŞEYE YATIRIM YAPILABİLİR
Yazdıklarım normal işleyişini süren bir piyasa (kapitalist) ekonomisinde geçerli değil. Kendi ülkemizin bugünü için geçerli.
- Bu ülkede dövize yatırım yapılıp para kazanılabilir,
- Bu ülkede TL’ye (faize) yatırım yaparak az ya da çok para kazanılabilir,
- Bu ülkede gayrimenkule yatırım yapılarak çok daha iyi para kazanılabilir.
- Ama bu ülkede borsaya yatırım yaparak para kazanılmaz. Kazanıyormuş gibi yapanlar da bu hafta olduğu gibi 6 ayda kazandığını 3 günde yok edip gider.
Türkiye’de borsanın bir mantığı yok. Dünya ile bir bağlantısı yokmuş gibi hareket eder. Borsalar Uzak Doğu’dan en Batı’ya kadar düşerken Borsa İstanbul yükselebilir. Bunu da borsa avcıları, “Türkiye pozitif ayrıştı” gibi bir yöntemle sunup saadet zincirinin devam etmesini sağlarlar.
Toparlandı, toparlanıyor havalarına kanmayın ne olur.
- Daha bunun tutuklanması var,
- İstanbul'a kayyım atanması var,
- CHP'ye kayyım atanması var,
- Külliye’nin muhaliflere kükremesi var,
- Türkiye’nin en büyüklerine yürünmesi var,
Başkalarını da söylemek burada pek yakışmaz. 
Siz bu dönemde dedelerinizin, ninelerinizin yatırım araçlarına dayanmayı en doğru yol olarak görün. Emin olun az ya da çok kazanırsınız. Ama asla sermayesi kediye yüklemezsiniz.
Gayrimenkule yatırım, her dönem için geçerli bir yarım aracı. Maslow’in “İhtiyaçlar Piramidi” tablosunun en temeli olan bir ve ikinci basamağını oluşturur.









