E-ticaret hacmindeki büyüme ve hızlı teslimat beklentisinin artması, lojistik depo yatırımlarına olan ilgiyi artırıyor. Özellikle temmuz ayında şirketlerin stok planlamalarını ve dağıtım altyapılarını gözden geçirmesiyle birlikte modern lojistik tesislere yönelik talep yükselirken, yatırımcılar da yüksek standartlara sahip depolara yöneliyor.
ARGE Gayrimenkul Değerleme Süreçlerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Kemal Cem Onursal, lojistik depoların değerleme kriterlerinin son yıllarda önemli ölçüde değiştiğini belirterek, artık yalnızca lokasyon ve metrekare büyüklüğünün yeterli olmadığını söyledi.
Teknik altyapı depo değerini belirliyor
Uzmanlara göre lojistik depolarda yatırım değerini artıran en önemli unsurların başında mimari planlama geliyor. Kolon yerleşiminin raf sistemlerine uygun olması, operasyon akışını destekleyen iç tasarım ve esnek kullanım imkânı, hem kiralama potansiyelini hem de yatırım cazibesini artırıyor.
Depoların zemin taşıma kapasitesi, yüksek tavan yapısı ve otomasyon sistemlerine uyumluluğu da günümüz lojistik operasyonları açısından kritik önem taşıyor. Ağır yük depolamaya uygun ve yüksek raf sistemlerini destekleyen tesisler, daha yüksek yatırım değeriyle öne çıkıyor.
Operasyonel verimlilik öne çıkıyor
Lojistik tesislerde yangın söndürme sistemleri, sprinkler altyapısı, yükleme rampalarının sayısı, kapı kapasitesi ve tır manevra alanlarının yeterliliği de değerleme süreçlerinde önemli kriterler arasında yer alıyor.
Özellikle yoğun sevkiyat gerçekleştiren e-ticaret şirketleri için aynı anda çok sayıda aracın yükleme ve boşaltma yapabilmesi operasyonel avantaj sağlarken, bu özellikler depo kira değerlerine ve yatırım performansına da doğrudan katkı sunuyor.
Yeşil bina sertifikaları yatırımcıların radarında
Sürdürülebilirlik kriterleri de lojistik gayrimenkul sektöründe giderek daha fazla önem kazanıyor. LEED ve BREEAM gibi uluslararası yeşil bina sertifikalarına sahip depolar, enerji verimliliği ve düşük işletme maliyetleri sayesinde kurumsal kiracılar tarafından daha fazla tercih ediliyor.
Bunun yanında limanlara, organize sanayi bölgelerine, ana ulaşım akslarına ve büyük tüketim merkezlerine yakınlık da depo değerini artıran temel faktörler arasında bulunuyor. Ancak sektör uzmanları, iyi bir lokasyonun tek başına yeterli olmadığını; teknik standartları yüksek ve gelecekte farklı operasyon modellerine uyum sağlayabilecek tesislerin daha güçlü yatırım potansiyeli sunduğunu vurguluyor.
"Lojistik depolar stratejik merkezlere dönüştü"
Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan ARGE Gayrimenkul Değerleme Süreçlerinden Sorumlu GMY Kemal Cem Onursal, lojistik depoların artık yalnızca ürünlerin depolandığı alanlar olmaktan çıktığını belirtti.
Onursal, tedarik zincirinin kesintisiz işlemesini sağlayan stratejik merkezler haline gelen lojistik tesislerin değerleme süreçlerinde mimari plan uygunluğu, zemin taşıma kapasitesi, kat yüksekliği, yangın güvenliği, yükleme altyapısı ve sürdürülebilirlik standartlarının birlikte değerlendirildiğini ifade etti.
Temmuz ayının e-ticaret şirketlerinin sonbahar operasyonlarına hazırlandığı kritik bir dönem olduğuna dikkat çeken Onursal, otomasyon teknolojilerinin yaygınlaşması, hızlı teslimat beklentilerinin artması ve sürdürülebilirlik hedeflerinin güçlenmesiyle birlikte yüksek teknik standartlara sahip lojistik depoların yatırım değerinin önümüzdeki dönemde daha da artacağını öngördü.
Lojistik depolarında öne çıkan değerleme kriterleri
- Stratejik lokasyon ve ulaşım bağlantıları
- Mimari planlama ve raf sistemi uyumu
- Zemin taşıma kapasitesi
- Yüksek tavan ve kat yüksekliği
- Otomasyon sistemlerine uygun altyapı
- Yangın güvenliği ve sprinkler sistemi
- Yeterli yükleme rampası ve kapı sayısı
- Tır manevra alanlarının genişliği
- LEED ve BREEAM gibi yeşil bina sertifikaları
- Farklı lojistik operasyonlarına uyum sağlayabilme kapasitesi
















