İmar Kanunu’nun 18. maddesine dayalı parselasyon uygulaması, Türkiye’de en çok tartışılan imar düzenlemelerinden biri. Arazi sahiplerinin rızası alınmadan yapılan bu düzenleme, taşınmazlarda önemli hak kayıpları ve yeni ortaklıklar doğurabiliyor.
Türkiye’de imarsız arazilerin imar planına dahil edilmesi sürecinde en kritik adımlardan biri, İmar Kanunu’nun 18. maddesine göre yapılan parselasyon işlemleri. Halk arasında “18 uygulaması” olarak bilinen bu düzenleme, belediyelerin mülkiyet hakkına doğrudan müdahalesini içeriyor.
Bu uygulama kapsamında belediye veya ilgili idare, arazilerden %45’e kadar düzenleme ortaklık payı (DOP) alabiliyor. Söz konusu pay; yollar, parklar, kamu binaları ve ortak kullanım alanları için ayrılıyor. Ancak bu kesintiler karşılığında araziler, imar parseline dönüştürülerek yapılaşmaya uygun hale getiriliyor.
Arazi sahiplerinin dikkat etmesi gerekenler
madde uygulaması, belediyeler tarafından hazırlanarak 30 gün süreyle askıya çıkarılıyor. Bu süre içinde arazi sahiplerinin yeni parsel dağılımını kontrol etmesi ve olası mağduriyetlere karşı itiraz etmesi gerekiyor. Aksi halde süreç, yıllarca sürebilecek idari davalara taşınabiliyor.
Özellikle değerli bölgelerde yapılan uygulamalarda rant tartışmaları ve hak kayıpları yaşanabildiği için, askı sürecinde dosyaların dikkatle incelenmesi büyük önem taşıyor.
Yeni ortaklıklar ve hisseli parseller
madde uygulaması sonrasında arazi sahiplerinin parselleri değişebiliyor. Tek başına mülkiyeti olan bir taşınmaz, büyük parsellerin oluşturulması gerektiğinde hisseli hale gelebiliyor. Özellikle turizm imarlı bölgelerde büyük parsel zorunluluğu, komşularla ortak mülkiyet doğurabiliyor.
Bazı durumlarda arazide daha önce imarsız yapı yapılmış ve imar affından faydalanılmışsa, bu yapılar korunuyor. Ortaklığın çözümü için ise izale-i şuyu (ortaklığın giderilmesi davası) gibi yollar gündeme gelebiliyor.
Uzman yorumu – Şehir plancısı Sertaç Temur
“18. madde uygulaması teknik bir süreçtir ancak mülkiyet hakkına doğrudan müdahale içerdiği için her zaman dikkatle takip edilmelidir. Arazi sahiplerinin hak kaybı yaşamaması için askı sürecinde dosyaları incelemeleri ve gerektiğinde itiraz etmeleri şarttır. Aksi halde hem uzun yıllar sürecek davalarla uğraşmak zorunda kalabilirler hem de taşınmazlarını verimli şekilde kullanamayabilirler.”
HerbirEmlak

















