Artan maliyetler, sınırlı arsa arzı ve yüksek finansman giderleri gayrimenkul sektörünü zorlamaya devam ederken, konuta olan güçlü talep 2025 yılında satış rakamlarını rekor seviyelere taşıdı. Sektör temsilcileri, bu talebin sürdürülebilir hale gelmesi için 2026’da kredi faizlerinde düşüş, planlı arsa üretimi ve orta gelir grubunu kapsayan yeni finansman modellerinin hayata geçirilmesinin kritik olduğunu vurguluyor.
Hamide Hangül'ün Dünya'daki haberine göre, Türkiye genelinde 2025’in ilk 11 ayında konut satışları 1,43 milyon adede ulaşarak son yılların en yüksek seviyelerinden birini gördü. Satışlardaki artışta; faiz indirimi beklentilerinin güçlenmesi, konut fiyatlarının yükseleceği öngörüsü ve konutun yeniden “güvenli liman” olarak görülmesi etkili oldu. Banka mevduatından çıkan tasarrufların konuta yönelmesi özellikle ikinci el piyasada belirgin bir hareketlilik yarattı.
Ev sahipliği artıyor ancak hâlâ yeterli değil
Yaşanan canlılık ev sahipliği oranını son bir yılda 1 puan artırarak yüzde 57,1’e taşıdı. Ancak bu oran, 2015 yılında yüzde 60,4 seviyesinde bulunan ev sahipliği oranının hâlâ gerisinde kalıyor. Ortaya çıkan tablo, güçlü talebe rağmen konut erişiminin özellikle orta gelir grubu için yeterli düzeyde olmadığını ortaya koyuyor.
Sektör temsilcilerine göre bu tablonun arkasındaki en temel nedenler; çift haneli enflasyon ortamında yükselen inşaat maliyetleri, arsa fiyatlarındaki sert artış ve krediye erişimin giderek zorlaşması.
Kredi ve maliyet baskısı sürüyor
Güncel verilere göre konut kredilerinde yıllık faiz oranları ortalama yüzde 36 seviyesinde bulunuyor. Aylık finansman maliyeti ise yüzde 2,6’dan başlayıp yüzde 4’ün üzerine çıkıyor. Bu tablo, krediyle konut alımını büyük ölçüde sınırlandırıyor.
Öte yandan inşaat maliyetleri de sektördeki en önemli baskı unsurlarından biri olmaya devam ediyor. İstanbul’da metrekare başına inşaat maliyetinin yaklaşık 50 bin liraya ulaşması, 100 metrekarelik bir dairenin yalnızca yapım maliyetini 5 milyon liraya çıkarıyor. Arsa, işçilik ve finansman giderleri eklendiğinde nihai satış fiyatları daha da yükseliyor.
Sosyal konut başvuruları ihtiyacın boyutunu gösterdi
Kamunun 500 bin sosyal konut için başlattığı projeye 5 milyondan fazla başvuru gelmesi, Türkiye’de konut ihtiyacının ne kadar derin olduğunu net biçimde ortaya koydu. Sektör temsilcileri özellikle orta gelir grubunda güçlü ancak karşılanamayan bir talep bulunduğuna dikkat çekiyor.
“Konut fiyatında en belirleyici unsur arsa”
KONUTDER Başkanı Ziya Yılmaz, konut fiyatlarını belirleyen en kritik unsurun arsa maliyetleri olduğuna işaret ederek, 2026 için önceliğin planlı arsa üretimi olması gerektiğini söyledi. Kamu eliyle üretilecek uygun maliyetli arsaların özel sektörle buluşturulmasının, erişilebilir ve nitelikli projelerin önünü açacağını vurguladı.
“Makroekonomik istikrar belirleyici olacak”
Ege Yapı Yönetim Kurulu Başkanı İnanç Kabadayı, faizlerde kademeli düşüşle birlikte orta gelir grubunun yeniden piyasaya döneceğini, lüks segmentte ise yatırım iştahının canlanacağını ifade etti. Kabadayı’na göre 2026’da sektörün kaderini belirleyecek ana unsur makroekonomik istikrar olacak.
“Veri temelli üretim kaçınılmaz”
İNDER Başkanı Engin Keçeli, satışlardaki canlılığa rağmen stokların büyüdüğünü belirterek, maliyet baskısının üretimin sürdürülebilirliğini zorladığını söyledi. Keçeli, önümüzdeki dönemde veri temelli üretim, hızlanan arsa arzı ve güçlü finansman modellerinin zorunlu hale geldiğini vurguladı.
“Ruhsat süreçleri projeleri geciktiriyor”
AYİDER Başkanı Hakan Şişik, özellikle büyükşehirlerde ruhsat süreçlerinin uzamasının projeleri geciktirdiğine dikkat çekti. Şişik’e göre konut kredi faizlerinin yüzde 2’nin altına inmesi, hem üretici hem de alıcı açısından daha sağlıklı bir piyasa oluşturacak.
“Piyasa dengeli bir şekilde ilerleyecek”
GABORAS CEO’su Ruhi Konak, 2026’da ani sıçramalar yerine daha rasyonel ve dengeli bir piyasa yapısının öne çıkacağını belirterek, doğru lokasyon ve nitelikli projelerde kontrollü bir canlanma beklediklerini ifade etti.
“10 yıllık konut politikasına ihtiyaç var”
GYODER Başkanı Neşecan Çekici ise sektörün kısa vadeli çözümler yerine uzun vadeli bir konut politikasına ihtiyaç duyduğunu belirtti. Arsa maliyetlerinin toplam maliyet içindeki payının yüzde 50’ye ulaştığını hatırlatan Çekici, kamu-özel işbirliğiyle on binlerce erişilebilir konut üretilebileceğini söyledi.
















