Türkiye’nin önde gelen finans kurumlarından Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, mevcut ekonomik koşulların Enflasyonla mücadele programını yürütmeye elverişli olmadığını belirterek dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Aran, savaşın şekillendirdiği küresel konjonktürde Türkiye’nin mevcut programdan çıkıp yeni bir ekonomi modeline geçmesi gerektiğini vurguladı.
“Bu programdan çıkmadan nefes almak zor”
Ekonomi Gazetesi’ne konuşan Aran, Türkiye’nin olağanüstü bir dönemden geçtiğini ifade ederek, “Bu ekonomi programından çıkmamız ve yeni bir programa geçmemiz dışında nefes alınacak bir alan görünmüyor” dedi. Aran’a göre mevcut şartlar altında enflasyonla mücadele politikalarının etkili şekilde sürdürülmesi mümkün değil.
Enflasyon düştü, rezervler toparlandı
Aran, uygulanan programın başlangıcında enflasyonun yüzde 85 seviyesinde olduğunu, politika faizinin yüzde 8,5 ve Merkez Bankası rezervlerinin ise eksi 60 milyar dolar düzeyinde bulunduğunu hatırlattı. Gelinen noktada ise enflasyonun yüzde 30 seviyelerine gerilediğini, rezervlerin 160 milyar dolar bandına yükseldiğini ifade etti.
“Programın yükünü reel sektör taşıyor”
Mevcut ekonomi politikasının daha çok kamu maliyesini güçlendirmeye odaklandığını dile getiren Aran, bu süreçte en büyük yükü reel sektör ve bankaların üstlendiğini söyledi. Aran, enflasyonun düşürülmesi konusunda toplumsal mutabakat olduğunu ancak bunun ciddi bir maliyet yarattığını vurguladı.
Yüksek enflasyonun toplumsal etkileri
Aran, yüksek enflasyonun yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel sonuçlar doğurduğunu belirtti. Son dönemde yaşanan toplumsal olaylara da değinen Aran, ekonomik dengesizliklerin kültürel bozulmaları tetiklediğini ifade ederek, tek haneli enflasyona dönüşün bu açıdan kritik olduğunu söyledi.
“Enerji şoku varken mücadele zor”
Küresel ölçekte yaşanan enerji arz sorunları ve petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyonu kaçınılmaz hale getirdiğini belirten Aran, bu koşullar altında sıkı para politikasıyla enflasyonu düşürmenin sınırlı etkisi olacağını dile getirdi.
Aran, “Merkez Bankası en sert adımları atsa bile enflasyon yüzde 27 seviyesine geriliyor. Programdan çıkılması halinde ise yüzde 32 bandı söz konusu. Bu fark için reel sektörün bu kadar ağır bir bedel ödemesi sorgulanmalı” dedi.
Yeni öneri: sanayi odaklı dönüşüm programı
Aran, Türkiye’nin yeni bir ekonomi programına geçmesi gerektiğini belirterek, bu modelin üretim ve sanayi odaklı olması gerektiğini vurguladı. Özellikle Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın açıkladığı stratejik üretim hedeflerine dikkat çeken Aran, kaynakların bu alanlara yönlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Yeni program kapsamında:
- Yerli ve yüksek katma değerli üretimin desteklenmesi
- Stratejik sektörlere finansman sağlanması
- Türkiye’nin Avrupa’nın üretim merkezi haline getirilmesi
gibi hedeflerin ön plana çıkması gerektiğini söyledi.
“Enflasyonu amaç için göze alabiliriz”
Aran, kontrollü bir şekilde daha yüksek enflasyonun, sanayi dönüşümü için tolere edilebileceğini belirterek, “Enflasyonu bir amaç için yaratabiliriz. Üretim ve yatırım için kullanılacak kaynaklar uzun vadede ekonomiyi güçlendirir” değerlendirmesinde bulundu.
“Şeffaf iletişim eksikliği güveni zedeliyor”
Toplumun enflasyon verilerine güven konusunda ikna edilemediğini ifade eden Aran, resmi veriler ile vatandaşın algısı arasındaki farkın büyüdüğünü söyledi. Bu nedenle ekonomi yönetiminin daha açık ve net bir iletişim politikası yürütmesi gerektiğini vurguladı.
Rakamlarla mevcut tablo
- Enflasyon: %85 → %30
- Merkez Bankası rezervleri: -60 milyar dolar → 160 milyar dolar
- Olası enflasyon bandı: %27 – %32
Uzman yorumu
Aran’ın açıklamaları, Türkiye ekonomisinde politika değişikliği tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Özellikle küresel enerji krizi ve jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde, mevcut sıkı para politikalarının sürdürülebilirliği sorgulanırken, üretim odaklı yeni bir modele geçiş önerisi dikkat çekiyor.















