Dünya Altın Konseyi (World Gold Council), merkez bankalarının 2026 yılı Mart ayına ilişkin altın rezerv verilerini yayımladı. Açıklanan verilere göre, küresel merkez bankaları mart ayında toplamda net 30 ton altın satışı yaptı. Bu tabloda Türkiye, gerçekleştirdiği 60 tonluk satışla en dikkat çeken ülke oldu.
Rapora göre Türkiye’nin altın rezervlerinde yaptığı bu güçlü satış, büyük ölçüde döviz likiditesi sağlama ve finansal dengeyi koruma amacıyla gerçekleştirildi. Aynı dönemde Rusya da 6 tonluk satışla net satıcılar arasında yer aldı.
Öte yandan, bazı ülkeler altın rezervlerini artırmaya devam etti. Mart ayında en fazla altın alımı yapan ülke 11 ton ile Polonya olurken, Özbekistan 9 ton, Kazakistan ise 6 ton altın alımı gerçekleştirdi. Çin Merkez Bankası da altın alımlarını sürdürerek mart ayında rezervlerine 5 ton daha ekledi ve böylece üst üste 17 ay boyunca alım yapmış oldu.
Çek Cumhuriyeti ve Guatemala da mart ayında 2’şer ton altın alımıyla dikkat çeken diğer ülkeler arasında yer aldı.
İlk çeyrekte tablo nasıl şekillendi?
2026 yılının ilk çeyreğine bakıldığında ise Polonya 31 tonluk alımla en büyük altın alıcısı konumuna yerleşti. Onu 25 ton ile Özbekistan, 13 ton ile Kazakistan ve 7 ton ile Çin izledi. Ayrıca Çek Cumhuriyeti, Malezya, Guatemala, Kırgızistan, Kamboçya, Endonezya ve Sırbistan gibi ülkeler de sınırlı ancak istikrarlı altın alımları gerçekleştirdi.
Buna karşılık Türkiye, yılın ilk üç ayında toplam 79 tonluk altın satışıyla en büyük net satıcı oldu. Bu satışların önemli bölümünün mart ayında gerçekleştiği vurgulandı.
Uzmanlar ne diyor?
Dünya Altın Konseyi analistleri, merkez bankalarının altın politikalarında kısa vadeli dalgalanmalar görülse de uzun vadeli eğilimin hâlâ rezerv çeşitlendirme yönünde olduğunu belirtiyor. Konseyin değerlendirmesinde, “Merkez bankaları, jeopolitik riskler ve küresel ekonomik belirsizlikler nedeniyle altını stratejik bir rezerv aracı olarak görmeye devam ediyor. Ancak dönemsel olarak likidite ihtiyaçları satışları tetikleyebiliyor” ifadelerine yer verildi.
Ekonomistler ise Türkiye’nin satış hamlesinin, sıkı para politikası ve rezerv yönetimi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Uzmanlara göre bu tür satışlar, kısa vadeli finansal ihtiyaçlara yanıt verirken uzun vadeli rezerv stratejisinde köklü bir değişim anlamına gelmeyebilir.
Genel görünüm
Veriler, küresel ölçekte merkez bankalarının altın rezervlerini tamamen azaltma yönünde bir eğilimde olmadığını, aksine seçici ve stratejik alım-satım politikaları izlediğini ortaya koyuyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerin altın biriktirme eğilimini sürdürmesi dikkat çekerken, bazı ülkelerin ise dönemsel likidite ihtiyaçları doğrultusunda satışa yöneldiği görülüyor.

















