Girişimci İşadamları Vakfı’nın (GİV) bu ayki konuğu, Eyüp Sabri Tuncer Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Engin Tuncer oldu. Vakfın Eyüpsultan Bahariye Mevlevihanesi’ndeki merkezinde yapılan toplantıya, farklı sektörlerden iş insanları ve genç girişimciler katıldı.
Engin Tuncer, 1923’te dedesi tarafından kurulan şirketin üçüncü kuşak temsilcisi. İnegöl’deki evini satan dede Eyüp Sabri Tuncer, Cumhuriyet’in kurulduğu yıl, Ankara’nın gelişip büyüyeceğine inanarak, arkadaşlarının muhalefet etmesine rağmen yeni başkente gider. Burada şehrin ilk kaloriferli dairesinin altındaki dört dükkandan ikisini kiralar. 
Her dönem yenilikçi adımlar atan şirketin kurucusu, o döneme kadar hiç bilinmeyen yöntemlerle Ankaralılara bonmarşe tarzındaki mağazadan ürünlerini satmaya başlar. Gömlek, şapka, mendil, şemsiye, kolonya gibi ürünleri satmak için el broşürleri hazırlayıp dağıtır, indirim kuponlarıyla satış yapar, promosyon ürünler sunar.
Bugün dede Eyüp Sabri Tuncer’in ilk açtığı mağaza, Ankara Anafartalar Caddesi’nde ilk açıldığı dönemdeki dekoru ile faaliyet göstermeye devam ediyor. 1964 doğumlu olan Engin Tuncer, bunları anlatırken, kendisinin de ilkokul yıllarında dedesinin hayatta olduğu yıllarda bu mağazaya gidip ufak tefek işlerde yardım ettiğini anlatıyor.
“Hani bunun fişi? Benim bir ortağım var!”
Eyüp Sabri Tuncer’in Ankara Ticaret Odası’nın (ATO) 4 numaralı üyesi olduğunu belirten Engin Tuncer, ilk günden bu yana her şeyin kayıt altında olduğunu ve işletmede her işlemin resmi yapıldığını belirtiyor.
Bir gün dedesi, kendi masasında gelen misafirlerine ikram ettiği kolonya bitince, işyerinde yeni başlayan bir gence şişeyi kolonya doldurması için veriyor. Genç şişeyi tezgâhtan doldurup getirdiğinde dede Eyüp Sabri Tuncer, “Hani bunun fişi?” diye sorunca, “Ustam, sen buranın sahibisin. Sana fiş kesmek mi olur?” diye karşılık verir. Bunun üzerine, “Bak evladım. Benim burada olmayan bir ortağım var. Devlet alacağı vergilerle benim ortağım. Benim onun da hukukunu korumam gerek” diye karşılık verir.
Engin Tuncer, işletmelerinin tamamında hediye olarak verilen ürünlerin, evlerine götürdükleri her ürünün mutlaka fişlerinin kesildiğini ve KDV dahil her türlü vergilendirmesinin yapılmaya devam edildiğini hatırlatıyor. Çalışan herkesin ilk günden bu yana ücretinin brütü üzerinden gösterildiğini ve sigortalarının bu rakam üzerinden yatırıldığını not olarak belirtiyor.
Babası Sabahattin Tuncer’in 1969’da dünyaya kolonya esansları satan İsviçreli firma ile doğrudan temas kurup oradan ham madde getirmeye başlamasıyla, ana ham madde maliyetinin onda bire düşürdüklerini ifade eden Engin Tuncer, yeni yatırımlar ve oluşan kârlılığı iş yaptıkları kişilerle paylaşmak için 1972’de şirketin yüzde 25’ini halka açıp yeni yatırımlara girdiğini kaydediyor.
“Babam öldüğünde üzerinde tek bir tapu yoktu”
Engin Tuncer, geçtiğimiz haftalarda BloombergHT’de katıldığı bir programda gayrimenkul edinmeyle ilgili bazı açıklamalarda bulunmuş ve sözleri hayli tartışılmıştı. Şirket yöneticilerinin konut yatırımı yapmadıklarını ve ihtiyaçlarının dışında gayrimenkul almadıkları, “Birden fazla evi olmak kul hakkına girer” yolundaki sözleri hayli yadırganmıştı.
Gayrimenkul konusundaki görüşlerini tekrarlayan Engin Tuncer, babası Sabahattin Tuncer 2016’da vefat ettiğinde üzerinde tek bir tapunun çıkmadığını söyledi. Babası vefat ettiğinde pek çok tanıdığının kendisine gelip, bu işletmeyi kendisinin tek başına sırtlandığını hatırlatarak kız kardeşinin bir hakkı olmadığını ve şirketin tamamen kendisinin üzerine kalmasını salık verdiğini anlatan Engin Tuncer’in, bu tarz telkinde bulunanlara karşı verdiği cevabı paylaştı:
“Bakın Sabahattin Tuncer’in oğlu olmayı ben seçerek dünyaya gelmedim. Kız kardeşim de kendi seçmedi. Yaratan bizi kardeş yaparak işi benim götürmemi uygun bulmuş. Bu şirkette benim hukukum ne ise kardeşiminki de o.”
Eyüp Sabri Tuncer, 2010’lu yıllara doğru ürün yelpazesini genişletiyor. Bugün bulaşık yıkama ürününden, çamaşıra, kişisel bakımdan diş macununa kadar 650 dolayındaki ürünle bir evin kullanabileceği bütün ürün yelpazesine ulaşmış durumda.
Bugün piyasada bulunan pek çok diş macununda florür ve kansorejen madde bulunan katkı maddelerinin olduğuna dikkat çeken Engin Tuncer, şunları söyledi:
“Florürün insan sağlığına zararları konusunda binlerce bilimsel makale yayınlanmış durumda. Buna rağmen şirketler, florürlü diş macunu üretmeyi sürdürüyor. Biz Ankara’da sağlıklı diş macunu üreten büyük bir tesis kuruyoruz. Faaliyete geçtiğinde Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük diş macunu üretim tesisi olacak.”
“15 inek yerine bir at besleyin”
Binicilik Federasyonu Başkanlığı görevini de yürüten Engin Tuncer, biniciliğin Türkiye’de yaygınlaştırılması için bir dizi çalışmalar yaptıklarını anlattı. Güney Marmara bölgesinin sektörün ihtiyaç duyduğu atların yetiştirilmesi için uygun bölge olduğuna dikkat çeken Tuncer, bir at beslemenin 15 inek beslemekten çok daha kârlı olduğunu söyledi.
Vehbi Koç, Eyüp Sabri Tuncer’e kolonya satışını artırma önerisinde bulundu muP
Soru cevap bölümünde, şehir efsanesi gibi dilden dile dolaşan Vehbi Koç’un, dedesine yaptığı söylenen, “Kolonya satışını artırmak için şişenin deliğini büyüt” önerisinde bulunduğu ve bunu uygulayan Eyüp Sabri Tuncer’in kolonya satışlarının kısa sürede patladığı yolundaki söylentinin gerçek olup olmadığı soruldu.
Vehbi Koç’un peynirlerden kurt ayıklayıp dükkanında sattığı dönemde dedesinin kolonya üretip dağıtım yaptığını belirten Engin Tuncer, anlatıldığı gibi Vehbi Koç’tan dedesine böyle bir tavsiyenin olmadığını söyledi. Bu “Kolonya şişesinin deliğini büyüt” yolundaki önerinin bir gerçekliğinin olma ihtimalinin de bulunmadığını belirten Tuncer, kendi sistemlerinin nasıl çalıştığını şöyle anlattı:
“Bir kez Eyüp Sabri Tuncer, Türkiye’nin pek çok yerine kolonya gönderiyor. Bu kolonya şişelerinin hepsi ağızları deliksiz olarak ulaştırılıyor. Delikli gönderilse yolda akıp dökülür. Kolonya şişemizi alan kişi, kendi evinde veya işyerinde ihtiyacına göre bunları delerdi. Kimi iğne ucuyla, kimi tığla kimi de ihtiyacına göre deliğini ayarlardı. Bu iddia, bir şehir efsanesi bile değil ama insanlar anlatıyor.”









