Türkiye’de deprem güvenliğini artırmaya yönelik önemli bir düzenleme 1 Mart 2026 itibarıyla yürürlüğe girdi. Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikle, yeni ruhsat alacak projelerde kolon tasarımlarına yönelik kritik sınırlamalar getirildi.
Yeni düzenleme ile birlikte inşaat sektöründe uzun yıllardır kullanılan ince ve uzun dikdörtgen kolonların yerini, kareye daha yakın formdaki kolonların alması zorunlu hale geldi.
Kolonlarda 1,5 kat sınırı getirildi
Yönetmelikte yapılan değişikliğe göre, kolonların uzun kenarının kısa kenarına oranı artık 1,5 katı geçemeyecek.
Bu düzenleme, özellikle mimari projelerde sıkça tercih edilen 30×60, 30×70 gibi ince ve uzun kolon tasarımlarının artık kullanılmasını büyük ölçüde sınırlandırıyor.
Yeni kurala göre bazı örnekler şöyle:
Kısa kenarı 30 cm olan bir kolonun uzun kenarı en fazla 45 cm olabilecek.
Kısa kenarı 40 cm olan bir kolonun uzun kenarı ise en fazla 60 cm olacak.
Bu sayede kolon kesitlerinin kareye daha yakın olması hedefleniyor.
Deprem dayanımı için kritik değişiklik
Uzmanlara göre kolon kesitlerinin kareye yakın tasarlanması, yapıların deprem performansını önemli ölçüde artırıyor.
Kareye yakın kolonların başlıca avantajları şöyle sıralanıyor:
İki eksende daha dengeli rijitlik sağlaması
Kolonların eğilme kapasitesinin artması
Yapının burulma (torsiyon) etkilerine karşı daha dirençli hale gelmesi
Bu nedenle yeni düzenleme, deprem güvenliğini artırmaya yönelik önemli bir mühendislik adımı olarak değerlendiriliyor.
Oran aşılırsa “perde duvar” sayılacak
Yeni kurallara göre kolonların uzun kenarı kısa kenarın 1,5 katını aşacak şekilde tasarlanmak istenirse, bu elemanlar artık kolon olarak kabul edilmeyecek.
Bu durumda söz konusu elemanlar “perde duvar” kategorisinde değerlendirilecek ve buna uygun farklı statik hesaplamalarla projelendirilmesi gerekecek.
Mimari ve statik tasarımlar değişiyor
1 Mart 2026 itibarıyla yürürlüğe giren düzenleme, yalnızca statik hesapları değil mimari tasarım süreçlerini de doğrudan etkiliyor.
Sektör temsilcilerine göre yeni standart;
mimarların planlama yaklaşımını,
statik proje hesaplarını,
yapı maliyetlerini ve uygulama tekniklerini yeniden şekillendirecek.
Yeni uygulama ile birlikte deprem güvenliğinin daha güçlü şekilde ön plana çıktığı bir yapılaşma dönemine girildiği değerlendiriliyor.
















