İhtiyaç nedeniyle tahliyede dijital denetim önerisi: RE-TES sistemi gündemde
İhtiyaç nedeniyle tahliye edilen konutların yeniden kiraya verilmesine ilişkin yaşanan hukuki uyuşmazlıkların önüne geçmeyi hedefleyen yeni bir dijital denetim modeli önerildi. "Re'sen Tahliye ve Takip Entegre Sistemi (RE-TES)" adı verilen proje, Türk Borçlar Kanunu'nun 355. maddesinde düzenlenen üç yıllık kiralama yasağının devlet tarafından dijital altyapı üzerinden otomatik olarak denetlenmesini amaçlıyor.
Akademik çalışma olarak hazırlanan modelde, mevcut uygulamada denetim yükünün eski kiracı üzerinde kaldığı, bunun da hak kayıplarına ve uzun süren davalara neden olduğu belirtiliyor.
Mevcut sistemde denetim kiracıya bırakılıyor
Türk Borçlar Kanunu'nun 355. maddesi uyarınca, ihtiyaç nedeniyle tahliye edilen bir taşınmazın haklı bir sebep bulunmadıkça üç yıl boyunca eski kiracı dışında başka bir kişiye kiralanması yasak.
Ancak mevcut sistemde bu yasağın ihlal edilip edilmediğinin tespiti tamamen eski kiracının girişimlerine bağlı bulunuyor. Eski kiracının taşınmazın yeniden kiraya verilip verilmediğini araştırması, yeni abonelikleri takip etmesi veya fiili gözlem yapması ise uygulamada oldukça güç görülüyor.
RE-TES modeli ise bu yükümlülüğün vatandaş yerine kamu kurumlarının dijital altyapısı tarafından yerine getirilmesini öneriyor.
RE-TES sistemi nasıl işleyecek?
Önerilen modele göre ihtiyaç nedeniyle tahliye kararı kesinleştikten sonra süreç tamamen dijital olarak ilerleyecek.
Buna göre;
- Tahliye işleminin ardından tapu kaydına otomatik olarak "3 yıl kiralama yasağı" şerhi işlenecek.
- Ev sahibi, e-Devlet üzerinden taşınmazda yaşayacak kişinin kimlik bilgilerini sisteme bildirecek.
- Daha sonra farklı kamu kurumlarından gelen veriler sürekli olarak çapraz kontrol edilecek.
- Beyan edilen kişi dışında üçüncü bir kişinin adrese taşındığının veya abonelik açtırdığının tespit edilmesi halinde sistem otomatik ihlal kaydı oluşturacak.
Dört kurumun verileri aynı sistemde buluşacak
RE-TES projesinde kamu kurumlarının dijital veri tabanlarının ortak çalışması öngörülüyor.
Buna göre sistem;
- UYAP'tan tahliye kararlarını,
- TAKBİS'ten tapu kayıtlarını,
- MERNİS'ten adres kayıt bilgilerini,
- Elektrik, su ve doğal gaz abonelik verilerini,
- Gelir İdaresi Başkanlığı verilerini
tek platformda analiz ederek ihtiyaç nedeniyle tahliye edilen taşınmazların kullanım durumunu otomatik olarak denetleyecek.
İhlal tespit edildiğinde süreç otomatik başlayacak
Modelde en dikkat çeken düzenlemelerden biri de yaptırım mekanizması.
Sistemin ihlal tespit etmesi halinde;
- ev sahibine idari para cezası uygulanması,
- eski kiracıya elektronik ortamda hak sahipliği bildirimi gönderilmesi,
- kanunda öngörülen en az bir yıllık kira bedeli tutarındaki tazminatın otomatik hesaplanması,
- ödeme yapılmaması halinde ise icra sürecinin dijital olarak başlatılması
öneriliyor.
Böylece eski kiracının ayrıca dava açmasına gerek kalmadan sürecin büyük bölümünün kamu tarafından yürütülmesi hedefleniyor.
Mahkemelerin iş yükünün azalması hedefleniyor
Çalışmada, dijital denetim modeli sayesinde hem sahte ihtiyaç gerekçesiyle yapılan tahliyelerin önemli ölçüde önlenebileceği hem de Sulh Hukuk Mahkemelerindeki dava yoğunluğunun azaltılabileceği ifade ediliyor.
Araştırmaya göre Türkiye'nin mevcut e-Devlet altyapısı, UYAP, TAKBİS ve MERNİS entegrasyonu dikkate alındığında gerekli yasal düzenlemelerin yapılması halinde sistemin kısa sürede uygulanabilecek teknik altyapıya sahip olduğu değerlendiriliyor.
Rakamlarla
RE-TES modelinin öngördüğü süreç
- 3 yıllık kiralama yasağı dijital olarak takip edilecek.
- Tapuya otomatik ihtiyaç tahliye şerhi işlenecek.
- Ev sahibi e-Devlet üzerinden hak sahibini beyan edecek.
- Abonelik ve adres değişiklikleri anlık kontrol edilecek.
- İhlaller şikâyet beklenmeden re'sen tespit edilecek.
- Tazminat ve idari yaptırım süreci otomatik başlatılacak.
Uzman değerlendirmesi
RE-TES, mevcut hukuk sisteminde yer alan yaptırımı değiştirmeyi değil, mevcut yaptırımın etkin biçimde uygulanmasını amaçlayan bir dijital denetim modeli olarak öne çıkıyor. Ancak sistemin hayata geçirilebilmesi için kişisel verilerin korunması, kamu kurumları arasında veri paylaşımı, idari yaptırım yetkisi ve otomatik icra süreçlerine ilişkin kapsamlı mevzuat değişiklikleri yapılması gerekecek. Bu nedenle proje, teknik altyapı kadar hukuki ve anayasal boyutlarıyla da tartışılmaya aday görünüyor.

















