Yüksek konut kredisi faizleri nedeniyle birçok kişi ev alımını ertelemeyi tercih ediyor. Ancak finans uzmanlarına göre yalnızca kredi faizine odaklanmak, uzun vadeli yatırım hesabında yanıltıcı sonuçlar doğurabiliyor. Özellikle enflasyonist ekonomilerde gelir üreten veya kira giderini ortadan kaldıran varlıklar için kullanılan krediler, "iyi borç" olarak değerlendiriliyor.
İyi borç ile kötü borç arasındaki fark
Ekonomi literatüründe borç, tek başına iyi ya da kötü olarak tanımlanmıyor. Asıl belirleyici unsur, borcun hangi amaçla kullanıldığı oluyor.
Gelir sağlayan veya zaman içinde değer kazanma potansiyeli bulunan bir varlık edinmek amacıyla kullanılan finansman "iyi borç" olarak kabul edilirken, tüketim harcamaları için alınan ve gelir üretmeyen krediler ise "kötü borç" sınıfına giriyor.
Uzmanlara göre;
- Kiraya verilecek bir konut satın almak,
- Kendi oturacağı evi alarak kira ödemesinden kurtulmak,
- İşletmenin üretim kapasitesini artıracak yatırım yapmak,
uzun vadede gelir oluşturduğu için iyi borç örnekleri arasında gösteriliyor.
Buna karşılık;
- Tatil,
- Lüks tüketim,
- Son model telefon,
- Organizasyon giderleri
için kullanılan krediler ise herhangi bir gelir üretmediği için finansal yük oluşturuyor.
Konut neden diğer yatırımlardan ayrışıyor?
Türkiye'de uzun yıllardır yüksek enflasyon yaşanması nedeniyle gayrimenkul, yatırımcıların en çok tercih ettiği varlıklar arasında bulunuyor.
Konut yatırımının öne çıkmasının başlıca nedenleri şöyle sıralanıyor:
- Düzenli kira geliri sağlayabilmesi,
- Uzun vadede enflasyona karşı değerini koruması,
- Bankalar tarafından güçlü teminat olarak kabul edilmesi,
- İhtiyaç halinde yeniden finansman imkânı sunması,
- Aynı anda hem kullanım hem yatırım amacı taşıması.
Uzmanlara göre konut, yalnızca fiyat artışıyla değil, kira getirisi sayesinde de yatırımcıya düzenli nakit akışı sağlayabiliyor.
Faiz yüksek diye beklemek doğru mu?
Konut almayı düşünenlerin en çok sorduğu soruların başında yüksek kredi faizleri geliyor.
Ekonomi uzmanları ise bu konuda farklı bir bakış açısına dikkat çekiyor.
Kredi faizlerinin düşmesi çoğu zaman konut talebini artırıyor. Talepteki artış ise konut fiyatlarının yükselmesine neden olabiliyor. Bu nedenle faizlerin düşmesini bekleyen bazı yatırımcılar, daha yüksek fiyatlardan ev almak zorunda kalabiliyor.
Bu nedenle yatırım kararında yalnızca faiz oranının değil;
- satın alınacak konutun değeri,
- kira potansiyeli,
- kişinin gelir seviyesi,
- kredi ödeme kapasitesi
birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
Kira ödemek mi, kredi ödemek mi?
Uzmanların dikkat çektiği bir diğer konu ise kira ile kredi taksitinin karşılaştırılması.
Satın alınan konut kiraya veriliyorsa kira gelirinin kredi taksitinin önemli bölümünü karşılayabilmesi mümkün olabiliyor.
Konutun içinde oturulması halinde ise her ay ödenen kira yerine kredi taksiti ödeniyor. Böylece yapılan ödeme, başkasının mülküne değil kişinin kendi varlığına dönüşüyor.
Gelir artışlarının zaman içinde kredi taksitlerine göre daha hızlı gerçekleşmesi durumunda kredi yükünün reel anlamda azalabileceği de ifade ediliyor.
Her kredi yatırım anlamına gelmiyor
Uzmanlar, borçlanmanın mutlaka planlı yapılması gerektiğinin altını çiziyor.
Gelir seviyesi hesaplanmadan kullanılan krediler ciddi finansal risk oluşturabiliyor. Özellikle ödeme gücünü aşan borçlanmalar, iyi borcu kısa sürede kötü borca dönüştürebiliyor.
Bu nedenle kredi kullanmadan önce;
- acil durum bütçesi oluşturulması,
- aylık ödeme planının gerçekçi hazırlanması,
- gelir kaybı ihtimalinin hesaba katılması,
- yatırımın uzun vadeli düşünülmesi
öneriliyor.
Rakamlarla
Konut aynı anda hem kullanım hem yatırım amacı taşıyan nadir varlıklardan biri olarak görülüyor.
Düzenli kira geliri oluşturabilmesi, yatırımcı açısından önemli avantaj sağlıyor.
Bankalar tarafından en güçlü teminatlardan biri olarak kabul ediliyor.
Enflasyonist dönemlerde uzun vadeli değer koruma özelliği nedeniyle öne çıkıyor.
Herbiremlak

















