ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrası Körfez’de yükselen jeopolitik gerilim, son yıllarda Türk yatırımcının gözdesi haline gelen Dubai gayrimenkul piyasasını da tartışmaların merkezine taşıdı. Bölgedeki güvenlik endişeleri ve olası ekonomik etkiler gündemdeki yerini korurken, bu kez Londra merkezli emlak şirketleri Türk yatırımcıyı İngiltere pazarına çekmek için atağa geçti.
Londra’da kiralama ve emlak hizmetleri sunan Benham and Reeves tarafından paylaşılan yeni araştırma, Türk lirasının İngiliz sterlini karşısındaki uzun vadeli değer kaybını öne çıkararak Londra gayrimenkulünü “servet koruma aracı” olarak konumlandırdı.
Şirketin çalışmasına göre 2005 yılından bu yana ortalama bir Londra konutunun TL bazındaki değeri yüzde 5.490 arttı.
Sterlin bazında yüzde 117, TL bazında yüzde 5.490 artış
Araştırmada, Türk lirasının sterlin karşısındaki tarihsel seyri ile Londra’daki ortalama konut fiyatları birlikte analiz edildi. Ayrıca yüzde 5 kira getirisi varsayımıyla döviz bazlı gelir potansiyeline dikkat çekildi.
Verilere göre 2005 yılında Londra’da ortalama bir konutun fiyatı 251 bin 933 sterlin seviyesindeydi. O dönemki kurla bu rakam yaklaşık 594 bin 80 TL’ye karşılık geliyordu.
2026 itibarıyla ise Londra’daki ortalama konut fiyatı 547 bin 685 sterline yükseldi. Bunun Türk lirası karşılığı yaklaşık 32,6 milyon TL olarak hesaplandı.
Böylece Londra konut fiyatlarında sterlin bazında yaklaşık yüzde 117’lik artış yaşanırken, TL bazında artış oranı yüzde 5.490’a ulaştı.
Kira gelirinde de dikkat çeken yükseliş
Araştırmada kira gelirleri de yatırımın önemli ayağı olarak öne çıkarıldı. Yüzde 5 kira getirisi varsayımına göre:
- 2005 yılında yıllık kira getirisi yaklaşık 12 bin 597 sterlin, yani 29 bin 704 TL seviyesindeydi.
- 2026 yılında ise aynı oranla yıllık kira geliri 27 bin 384 sterline ulaştı.
- Bunun TL karşılığı yaklaşık 1,63 milyon TL olarak hesaplandı.
Şirket, özellikle son yıllarda kur etkisinin Londra yatırımını Türk yatırımcı açısından daha cazip hale getirdiğini savundu.
“Kur etkisi Türk yatırımcı için anlamlı fark yaratıyor”
Marc von Grundherr yaptığı değerlendirmede, Londra gayrimenkulünün yalnızca fiyat artışıyla değil, “istikrarlı ve şeffaf bir piyasada somut varlık sahibi olma” avantajıyla öne çıktığını söyledi.
Grundherr, “TL’nin uzun vadeli değer kaybı Londra konutunu güçlü bir değer deposuna dönüştürüyor. Sterlin bazındaki artış sınırlı kalsa bile kur etkisi Türk alıcı için anlamlı bir fark yaratıyor. Kira gelirini de eklediğinizde tablo daha da güçleniyor” ifadelerini kullandı.
“Türk yatırımcı döviz bazlı gelir arıyor”
Belit Unluturk ise Türkiye’de yüksek enflasyon, ekonomik dalgalanmalar ve finansmana erişim maliyetlerinin yatırımcıyı yurt dışı alternatiflerine yönelttiğini belirtti.
Unluturk, özellikle mortgage erişiminin gelişmiş ülkelere kıyasla daha sınırlı kalmasının da etkili olduğunu savunarak, “Birçok yatırımcı döviz bazlı kira geliri elde etmek, sermayeyi korumak ve portföy riskini dağıtmak için yurt dışı gayrimenkullere yöneliyor. Londra; güçlü ekonomi, istikrarlı kira talebi ve şeffaf hukuk sistemiyle öne çıkıyor” dedi.
Körfez gerilimi sonrası yeni adres Londra mı?
Sektör temsilcilerine göre son dönemde Dubai odaklı agresif pazarlama faaliyetlerinin yerini artık daha “güvenli ve oturmuş piyasa” vurgusuyla Londra almaya başladı.
Özellikle ABD-İsrail-İran hattında yükselen tansiyonun Körfez bölgesindeki yatırım algısını etkilemesi, Londra merkezli emlak şirketlerinin Türk yatırımcıya yönelik iletişimini hızlandırdı.
Uzmanlar ise yurt dışı gayrimenkul yatırımlarında yalnızca kur avantajına değil; vergi yükümlülükleri, bakım maliyetleri, kira yönetimi, hukuki süreçler ve ülke risklerinin de detaylı analiz edilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

















