Son 3 yılda Türk yatırımcılar, Türkiye'deki ekonomik belirsizlikler, enflasyon ve "riskli" görülen ortam nedeniyle Dubai'ye büyük ilgi gösterdi. Uluslararası yatırım ajanslarının verdiği rakamlara göre 10 milyar dolarlık konut yatırımı yapıldı; bazı tahminlere göre bu rakam son yıllarda hızla artarak milyarlar seviyesine ulaştı. Türkler, Dubai'yi "güvenli liman" olarak gördü: vergisiz kira getirisi, yüksek yaşam standartları, döviz bazlı kazanç ve jeopolitik istikrar vaadiyle lüks villalar, rezidanslar ve Palm Jumeirah gibi prestijli projelere akın etti.
Birçok kişi, "Türkiye riskli, Dubai güvenli" diyerek servetini buraya taşıdı; hatta toplu alımlar (50 daireye varan) haber oldu.Ancak bu ışıltılı imaj, beklenmedik bir şekilde sarsıldı. Şubat-Mart 2026'da ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları sonrası İran misilleme olarak Körfez ülkelerini hedef aldı. Dubai ve Abu Dhabi başta olmak üzere BAE'ye yüzlerce balistik füze ve drone fırlatıldı. UAE hava savunması çoğu projeyi imha etse de düşen enkaz parçaları ciddi hasara yol açtı:
- Palm Jumeirah'da yangınlar çıktı, lüks oteller ve rezidanslar etkilendi.
- Burj Al Arab gibi ikonik yapılar hasar gördü veya yakınlarında yangın başladı.
- Dubai Marina'da gökdelenlere insansız hava araçları düştü, bazı binalarda yangın ve duman yükseldi.
- Dubai Uluslararası Havalimanı geçici olarak uçuşlara kapandı.
- Enkaz nedeniyle sivil ölümler yaşandı (Abu Dhabi'de en az 1, genel bölgede 4+ ölüm ve 100+ yaralı rapor edildi).
Türk yatırımcıların bir kısmı tam da bu dönemde Dubai'de tatil yapıyor veya yeni aldıkları mülklerde bulunuyordu. "Güvenli ve ışıltılı hayat" hayaliyle gidenler, siren sesleri, patlamalar, bodrumlara sığınma ve kaosla karşılaştı. Birçok kişi evlerinden tahliye edildi, lüks otellerde mahsur kalan ünlüler ve turistler sosyal medyada ironik yorumlar yaptı. Bölge sakinleri, yıllardır "savaşın dokunmadığı cennet" diye pazarlanan Dubai'nin birdenbire çatışma hattına dönüştüğünü gördü.
Peki Dubai imajını toparlayabilecek mi?
Kısa vadede zor görünüyor. Eğer tahrip olan sadece binalar olsaydı onarılması kolay olurdu, "güvenli liman" algısı ağır darbe aldı; borsalar sert düştü, sigorta primleri fırladı, bazı uluslararası şirketler ve zenginler geçici ayrılış başlattı. Dubai Prensi'nin influencer'lara "güvenliyiz" mesajı yayma talimatı verdiği iddiaları bile dolaşıyor, ancak gerçek hasar (maddi-manevi) ortada.Uzun vadede Dubai'nin toparlanma gücü yüksek: güçlü ekonomi, altyapı yatırımları ve geçmiş krizlerden (örneğin 2008, Arap Baharı, pandemi) hızlı çıkış deneyimi var.
Ancak bu olay, yatırımcılara "hiçbir yer %100 risksiz değil" hatırlatması oldu. Türkiye'den gidenlerin bir kısmı "keşke Türkiye'de kalsaydık" diye düşünürken, diğerleri hâlâ uzun vadeli potansiyele inanıyor.
Sonuçta, emlak yatırımı sadece getiri değil, aynı zamanda güvenlik ve istikrar meselesi. Dubai'nin ışıltısı hâlâ parlak, ama artık gölgesinde bir soru işareti var: Bir sonraki krizde ne olacak?









