Temmuz'un son on günü gökyüzünün en yoğun günlerine ev sahipliği yapıyor. Yıl boyunca biriken iç hareketler, yavaş yavaş görünür olmak üzere bir araya geliyor. Satürn kıpırdamadan durduğu yerde dönüşünü tamamlıyor, Merkür haftlaradır geriye doğru yürüyor ve ışığa döneceği ana hazırlanıyor, Güneş ile Jüpiter Aslan burcunda buluşmak için birbirlerine doğru ilerliyor. Hepsinin birden sahneye çıkması tesadüf değil; bu, bir nehrin büküm yerinde toplanıp yön değiştirmesine benzeyen bir göksel eşzamanlılık.
Merkür'ün düz hareketi sessiz bir çıkış
Merkür 29 Haziran'da başladığı Retro hareketini bitirmeye hazırlanıyor. Merkür retrosu haberleşmeyi, karar vermeyi, anlaşmaları, yazılı sözleşmeleri, elektronik cihazları yavaşlatır. Yengeç burcunda bu geri hareketi yaptığı için biz bu etkilere ek olarak aile, ev, aile bireylerinin sağlığı, geçmiş konular, kırgınlıklar, konuşulmayanlar ve duygularımız üzerinden deneyimledik. Bu süreçte pek çok şeyin “henüz değil” dediğini hepimiz hissettik. Bir düşüncemiz karşı tarafa ulaşmadı, bir niyet geri döndü, bir fikir üzerine tekrar düşünmek zorunda kaldık. Bu bir kayıp değil; Merkür retrosu tam da budur, gözden geçirmek için durmak. Aile içi konuları çözmek için bize bir zaman tanıdı.
24 Temmuz 1:57’de Merkür Yengeç'in 16 derece durağanlaşacak ve düz harekete geçecek. Gölge etkileri 11 Ağustos’a kadar devam edecek. Düz hareketin psikolojik anlamı nettir artık ileriye bakabiliriz. Geriye dönüp tekrar tekrar tarttığımız meseleler, durgunlaştığımız anda harekete geçer. O durağanlaşma anı, Merkür'ün yaklaşık bir aydır biriktirdiği tüm enerjiyi serbest bıraktığı andır. O günlerde bitirilmiş bir yazışma, imzalanmış bir karar, söylenmiş bir söz, atılmış küçük bir adım büyük bir rahatlama getirir.
Ancak! Merkür-Satürn karesi
Sessiz bir çıkış başlığını verirken tam da bundan sebep yazdım. Merkür Yengeç'te, Satürn Koç'ta, aralarında 90 derecelik bir kare açı var ve bu kare tam şu an ikinci kez gerçekleşiyor. İlk kare, Merkür ileri giderken gerçekleşmişti. İkinci kare, Merkür düz hareketine geçtiği günlerde olacak. Kare açısı zorlama açısıdır; iki gezegeni birbiriyle sürtüşmesi gibidir.
Merkür zihnimizi, düşüncelierimizi, karar mekanizmamızı, iletişim şeklimizi, ifade edişimizi temsil eder. Retro sürecinde bu alanda bir terslik olur. İletişim şeklimiz, ifademiz, düşüncelerimiz sekteye uğrar. Doğru karar vermekte zorlanırız ve sonuç olarak keşkelere gebe olan dönemi işaret eder. bu nedenle önemli kararlar için beklemeyi tavsiye ederiz, kontrolleri iyi yapın, bir bilene danışın deriz. Şimdi Retro bitiyor düşünüyoruz ama Satürn baskıyla bu ifade dilimizden rahat dökülmüyor. Baskı hissi var. Dilimiz şişti taş oldu da derdimizi şöyle rahatlayarak aktaramıyoruz. Ya da düşünüyoruz düşünüyoruz da netleşemiyoruz. İçimizde bir ses sanki Retro bitişini kabul etmiyor sürekli dur, bekle, şimdi değil, bir şey eksik diyor. Bir kararın eşiğindesiniz belki ama sorumluluk duygusu ayağınıza dolanıyor. Bu kare genellikle erteleme, hayal kırıklığı, zihinsel blokaj olarak yaşanır. Ancak derininde ne olduğuna bakıldığında, kare bir engel değil, bir eşiktir. Zihin ve yapı arasındaki gerilim, bizi daha sağlam bir karara hazırlar.
Satürn retrosu dış yapıyı içeriden yeniden kurmak
Satürn 26 Temmuz’da Koç burcunda durağanlaşarak retro hareketine geçecek. 10 Aralık 2026'ya kadar sürecek. Satürn retrodayken yapı inşa etmek değil, var olan yapıyı gözden geçirmek söz konusudur. Bu süreç “yeni bir düzen nasıl kurarım” değil, “kurduğum düzen hâlâ bana ait mi, hâlâ bana hizmet ediyor mu” “bu düzeni doğru şartlar ve temellerde kurdum mu” sorularını gözden geçirmemiz gerektiğini gösterir.
Satürn geri seyrini Koç burcunda yapacak. Koç, ben kimim, ne istiyorum, hangi yöne yürüyorum sorularının burcu. Satürn ise bu soruları olgunlaştırıyor; aceleci, öfkeli, savunmacı benliği disipline davet ediyor. Retroyla birlikte bu soruları artık başkalarına değil, kendi içimize yöneltiyoruz. Dışarıdaki otorite figürleri, kurallar, yükümlülükler biraz geri çekilir; yerine, kendi kendimize verdiğimiz sözlerin ağırlığı geçer. Satürn retrosunun olgunlaştırdığı en değerli ders budur. Yetişkin olmak, başkasının onayını beklemekten vazgeçmektir.
Bu retro, 2025 ilkbaharında Koç'a girişinden bu yana kurduğumuz tüm yeniden başlangıç yapılarını gözden geçirecek. Belki yeni bir iş planı, belki bir ilişkideki yeni sınır, belki kişisel bir proje. Hangisi gerçekten sizden çıktı, hangisi hâlâ başkasının beklentisinin yankısı sorusu, bunlar retro boyunca defalarca sorulacak.
Yusufçuk Günleri Güneş-Jüpiter kavuşumu, karanlıktan ışığa çıkış
25-30 Temmuz arası, gökyüzünün en parlak beş günü. Güneş ve Jüpiter, Aslan burcunda buluşuyor. Güneş ve Jüpiter her yıl bir defa kavuşur bu kavuşumun burcu her yıl değişir. Jüpiter büyüten etkiye sahiptir. Güneş’le kavuşumda ise Güneşin ışığını büyütür. Bu nedenle ışığın en yoğun olduğu zamanı anlatır. Yusufçuk Günlerinin adı, hem Hazreti Yusuf'tan hem de yusufçuk böceğinden gelir. Peki hiç düşündünüz mü bir böceğin adı neden bir peygamberden gelir?
Yusuf peygamberin hikayesini hepimiz biliriz:
Bir çocuk vardı, kardeşleri ve Babası Yâkub. Gözleri yaşlı, yüreği her gece aynı düşle dolan bir peygamber. Çocuk bir gece uyurken, rüyasında on bir yıldız, güneş ve ay gördü; hepsi ona secde ediyordu. Uyanınca koştu babasına, gözleri faltaşı gibi, nefesi kesik şekilde rüyasını anlattı. Babası sustu ve biliyordu bu Yusuf’tan başkası değildi. Ancak kardeşleri bunu anlamazdı, anlamadı da…
Babalarının gözlerinde Yusuf’a ayrı bir bakış gördüler, başka bir sevgi. Hatta bu sadece sevgi değildi, bir tür saygıydı, bir tür teslimiyetti. Haset ateşi yavaş yavaş yüreklerini kemirmeye başladı. Bir gün dediler ki, “Onu kırdan uzağa götürelim, oynasın.” dediler. Sözleri yumuşacıktı. Yürekleri sertti. Yusuf’u kuyuya attılar.
Kuyunun dibi ıslak ve soğuktu. Orada yalnızdı. Ağladı. Sonra susacak oldu. Sonra yine ağladı. Babası yukarıda, kardeşleri uzakta, gökyüzü ince bir yarıktan görünüyordu yalnızca. O yarıktan gelen ışık çok azdı.
Çocuk, kuyunun dibinde bir kervanın geçeceğine inanmadı önce. Ama bir gün, suyun yüzeyinde bir gölge, bir ses, bir uzaktan gelen nal sesi… Onu sudan çıkardılar. Çöle götürdüler. Sonra Mısır'a sattılar. Köle oldu.
Bir kölenin kalbi paramparça olur genelde. Ama bu çocuğun kalbi sağlamdı. Çünkü yıllar önce bir rüya görmüştü ve o rüya onu taşıyordu. Kuyuda bile olsa o rüyanın içinde duruyordu.
Mısır'da bir evin hizmetinde büyüdü. Güzelleşti. Yüzünde bir ışık vardı, evin hanımı o ışığa baktıkça kendi karanlığını gördü. Yüreğine bir ateş düştü. Çocuğa günlerce göz koydu. Bir gün yalnız kaldıklarında, yürüdü, kapıları kapattı. "Beni ister misin?" dedi. Çocuk, "Allah'a sığınırım" dedi. Kadının yüreği paramparça oldu, iftira attı, çocuk zindana girdi.
Bir gece, bütün Mısır'ın sultanı bir rüya gördü: yedi semiz inek, yedi zayıf inek yiyordu. Yedi yeşil başak, yedi kuru başak. Hiçbir bilge yorumlayamadı. Sonra zindandaki adamı hatırladılar. Çıkardılar. Yüzü hâlâ aynı, gözleri hâlâ aynı, içindeki ışık hâlâ aynı.
Yusuf rüyayı yorumladı: yedi bolluk yılı, yedi kıtlık yılı gelecek. Hazırlık yapın. Sultan, Yusuf’u baş vezir yaptı. Tahtın yanına oturttu. Bir köle, bir zindan çocuğu, tahta yaklaştı.
Sonra babası geldi. Gözleri çoktan ağarmış Yâkub, yıllarca ağlamaktan gözleri görmez olmuş, oğlunu arıyordu. Yıllarca yasını tuttu. Çocuğu kuyuya atan kardeşler geri döndü, af diledi. Yusuf, ayağa kalktı, kardeşlerini bağrına bastı. "Bugün kınanmayacaksınız, Allah bağışlar" dedi.
Görmediği babası geldi, yıllardır ağlayan gözler açıldı, gördü. Rüya tamamlandı. On bir yıldız, güneş, ay, hepsi ona secde etti.
Yusuf'un hayatı bir kuyuda başlar, taçla biter. Karanlıkta doğan çocuk, karanlıktan geçerek ışığa çıkar. Kuyu onu yutmadı, sular onu boğmadı, zindan onu kırmadı. Her karanlık onu biraz daha arıttı. Her ihanet onu biraz daha olgunlaştırdı. Her yalnızlık onu biraz daha kendine döndürdü.
Yusufçuk da böyle yaşar. Suyun altında, balçığın içinde, bir larva olarak başlar hayatına. Aylarca, yıllarca, karanlık suyun dibinde, taşların arasında kalır. Kimse görmez onu. Kimse bilmez orada olduğunu. Sonra bir gün, suyun yüzeyine doğru yükselir. Kılıfını yırtar. Kanatlarını açar. Işığa doğru uçar.
Yusufçuk, suyun altında yıllarca bekleyen ve bir gün kanatlanan ruhtur. Yusuf, kuyunun dibinde ağlayan ve bir gün tahta oturan çocuktur. İkisi de aynı hikâyeyi anlatır: karanlık, sabır, dönüşüm, ışık.
Bu hikaye bizlere bizim de bir kuyumuz olduğunu ve bu kuyudan kanatlanıp çıkmak için bir zaman olduğunu gösterir. Bu bazen ilişkimizdir, işimizdir, sorumluluklarımız belki de kaçtığımız şeylerdir. Hepimiz içimizdeki karanlığa rağmen (öfke, başarısızlık, değersizlik, hırs, ihtiras, kıskançlık, öfke) onu aşabileceğimizi, Güneş’le o karanlığın dineceği ve ışığa yürüyeceğimiz zamanın olduğunu, her yıl bu fırsatın bir defa geldiğini anlatır.
Güneş-Jüpiter kavuşumu astrolojide yaşam enerjisinin, yaratıcılığın, kendini ifade etme arzusunun, cömertliğin ve iyimserliğin zirve yaptığı andır. Bu yıl bu kavuşumun Aslan burcunda olması bunu sahneyle, performansla, liderlikle, çocuklarla, oyunla, aşkla, sanatla ilişkilendiriyor. Bu beş gün, içinde biriken ne varsa onu görünür kılmak için ideal bir pencere.
Bir de not bırakmak istiyorum. Yusuf kuyudan çıkınca tacı takmaz önce köle olur. O taca giden yolu kalbini karartmadan yürümüştür. Demek istediğim Güneş-Jüpiter kavuşumu kuyudan çıkıştır tacı takış değil…
Bir yaratıcı projenin ilk adımı, bir paylaşım, bir sahneye çıkış, bir çocukla oyun, bir topluluğa sesleniş, bir armağan, bir kutlama. Yusufçuk günleri “yapmaya başla” günleridir. Hata yapma korkusu, mükemmeliyetçilik, “henüz hazır değilim” düşüncesi bu pencerede biraz geri çekilir. Hayatın kendisi “şimdi” diyor.
27 Temmuz’da Ay düğümleri burç değiştiriyor. Onu da bu hafta yazacaktım ama çok uzadı haftaya Kova dolunayı ve Ay Düğümlerinin burç değiştirmesini birlikte anlatırım.
Haftanın günlük enerji dağılımı
20 Temmuz Pazartesi
Haftaya Ay Terazi burcunda başlıyoruz. Sosyalleşmek, iletişimde olmak, sanatla ilgilenmek, adaleti aramak, güzellik ve estetikle ilgili konularla ilgilenmek istediğimiz bir gün. İlişkilerde ilk önceliğimiz denge ve uyum. Peki bizi nasıl bir gün bekliyor? İlhamın genişlediği, hayallerimiz için harekete geçirici enerjilerin yüksek olduğu günlerden geçiyoruz. Hayat felsefemizi, yaptığımız şeyi büyütme fırsatı var. Hedefler mi hayaller mi? Ulaşılabilir hedeflerin peşinden gitmek akılcı olacak ki bu konuda destek var. Hareket gücümüz yerinde. Diğer yandan zorlayıcı ve yıpratıcı gündemler de var elbette. Şans ve fırsatları risk almadan değerlendirmek akılcı olur. Ay büyüme evresinde koruyuculuğu artıyor. Merkür düz hareketine dönmeden önce daha da yavaşlıyor. Karar vermek için zorlu. Beklenen cevapların gelmesi zihnimizin rahatlaması önümüzdeki haftayı bulur. Ama o yavaşlama hissi son bir gözden geçirme şansı veriyor.
21 Temmuz Salı
Güne Ay Terazi burcunda güne başlıyoruz. Bugün öğle saatleri dengeyi bulmakta zorlanabiliriz. Eş, baba, patronla anlaşmazlıklar yaşanabilir. Ancak iyi şeyler de oluyor ve fırsatlar geliyor. 14:05-16:34’e kadar olan zaman diliminde Ay boşlukta. Bu saate önemli iş, görüşme veya karar almıyoruz. Ardından Ay Akrep burcuna geçiyor. Derinleşme ihtiyacımız artıyor. Olayların görünmeyen yüzü, bize söylenenlerin arkası, söylemediklerimizde saklananların peşindeyiz. İçsel bir dedektif gibi… büyüme potansiyeli olan sürpriz gelişmeler hafta boyu etkili. Evet bazı zorlu taraflar var dikkat etmemiz gereken ama bir o kadar da iyi olaylar ve şanslar var. Açılan kapıdan ilerlemek fayda sağlar. Akşama doğru dengeyi bulup yola devam diyoruz. Bir uyarı sağlıkla ilgili olsun. Akşam saatlerinde sakarlık, kaza enerjisine dikkat bir de söylediklerimize. Boğaz, boyun bölgesi rahatsızlıkları, incitme, burkmalar olabilir dikkat. Gece saatleri kıskançlıklar, baskı, güç savaşı, manipülasyonlar olabilir. Tavsiyem erken yatın.
22 Temmuz Çarşamba
Güne Ay Akrep burcunda başlıyoruz. Derin ve gizemli. Zorlayıcı bir günün ardından keyifli bir güne uyanıyoruz. Gün bir şekilde ilerliyor. Fırsatlar, şanslar bir o kadar da kendine fazla güvenip riske girme dürtüsü olabilir. Akşam saatleri güzellik, bakım gibi işlerle ilgilenebiliriz. 22:12’de Güneş Aslan burcuna geçiyor. Parlama isteği, ön planda olma arzusu, kendini ispat çabası. Güneş yönettiği yerde tahtında. Aslan burcu arkadaşlar doğum gününüz kutlu olsun. Aslan burcu içimizdeki çocukla iletişime girmek onunla birlikte o çocuksu neşeyle ilerlemek için güzel zamanlardır. Bir o kadar gösteriş, alkış istediğimiz, aşkın peşine düştüğümüz zamanları da temsil eder. Gece ikili görüşmelerden fayda sağlanabilir.
23 Temmuz Perşembe
Ay Akrep burcunda güne başlıyoruz ve tüm gün Akrep burcunda ve boşlukta ilerliyor. Bugünün enerjisi haftanın en boğucu ve bilinmez halini taşıyor. Haftanın nazarlığı. İyisi mi rutin nimettir deyip eldeki mevcut işlerle ilgilenmek. Görüşmeler, başlangıçlar, yeni adımlar ve kararlar için ideal bir gün değil. Merkür geri hareketini bitirmek üzere. Diğer taraftan Satürn’le sert açısı olduğu için o durma hissini tüm gün hayli yoğun deneyimleyebiliriz. Bu etki Merkür düz hareketine başladığı ilk hafta da etkili. Yani Merkür düze dönüyor diye her şey hemen yoluna girmiyor. Dikkat edilmesi gereken bir zaman. Bu baskıyı düşüncelerimizi yere sağlam basan bir hale dönüştürmek için değerlendirebiliriz. Sözümüzün sorumluluğu almak çok kıymetli.
24 Temmuz Cuma
Güne Ay Akrep burcunda boşlukta başlıyoruz. Gece 1:57’de Merkür retrosu bitiyor. 4:06’da Ay Yay burcuna geçiyor. İlk saatlerinde enerjiler dengesiz. Çoğumuzun uykuda olacağı bu zaman dilimi rüyalarda gelen mesajlarla kendini hissettirebilir. Sabaha uyandığımızda ve günün genelinde dengeli ve iyi etkiler var. Şansımız açık, ilhamımız yerinde, merhamet ve sevgi ön planda. Öğle saatleri bazı karışık ani durumlar olabilir. Ama hemen kötü deyip geçmeyelim. Ani bir haberle yön değişimi yaşanabilir. Biraz da sakarlık ve kazalara açık bırakabilir. Dikkatimiz yerinde olsun. Bir şeyler değişiyor. Mesele değişime direnç göstermek değil, birlikte ilerlemeyi öğrenmek. Romantizm isteyen akşam saatlerini değerlendirebilir.
25 Temmuz Cumartesi
Güne Ay Yay burcunun maceracı ve hareketli enerjisiyle başlıyoruz. Neptün ve Plüton arasındaki iyicil açı bugün kesinleşiyor. Etkisini zaten hissediyorduk bir süre daha hissetmeye devam edeceğiz. Sabah saatleri oldukça verimli. İşler rahat ilerler. Öğleden sonra ilişkiler ve değerler üzerine bazı sorunlar yaşanabilir. Kendimizi değersiz hissettirebilir. Bununla hareket etmek bizi zorlayabilir dengemizi bozabilir. Yanlış adımlara neden olabilir. Akşama doğru kaza ve sakarlıklar yaşanabilir. Ay Yay burcunda gezip tozmayı, yeni yerler keşfetmeyi, doğada zaman geçirmeyi temsil eder. Bugün sizin de kanınız hızlı akıp bir yerlere giderseniz dikkatli olun. Koşmadan önce ısının. 17:57’de Ay boşluğa giriyor ve günü boşluk enerjisinde bitiriyor.
26 Temmuz Pazar
Güne Ay Yay burcunda boşlukta başlıyoruz. Yusufçuk günlerinden geçiyoruz. Güneş ve Jüpiter Aslan burcunda kavuşuyor. Yılın en şanslı günlerinden geçiyoruz. İbadeti dilekler, niyetler, kendi içimizdeki karanlıktan geçip ışığa uçtuğumuz günler. Tıpkı Yusuf Peygamberin kuyudan çıkması, Yusufçuğun suyun karanlığından kabuğunu yırtıp kanatlanarak ışığa uçması gibi. 16:43’e kadar yön belirlemekte zorlanabiliriz, planlar değişebilir çünkü bu saate kadar ay boşlukta. Önemli kararlar ve adımlar için 16:43’ten sonrasını değerlendirebiliriz. Ay Oğlak burcuna geçiyor. Dengemizi buluyoruz. İş, irade, istikrar ön plana çıkıyor. Yeni haftaya güzel bir başlangıç için hazırlıklar yapılsın. Bugün akşam Satürn retrosu başlıyor. 10 Aralık’a kadar attığımız adımları sağlamlaştırma, inşa ettiklerimizi değerlendirme, hasar tespiti ve eksikleri giderme çalışmaları. Rüzgar kesilince yelkenliyi limana çekip onarmak gerek.
Herkese iyi haftalar dilerim.
Astrolog ve Yaşam Koçu Feyza Engin
https://www.instagram.com/astrologfeyzaengin/
https://www.youtube.com/@feyzaileenginyolculuk
https://www.facebook.com/feyzaileenginyolculuk
https://twitter.com/feytanik
https://www.linkedin.com/in/feyza-engin-b5938744
#haftalıkastrolojiyazısı #yusufçukgünleri #güneşjüpiterkavuşumu #satürnretrosu








