Türkiye’de en sık başvurulan davalardan biri, ortaklığın giderilmesi davası oluyor. Özellikle miras yoluyla veya birden fazla kişi adına kayıtlı taşınmazlarda sıkça görülen bu davalarda paydaşlardan biri, mahkemeye başvurarak ortaklığın sonlandırılmasını talep edebiliyor.
Uygulamadaki yöntem: Doğrudan satış
Mevcut uygulamada, ortaklardan biri doğrudan satış talep edebiliyor. Mahkemeler de çoğunlukla malın aynen paylaşımı seçeneğini araştırmadan açık artırma ile satışa hükmediyor. Satıştan elde edilen bedel ise paydaşlara hisseleri oranında dağıtılıyor. Ancak davalıların bu karara itirazları çoğunlukla sonuçsuz kalıyor.
Hukuki görüş: Öncelik paylaşımda olmalı
Hukuki açıdan bakıldığında, öncelik satışta değil paylaşımda. Medeni Kanun’un ilgili hükmü, önceliğin malın aynen bölünerek ortaklara dağıtılmasına verilmesi gerektiğini açıkça belirtiyor. Yasa hükmü şöyle diyor:
“Paylaşma biçiminde uyuşma sağlanamazsa paydaşlardan birinin istemi üzerine hakim, malın aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verir. Bölünen parçaların değerlerinin birbirine denk düşmemesi halinde denkleştirme yapılır. Bölme istemi uygun görülmezse ve özellikle malın önemli değer kaybına uğramadan bölünmesi mümkün değilse, açık artırma yoluyla satışına hükmolunur.”
Uygulama ile yasa arasında çelişki
Kanunda satış son çare olarak düzenlenmişken, uygulamada ilk tercih çoğu zaman satış oluyor. Bu durum, hukukçulara göre kanun ile uygulama arasında bir çelişki yaratıyor. Uzmanlar, ortaklığın giderilmesinde asıl amacın paydaşların haklarını koruyarak adil bir paylaşım yapmak olduğunu vurguluyor. Ancak bu mümkün değilse satış yolunun tercih edilmesi gerektiğini, mahkemelerin de bu sıralamaya uyması gerektiğini ifade ediyorlar.

















