Türkiye’de 2025 yılına ilişkin büyüme rakamlarının açıklanmasıyla birlikte sektörel performans verileri de netleşti. Türkiye İstatistik Kurumu tarafından paylaşılan Ekim-Aralık 2025 dönemi ve yıl geneli verilerine göre inşaat sektörü, yılı yüzde 10,8 büyüme ile tamamladı.
Verileri değerlendiren Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı M. Erdal Eren, küresel ölçekte yaşanan belirsizlikler ve jeopolitik risklere rağmen sektörün güçlü performans sergilediğini vurguladı.
Eren, dördüncü çeyrekte mevsimsel ve finansal koşullara bağlı olarak çeyreksel bazda ivme kaybı yaşandığını ancak yıllık performansın güçlü kaldığını belirterek, yatırımların ve devam eden projelerin ekonomik büyümeye katkısının sürdüğünü ifade etti.
Deprem bölgesi ve kentsel dönüşüm büyümeyi destekledi
İnşaat sektöründeki büyümede özellikle deprem bölgesindeki yeniden inşa faaliyetleri, kentsel dönüşüm çalışmaları ve devam eden kamu projeleri belirleyici oldu.
Öncelikli altyapı projeleri ile afet riski taşıyan bölgelerde gerçekleştirilen hızlı ve güvenli konut üretimi, hem toplumsal ihtiyaca yanıt verdi hem de sektöre düzenli iş hacmi sağladı. Kamu yatırımlarının sektördeki üretim ağırlığını oluşturduğu, özel sektör yatırımlarının ise aynı hızda artmadığına dikkat çekildi.
Faiz indirimi beklentisi konut talebini artırabilir
Açıklamada, inşaat maliyetlerindeki artış hızının yavaşlamasının sektör açısından olumlu bir gelişme olduğu belirtildi. Mevcut faiz indirimi beklentileri ve kredi koşullarındaki olası iyileşmelerin, önümüzdeki dönemde konut talebini artırabileceği ifade edildi.
Bu gelişmelerin 2026 yılında sektörün büyümesine ek katkı sağlayabileceği değerlendirilirken, finansmana erişim ve yatırım ortamının güçlendirilmesinin sürdürülebilir büyüme açısından kritik olduğu vurgulandı.
200’den fazla alt sektöre doğrudan etki
İnşaat sektörü; demir-çelik, çimento, makine-ekipman ve lojistik başta olmak üzere 200’ün üzerinde alt sektörü doğrudan etkiliyor. Bu nedenle sektörün performansı, ekonomide güçlü bir çarpan etkisi yaratıyor.
2025 yılı verileri, sektörün zorlu küresel şartlara rağmen esnek yapısını koruduğunu ortaya koyarken, Türkiye ekonomisindeki stratejik rolünü bir kez daha teyit etti.
2026 için riskler masada
Buna karşın, çevre ülkelerde başlayan olumsuz siyasi gelişmelerin maliyetler ve ekonomi üzerindeki olası etkileri yakından izleniyor. Ayrıca sektör üretiminin büyük ölçüde kamu projelerine dayanması ve özel sektör yatırımlarının sınırlı kalması, 2026 yılında büyüme ivmesinin sürdürülmesi açısından temel risk unsurları arasında gösteriliyor.
Uzmanlara göre, sürdürülebilir büyüme için finansman erişiminin kolaylaştırılması, maliyet dengelerinin korunması ve yatırım ortamının güçlendirilmesi öncelikli başlıklar olacak.















