Eyüp Sabri Tuncer Yönetim Kurulu Üyesi Engin Tuncer’in, çok sayıda konut sahibi olmayı “kul hakkı” olarak nitelendiren açıklamaları, gayrimenkul sektöründe geniş yankı uyandırdı. Tuncer’in “Bizim ailemizde ve şirketimizde ikinci evi olan yok” sözleri, kamuoyunda farklı yorumlara neden oldu.
Tuncer, konut biriktirmenin insanların barınma hakkını fiilen engellediğini savunarak, özellikle yatırım amaçlı toplu konut alımlarının fiyatları şişirdiğini dile getirmişti. Bu açıklamalar, sosyal medyada ve sektör çevrelerinde yoğun şekilde tartışılmaya başlandı.
Büyükduman’dan yalı göndermesi
Tartışmaya gayrimenkul değerleme uzmanı Ahmet Büyükduman da katıldı. Büyükduman, Engin Tuncer’in açıklamalarına dikkat çeken bir karşılık vererek şu ifadeleri kullandı:
“Boğaz’da 1.500 metrekarelik bir yalıda oturan mı kul hakkına daha çok girer, yoksa 15 tane 1+1 dairesi olup bunları kiraya veren mi?” 
Büyükduman’ın bu çıkışı, konut sahipliği ve barınma hakkı tartışmasını farklı bir boyuta taşıdı. Uzmanlar, konut krizinin yalnızca konut sayısı üzerinden değil, mülkiyet dağılımı, metrekare kullanımı ve gelir adaleti gibi başlıklarla birlikte ele alınması gerektiğine dikkat çekiyor.
Tartışma derinleşiyor
Engin Tuncer’in üretim odaklı yatırımları savunarak gayrimenkul yatırımlarına mesafeli durması, bir kesim tarafından etik ve vicdani bir duruş olarak değerlendirilirken; bazı sektör temsilcileri ise bireysel mülkiyet tercihleri üzerinden “kul hakkı” tartışmasının sağlıklı olmadığı görüşünü dile getiriyor.
Konut fiyatlarının erişilebilirlik sınırlarını zorladığı mevcut ekonomik ortamda, Tuncer ve Büyükduman arasında yaşanan bu polemik, barınma hakkı, yatırım anlayışı ve sosyal adalet başlıklarını yeniden gündemin üst sıralarına taşıdı.
















