Altın fiyatlarında son yıllarda yaşanan sert yükseliş yatırımcıların ilgisini artırırken, Doç. Dr. Serkan Ünal dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Altının tarihsel gelişiminden fiyat dinamiklerine kadar kapsamlı bir analiz paylaşan Ünal, altın yatırımıyla ilgili yaygın kanaatlerin önemli bölümünün verilerle örtüşmediğini söyledi.
"Altın değerini nadir olmasından alıyor"
Altının binlerce yıldır değerli kabul edildiğini belirten Doç. Dr. Serkan Ünal, bunun en önemli nedenlerinin nadir bulunması, çıkarılmasının maliyetli olması ve fiziksel özellikleri olduğunu ifade etti.
Ünal, dünyada bugüne kadar çıkarılan toplam altın miktarının yaklaşık 216 bin ton olduğunu belirterek, tüm altının bir araya getirildiğinde yalnızca birkaç katlı bir bina büyüklüğünde hacim oluşturduğunu söyledi.
Altının paslanmaması, kolay işlenebilmesi ve tarih boyunca değer saklama aracı olarak kullanılması nedeniyle önemini koruduğunu vurgulayan Ünal, ekonomik belirsizlik dönemlerinde yatırımcıların altına yöneldiğini kaydetti.
Altın neden yükseldi?
Son iki yıldaki yükselişin yalnızca tek bir nedene bağlanamayacağını ifade eden Ünal, fiyat artışında birçok küresel gelişmenin etkili olduğunu söyledi.
Ünal'a göre altın fiyatlarını destekleyen başlıca gelişmeler şunlar oldu:
- ABD'de resesyon beklentilerinin artması,
- Trump yönetiminin uyguladığı yüksek gümrük tarifeleri,
- ABD ile Çin arasındaki ticaret gerilimleri,
- Fed üzerindeki faiz indirimi baskısı,
- ABD'nin büyüyen bütçe açığı ve kamu borcu,
- Japonya'da artan kamu borcu ve carry trade riskleri,
- Rusya-Ukrayna savaşı başta olmak üzere jeopolitik gelişmeler.
Ünal, özellikle merkez bankalarının son üç yılda yıllık yaklaşık 1.000 ton seviyesinde altın alımı gerçekleştirmesinin de piyasada önemli bir unsur olarak öne çıktığını söyledi.
"Merkez bankaları altın alıyor ama fiyatı tek başına bu belirlemiyor" 
Doç. Dr. Serkan Ünal, kamuoyunda sıkça dile getirilen "Merkez bankaları altın aldığı için fiyat yükseliyor" görüşünün tam olarak gerçeği yansıtmadığını ifade etti.
Verilerin incelendiğinde merkez bankalarının alımlarının arttığı dönemlerde altın fiyatlarının hemen yükselmediğini belirten Ünal, bazı dönemlerde ise altın fiyatı yükselirken merkez bankası alımlarının yavaşladığını söyledi.
Ünal, fiyat hareketlerinde yatırım talebinin çok daha belirleyici olabildiğine dikkat çekti.
"Doların sonu geldi" söylemine katılmadı
Doç. Dr. Serkan Ünal, altın fiyatlarındaki yükselişin doların küresel hakimiyetini kaybettiği anlamına gelmediğini de belirtti.
Merkez bankalarının rezervlerinde ABD dolarının halen yaklaşık yüzde 59-60 paya sahip olduğunu ifade eden Ünal, uluslararası ticaret, ödemeler ve borçlanmalarda doların açık ara en yaygın para birimi olmayı sürdürdüğünü söyledi.
Bu nedenle yalnızca "doların sonu geliyor" söylemiyle altındaki yükselişin açıklanamayacağını dile getirdi. 
"Altın her zaman güvenli liman olmadı"
Yatırımcıların en çok benimsediği görüşlerden biri olan "altın güvenli limandır" söylemini de değerlendiren Ünal, tarihsel verilerin bunun her zaman doğru olmadığını gösterdiğini ifade etti.
2000 teknoloji balonu, 2008 küresel finans krizi, Covid-19 salgını ve Rusya-Ukrayna savaşının ilk dönemlerinde altının birçok kez hisse senetleriyle birlikte değer kaybettiğini belirten Ünal, altının kriz anında değil, çoğu zaman kriz sonrasında yükselişe geçtiğini söyledi.
Bu nedenle altının her ekonomik veya jeopolitik krizde otomatik olarak güvenli liman işlevi görmediğini vurguladı.
"Altın alım gücünü her zaman korumuyor"
Ünal, altının enflasyona karşı sürekli koruma sağladığı yönündeki inanışın da tartışmalı olduğunu belirtti.
Tarihsel verilere göre bazı yatırımcıların birkaç yılda yüzde 400'ün üzerinde kazanç elde ederken, bazı dönemlerde ise 20 yılı aşkın süre boyunca reel olarak ciddi kayıplar yaşadığını ifade eden Ünal, altın fiyatlarının uzun vadede oldukça dalgalı bir seyir izlediğini söyledi.
"Altın nakit akışı üretmiyor"
Altının hisse senedi, tahvil veya gayrimenkul gibi düzenli gelir üreten bir yatırım aracı olmadığını belirten Ünal, şu değerlendirmede bulundu:
"Bir kilogram altın alan yatırımcı yıllar sonra yine bir kilogram altına sahip olur. Ancak hisse senedi size temettü, tahvil faiz, gayrimenkul ise kira geliri üretir. Altın ise nakit akışı sağlamaz."
Ayrıca yer altından her yıl yeni altın çıkarılmasının mevcut altının toplam içindeki payını zamanla azalttığını da ifade etti.
2026 tahmini: "Yükselirse de şaşırmam, düşerse de"
Doç. Dr. Serkan Ünal, Goldman Sachs'ın 2026 yılı için altın fiyatlarında yükseliş beklentisini hatırlatarak, merkez bankalarının alımları ve Fed'in faiz indirimlerinin piyasada konuşulan başlıca senaryolar olduğunu söyledi.
Bununla birlikte mevcut fiyat seviyelerinde altının pahalı göründüğünü ifade eden Ünal, gelecekte fiyatların hangi yöne gideceğini kesin olarak tahmin etmenin mümkün olmadığını belirtti.
Ünal açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
"Altın yükselirse de şaşırmam, düşerse de şaşırmam. Benim için altın temel bir yatırım aracı değil. Ancak portföy çeşitlendirmesi amacıyla makul ölçüde altın bulundurmak mantıksız değildir."
















