Yatırım 101
kanalını hazırlayan Berkay Manioğlu, Türkiye’de seçim ekonomisinin genellikle sandıktan 12 ila 18 ay önce başladığını belirterek, son yıllardaki örnekler üzerinden dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Manioğlu, geçmişte 2017 referandumu ve 2023 genel seçimleri öncesinde görülen ekonomik genişleme adımlarının benzerlerinin 2026 yılı itibarıyla yeniden gündeme gelebileceğini ifade etti.
Seçim ekonomisinin geçmişteki örnekleri
Manioğlu’nun değerlendirmesine göre ilk önemli örnek, 2017 Türkiye anayasa referandumu öncesinde yaşandı. Hükümetin kredi garanti fonu (KGF) limitini kısa sürede 20 milyar liradan 250 milyar liraya çıkarmasıyla ekonomide ciddi bir kredi genişlemesi yaşandı. Bu süreçte piyasaya likidite girişi hızlandı, tüketim arttı ve büyüme ivme kazandı.
Ancak bu genişlemenin ardından 2018 yılında döviz kurunda sert yükseliş görüldü. Dolar kuru kısa sürede 4 liradan 7 lira seviyesine çıktı. Manioğlu, bu dönemde Andrew Brunson crisis etkisinin de bulunduğunu ancak temel nedenlerden birinin seçim öncesi genişleyici politikalar olduğunu söyledi.
İkinci örnek ise 2023 Türkiye genel seçimleri öncesinde yaşandı. 2022’de 142 milyar lira olan bütçe açığının 2023’te 1,37 trilyon liraya çıktığını hatırlatan Manioğlu, faiz dışı dengenin de fazla verirken hızla açığa döndüğünü vurguladı. Seçim sonrasında ise döviz kurunda ve enflasyonda sert artışlar yaşandı.
2026 için erken seçim ekonomisi sinyali 
Manioğlu, 2028’de yapılması planlanan seçimler öncesinde 2026 sonu ile 2027 ortası arasında yeni bir seçim ekonomisi sürecinin başlayabileceğini savundu. Ona göre piyasalarda bunun işaretleri şimdiden görülmeye başladı.
Erken seçimin 5 ekonomik göstergesi
1. Borçlanma kapasitesinin artırılması
Hazine’nin 2026 yılı için yaklaşık 4 trilyon liralık borçlanma hedefi açıklaması, geçmiş seçim dönemlerinde görülen genişleme adımlarına benzetiliyor. Manioğlu’na göre bu durum kamu harcamalarının artırılmasına zemin hazırlıyor.
2. Vergi ve SGK yapılandırma paketleri
Vergi ve sosyal güvenlik borçlarının yeniden yapılandırılması yönündeki beklentiler, seçim öncesi esnaf ve küçük işletmelere yönelik rahatlatıcı adımlar olarak değerlendiriliyor. Benzer uygulamalar geçmiş seçim dönemlerinde de devreye alınmıştı.
3. Faiz dışı dengenin zayıflaması
2022’de yüksek fazla veren bütçenin, 2023’te büyük açığa dönüşmesini hatırlatan Manioğlu, bugün faiz dışı fazlanın oldukça sınırlı seviyede kaldığını ve yeni bir popülist harcama dalgasına açık olduğunu dile getirdi.
4. Yabancı sermaye çıkışı
Yatırımcıya göre seçim öncesi genişleme beklentisi oluştuğunda yabancı fonlar carry trade pozisyonlarını azaltabiliyor. Bu durum döviz üzerinde baskı yaratırken, iç piyasada farklı varlık sınıflarını öne çıkarıyor.
5. Merkez Bankası rezervlerinde gerileme
Manioğlu, son dönemde rezervlerdeki azalma ve altın satışlarının geçmiş seçim dönemlerine benzer bir tablo oluşturduğunu belirterek, rezerv erimesinin de kritik sinyallerden biri olduğunu ifade etti.
:::
Rakamlarla
- 2017’de KGF limiti: 20 milyar TL’den 250 milyar TL’ye çıktı
- 2022 bütçe açığı: 142 milyar TL
- 2023 bütçe açığı: 1,37 trilyon TL
- 2026 borçlanma hedefi: yaklaşık 4 trilyon TL
:::
Borsa neden şimdiden hareketleniyor?
Manioğlu’na göre piyasa, ekonomik gelişmeleri gerçekleşmeden önce fiyatlamaya başlıyor. 2017’de KGF açıklanmadan aylar önce, 2022’de ise seçim ekonomisi tam hissedilmeden önce BIST 100 güçlü yükselişler yaşamıştı. Benzer şekilde 2026’da da borsadaki son aylardaki hareketin, yatırımcıların olası genişleyici politikaları şimdiden fiyatlamasından kaynaklandığını savundu.
Üç kritik senaryo
Manioğlu, kendi tezinin gerçekleşmemesi için üç ana senaryo bulunduğunu söyledi:
- Mehmet Şimşek liderliğinde mevcut sıkı mali disiplin programının devam etmesi
- Erken seçim kararının alınması ve takvimin öne çekilmesi
- Küresel ölçekte ciddi bir resesyon yaşanması
Yorumlarına göre mevcut siyasi atmosferde en olası senaryo, seçim takviminin öne çekilmesi ihtimali olarak öne çıkıyor.
Uzman yorumu
Ekonomistler, seçim dönemlerinde kamu harcamalarının artmasının kısa vadede büyümeyi desteklediğini ancak uzun vadede enflasyon, kur baskısı ve finansal istikrarsızlık riskini artırdığını belirtiyor. Bu nedenle seçim ekonomisi beklentileri, özellikle gayrimenkul, borsa ve altın gibi varlık piyasalarında yatırım kararlarını doğrudan etkileyebiliyor.

















