Türkiye’de kamuya ait katılım bankalarının birleştirilmesine yönelik çalışmaların yeniden gündeme geldiği belirtiliyor. Ziraat Katılım, Vakıf Katılım ve Halkbank’ın kurmaya hazırlandığı Halk Katılım’ın tek çatı altında toplanmasına yönelik hazırlıkların başladığı iddia ediliyor. Sektör kulislerine göre, bu adımda Türkiye Sigorta modeli örnek alınıyor.
Hatırlanacağı üzere, 2019 yılı Aralık ayında kamuya ait sigorta, hayat ve emeklilik şirketlerinin Türkiye Varlık Fonu (TVF) çatısı altında birleştirilmesine karar verilmişti. Bu kapsamda Ziraat Sigorta, Halk Sigorta ve Güneş Sigorta birleşerek Türkiye Sigorta AŞ adını almış, hayat ve emeklilik şirketleri de Türkiye Hayat ve Emeklilik AŞ çatısı altında toplanmıştı. Dönemin Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın öncülüğünde hayata geçirilen bu adım, bankacılık dışı finans sektöründe güçlü bir kamu oyuncusu oluşturmuştu.
Bugün Genel Müdür Taha Çakmak yönetimindeki Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik, sektörün en kârlı ve en hızlı büyüyen kurumları arasında yer alıyor. Şirketler, son açıklanan üçüncü çeyrek verilerine göre yıllık bazda yüzde 57 büyüme kaydederken, toplamda 25,8 milyar TL kâr elde etti.
Katılım bankacılığında hedef büyüme
Dilek Güngör'ün Sabah'taki köşe yazısına göre, benzer bir birleşme modelinin katılım bankacılığına uygulanması halinde, sektörün ölçek ve etki gücünün önemli ölçüde artacağı değerlendiriliyor. Türkiye’de uzun süredir dile getirilen yüzde 15 pazar payı hedefi bugüne kadar yakalanamadı. Katılım bankalarının sektördeki payı 2017’de yüzde 5 seviyesindeyken, 2024 itibarıyla ancak yüzde 8’i biraz aşabildi. Eylül verilerine göre oran yaklaşık yüzde 9 seviyesinde bulunuyor.
Uzmanlara göre kamu katılım bankalarının birleşmesi, hem bilanço büyüklüğü hem de operasyonel verimlilik açısından sektöre ivme kazandırabilir.:::
Daha cazip ürünler gerçekleştirilebilir
Birleşmeyle oluşacak güçlü sermaye yapısının, faiz hassasiyetine sahip yatırımcılar için daha cazip ürünlerin geliştirilmesine imkân tanıyacağı, karar alma süreçlerini hızlandıracağı ve maliyetleri düşüreceği ifade ediliyor.
Küresel İslami finans pastasından daha fazla pay
Küresel ölçekte İslami finans sektörünün varlık büyüklüğü 6 trilyon doları aşmış durumda. Mevcut büyüme trendinin sürmesi halinde bu rakamın 2029’a kadar 9,7 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Türkiye ise yaklaşık 127 milyar dolarlık İslami finans varlığıyla dünyada dokuzuncu sırada yer alıyor.
Sektör temsilcileri, kamu katılım bankalarının birleşmesiyle oluşacak güçlü yapının, uluslararası İslami finans fonlarının Türkiye’ye yönelmesini kolaylaştıracağını belirtiyor.
Rakamlarla katılım bankacılığı
2017 pazar payı: %5
2024 pazar payı: %8’in biraz üzerinde
Eylül 2024 itibarıyla: Yaklaşık %9
Küresel İslami finans varlıkları: 6+ trilyon dolar
2029 beklentisi: 9,7 trilyon dolar
Türkiye’nin payı: 127 milyar dolar
İstanbul Finans Merkezi vurgusu
Olası birleşmenin, Türkiye’nin İstanbul Finans Merkezi vizyonuna da katkı sağlayacağı belirtiliyor. Bölgesel bir finans merkezi olma hedefi kapsamında, güçlü bir kamu katılım bankası yapısının Türkiye’nin rekabet gücünü artıracağı değerlendiriliyor.
Daha önce de gündeme gelen birleşme sürecinin bu kez somut adımlarla hayata geçirilmesi, sektör tarafından yakından takip ediliyor. Türkiye Sigorta örneğinde olduğu gibi, kamu gücüyle oluşturulacak büyük bir yapı sayesinde katılım bankacılığında yeni bir dönemin başlayabileceği ifade ediliyor.

















