Türkiye’nin birçok kentinde kentsel dönüşüm kapsamında binalar hızla yıkılıyor. Ancak bu yıkımların plansız ve kontrolsüz gerçekleşmesi hem çalışanlar hem de çevrede yaşayanlar için ciddi riskler barındırıyor. Uzmanlara göre, güvenli ve kontrollü yıkım teknikleri uygulanmadığında kazaların, çevre kirliliğinin ve sağlık sorunlarının artması kaçınılmaz hale geliyor.
Yıkım sürecinde güvenlik planı şart
Binaların yıkımına başlanmadan önce elektrik, doğalgaz ve su bağlantılarının kesilmesi, mühendisler tarafından yapının taşıyıcı durumunun incelenmesi ve ayrıntılı bir yıkım planı hazırlanması gerekiyor. Ayrıca çalışma sahasının bariyerlerle kapatılması, güvenlik şeritlerinin çekilmesi ve çevredeki yaya ile araç trafiği için alternatif güzergâhların belirlenmesi de büyük önem taşıyor.
Çevre ve toplum sağlığı korunmalı
Yıkım sırasında ortaya çıkan toz, moloz ve gürültünün kontrol altına alınması için düzenli su püskürtme, atık yönetimi ve geri dönüşüm uygulamaları hayati rol oynuyor. Böylece hem çevre kirliliği önleniyor hem de toplum sağlığı korunmuş oluyor.
İşçi güvenliği ön planda olmalı
Yıkımda görev alan işçilerin baret, eldiven, çelik burunlu ayakkabı, fosforlu yelek ve toz maskesi gibi kişisel koruyucu donanımları kullanması zorunlu. Bu önlemler alınmadığında çalışanların ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaşabileceği vurgulanıyor.
Uzman yorumu: Dr. Sertaç Temur 
Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Bölüm Başkan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Sertaç Temur, kentsel dönüşümün yalnızca binaların yıkılması değil, güvenli şehirlerin yeniden inşası için bir fırsat olduğunu vurguluyor:
“Planlı, kontrollü ve güvenli yıkımlar sayesinde hem çalışanların hem de vatandaşların sağlığı korunabilir, şehirler güvenle yenilenebilir. Devletin kira ve kredi destekleriyle hız kazanan kentsel dönüşüm, güvenlik önlemleriyle desteklendiğinde toplumsal faydası daha da artacaktır.”
















