Orta Doğu’da artan jeopolitik gerilim ve savaş riski küresel piyasaların yönünü yeniden şekillendirirken, bu gelişmeler konut sektörünü de dolaylı olarak etkiliyor. Uzmanlar, özellikle faiz indirimi beklentilerinin ötelenmesinin konut talebinde kısa vadeli bir bekleme dönemine yol açabileceğini belirtiyor.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından bölgede tansiyon yükselirken, Körfez’deki bazı şehirler de saldırıların hedefi oldu. Birleşik Arap Emirlikleri’nin önemli merkezlerinden Abu Dabi ve Dubai’ye yönelik saldırı iddiaları bölgedeki turizm ve gayrimenkul piyasasında güven endişesi yarattı.
Jeopolitik riskler piyasaların yönünü değiştirdi
Jeopolitik gerilimlerin artmasıyla birlikte küresel yatırımcıların yeniden güvenli liman olarak görülen dolara yöneldiği ifade ediliyor. Petrol fiyatlarında yaşanan yükseliş ve artan belirsizlik ortamı da piyasalarda dalgalı bir görünüm oluşturdu.
Uzmanlara göre bu gelişmeler, merkez bankalarının para politikalarında daha temkinli davranmasına yol açıyor. Bu nedenle piyasada beklenen faiz indirimlerinin ertelenebileceği ve bunun konut kredisi maliyetlerini bir süre daha yüksek tutabileceği değerlendiriliyor.
“Savaşın etkisi dolaylı oluyor”
İnşaatçılar ve Gayrimenkul Geliştiricileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Engin Keçeli, savaşın gayrimenkul sektörüne doğrudan değil dolaylı etkiler yarattığını belirtiyor.
Keçeli’ye göre jeopolitik gerilimler özellikle enerji fiyatları üzerinden inşaat maliyetlerini etkiliyor. Petrol fiyatlarının yükselmesi lojistikten demir-çeliğe kadar birçok üretim kaleminde maliyet artışı yaratırken, finansman tarafında da belirsizlik oluşuyor.
Bu durumun konut talebinin tamamen ortadan kalkmasına neden olmadığını ancak yatırım ve satın alma kararlarının ertelenmesine yol açtığını ifade eden Keçeli, özellikle kredi faizlerinin yüksek kalmasının piyasada bekleme eğilimini artırdığını söyledi.
Konut fiyatlarında sert düşüş beklenmiyor
Uzmanlara göre konut piyasasında kısa vadede ciddi bir fiyat düşüşü beklemek gerçekçi görünmüyor. Bunun en önemli nedeni ise arsa maliyetleri, inşaat girdileri ve işçilik giderlerinin yüksek seviyelerde kalması.
Son yıllarda yeni konut üretiminin yavaşlaması da arz tarafını sınırlayan faktörlerden biri olarak görülüyor. Bu nedenle talep geçici olarak ertelense bile özellikle doğru lokasyonlarda ve nitelikli projelerde fiyatların güçlü kalmaya devam ettiği belirtiliyor.
Uzmanlardan yatırım uyarısı
Lüks konut uzmanı Merve Marangozoğlu ise Türkiye’nin jeopolitik risklere rağmen bölgedeki en güvenli ülkelerden biri olarak öne çıktığını vurguluyor. Marangozoğlu’na göre nüfus hareketleri, göç, üniversite ve iş değişimleri gibi sosyolojik faktörler konut talebini canlı tutmaya devam ediyor.
Ancak mevcut koşullarda yatırımcıların daha seçici davranması gerektiğini belirten uzmanlar, özellikle yüksek kredi faizleri ve kiracı sorunları nedeniyle yatırım amaçlı konut alımlarında temkinli olunmasını öneriyor.
Oturulacak evi almak daha mantıklı olabilir
Uzmanlara göre mevcut ekonomik koşullarda oturulacak evi satın almak yatırım amaçlı alımlara kıyasla daha rasyonel bir seçenek olarak öne çıkıyor. Çünkü yüksek faiz oranları ve kira piyasasında yaşanan hukuki sorunlar yatırım geri dönüş süresini uzatabiliyor.
Faizlerin düşmesi halinde ise konut satışlarının yeniden hız kazanabileceği ve talep artışının sektörde yeni üretimi tetikleyebileceği ifade ediliyor.
Rakamlarla konut piyasası
Faiz indirimi beklentileri jeopolitik riskler nedeniyle erteleniyor
Yüksek kredi maliyetleri konut talebini yavaşlatıyor
İnşaat maliyetlerinde enerji fiyatları etkili oluyor
Yeni konut üretimindeki yavaşlama arzı sınırlıyor
Uzmanlara göre konut talebi tamamen ortadan kalkmış değil, ertelenmiş durumda

















