2025 ve 2026: Konutta “nazlı alıcı” dönemi
Hakan Aran, konut piyasasına ilişkin değerlendirmesinde geçtiğimiz yıl yaptığı “alma değil satma yılı” öngörüsünün arkasında durdu. 2025’te görülen durağan tablonun 2026’da da büyük ölçüde devam edebileceğini belirten Aran, piyasada alıcı tarafının henüz güçlenmediğini vurguladı.
Aran’a göre bunun temel nedeni yüksek faiz ortamı. Konut kredisi faizlerinin arzu edilen seviyelere inmemesi nedeniyle talep tarafı temkinli davranıyor. Bu süreçte:
Alıcılar fiyat ve faiz düşüşü beklentisiyle bekle-gör pozisyonunda
Satıcı tarafında ise nakit ihtiyacı olanlar daha istekli
Kredili satışların toplam içindeki payı sınırlı kalıyor
Aran, mevcut tabloyu “alıcıların nazda olduğu dönem” olarak tanımladı.
2027: Faiz indirimiyle konutta yeni döngü
Aran’ın en dikkat çekici öngörüsü ise 2027 yılına ilişkin oldu. 2027’yi, pandemiden çıkış dönemine benzer şekilde güçlü bir ekonomik ivmenin yakalanacağı yıl olarak işaret eden Aran, konut piyasasında da esas canlanmanın bu dönemde görülebileceğini ifade etti.
Aran’a göre 2027’de:
Faiz oranlarının daha düşük bir dengeye oturması
Kredilerin yeniden yapılandırılması
Konut talebinin ertelenmiş birikimli etkisinin devreye girmesi
Yatırım amaçlı alımların yeniden artması
bekleniyor.
“Yatırım yapmayanlar o güçlü yılı kaçırabilir” diyen Aran, özellikle uzun vadeli düşünen yatırımcılar için 2027’nin kritik bir eşik olacağını vurguladı.
Enflasyon, faiz ve dolar beklentisi
Makro çerçeveye ilişkin beklentilerini de paylaşan Aran, yıl sonu için:
Enflasyon: %21–25 bandı (merkez tahmin %25)
Politika faizi: %28–30 aralığı
Dolar/TL: 51–52 TL bandı
öngörüsünde bulundu.
Aran, enflasyonun hedef patikada tutulabilmesi için sıkı para politikasının yıl sonuna kadar sürebileceğini, bu nedenle kredi faizlerinde hızlı bir gevşeme beklenmemesi gerektiğini ifade etti. Bu durum, konut kredilerinde de kısa vadede güçlü bir düşüş ihtimalini sınırlıyor.
200 TL’lik banknot ve nakit yükü: Konut işlemlerine dolaylı etki
Aran, 200 TL’lik en büyük banknotun yarattığı operasyonel yüke de dikkat çekti. ATM yüklemeleri, şubelerde para sayma süreçleri ve fiziki para taşımanın güvenlik riski bankalar için ciddi maliyet oluşturuyor.
Bu nedenle nakit kullanımının azaltılması ve kartlı/elektronik sistemlerin teşvik edilmesi gerektiğini belirten Aran, finansal sistemdeki bu dönüşümün uzun vadede gayrimenkul işlemlerinde de daha kayıtlı ve dijital bir yapıyı güçlendireceğini ifade etti.
Deprem bölgesinde lojman yatırımı: 200 konut teslimi
Türkiye İş Bankası, 6 Şubat 2023 depremlerinden etkilenen illerde çalışanları için lojman yatırımlarını sürdürüyor. Hatay ve Malatya’da tamamlanan lojmanların ardından Adıyaman’daki konutlarla birlikte toplamda yaklaşık 200 konutun banka çalışanlarına teslim edilmesi planlanıyor. 
Malatya’da teslim edilen 3+1 dairelerin, bölgede kiralık konut arzının yetersizliği nedeniyle kalıcı çözüm amacıyla inşa edildiği belirtildi. Bu adım, deprem sonrası konut krizinin kurumsal ölçekte nasıl yönetildiğine dair önemli bir örnek olarak değerlendiriliyor.
Sanayi ve yatırım mesajı: 2027’ye hazırlık dönemi
Aran, sanayide mevcut atıl kapasite ve yatırım iştahındaki zayıflamaya dikkat çekerek, şirketlerin 2027’yi görebileceklerine ikna olmaları halinde yeniden yatırım kararlarını gündeme alabileceklerini söyledi.
Merkez Bankası’nın rezervler, cari açık ve bütçe dengesi konusunda belirli bir disiplin sağladığını ifade eden Aran, 2027’de daha kalkınmacı ve yatırım odaklı politikalara geçilebileceğini öngördü. Bu dönüşümün konut dahil tüm reel sektörleri destekleyecek bir iklim oluşturabileceğini belirtti.
2027’ye kadar konutta strateji ne olmalı?
Aran’ın çerçevesi, konut piyasasında üç aşamalı bir döneme işaret ediyor:
2025–2026: Yüksek faiz, sınırlı kredi genişlemesi, temkinli alıcı
2026 sonu: Faizlerde kademeli normalleşme
2027: Talep canlanması, kredi yapılandırmaları, yatırım odaklı hareketlilik
Bu tablo, özellikle uzun vadeli yatırımcılar için 2026’yı pozisyon alma, 2027’yi ise değer artışı yılı olarak öne çıkarıyor.

















