Küresel piyasalarda hareketlilik artarken, ekonomi dünyasının yakından takip ettiği isimlerden Özgür Demirtaş dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Demirtaş’a göre, ABD-İran gerilimi, petrol fiyatlarındaki yükseliş ve merkez bankalarının faiz kararlarına ilişkin belirsizlikler, yatırım tercihlerinde önemli bir kırılmaya yol açıyor.
Jeopolitik riskler ve petrol fiyatları belirleyici oluyor
ABD ile İran arasındaki gerilimin artması ve Hürmüz Boğazı’ndaki arz riskleri, küresel enerji piyasalarını doğrudan etkiliyor. Petrol fiyatlarının 100 doların üzerine çıkması, enflasyon baskısını artırırken merkez bankalarının faiz indirim planlarını da zora sokuyor.
Bu durum, konut kredisi maliyetlerinin kısa vadede düşmeyeceği, hatta artabileceği beklentisini güçlendiriyor.
Merkez bankalarının mesajları kritik
Bu hafta başta Federal Reserve olmak üzere birçok merkez bankasının faiz kararları yakından izlenecek. Piyasa beklentisi faizlerin sabit tutulması yönünde olsa da asıl belirleyici olan, merkez bankası başkanlarının vereceği mesajlar olacak.
Faiz indirimine yönelik “güvercin” sinyaller konut talebini artırabilirken, sıkı para politikası vurgusu ise talebi baskılayabilir. Ancak her iki senaryoda da farklı yatırım fırsatlarının oluşabileceği ifade ediliyor.
“Akıllı para” yön değiştiriyor
Demirtaş’a göre piyasalarda dikkat çeken en önemli gelişme, yatırımcı davranışındaki değişim. Son dönemde altın ve diğer kıymetli metallerde teknik zayıflık görülürken, yatırımcıların bir kısmı kar realizasyonu yaparak gayrimenkule yöneliyor.
Merkez Bankası anketlerine de yansıyan bu değişimde:
- “Altın alırım” diyenlerin oranı geriliyor
- “Gayrimenkul alırım” diyenlerin oranı yükseliyor
Bu tablo, büyük yatırımcıların sessiz bir şekilde pozisyon değiştirdiğine işaret ediyor.
Beklemek neden riskli olabilir?
Demirtaş, konut alımını faizlerin düşmesini bekleyerek ertelemenin çoğu zaman beklenen avantajı sağlamadığını vurguluyor. Çünkü faizler düştüğünde:
- Talep artıyor
- Fiyatlar yükseliyor
- Ucuz krediyle daha pahalı konut alınmış oluyor
Bu nedenle yatırım kararlarında sadece kredi maliyetine değil, toplam getiriye odaklanılması gerektiği ifade ediliyor.
Nakit alıcıya güçlü pazarlık avantajı
Mevcut yüksek faiz ortamında kredi kullanımı sınırlı olduğu için nakit alıcıların pazarlık gücü artmış durumda. Uzmanlara göre bu dönemde:
- Satıcılar daha esnek davranıyor
- %10’a varan indirimler mümkün olabiliyor
- Doğru lokasyonda alım fırsatları oluşuyor
Arsa yatırımı öne çıkıyor
Demirtaş, konutun yanı sıra arsa yatırımına da dikkat çekiyor. Özellikle:
- Yeni ulaşım projeleri
- Sanayi ve lojistik yatırımları
- İmar planı değişiklikleri
gibi faktörlerin bulunduğu bölgelerde arsa fiyatlarının konuta göre daha hızlı artabildiği belirtiliyor.
Küresel gelişmeler konut fiyatlarını destekliyor 
Küresel piyasalarda yaşanabilecek dalgalanmaların da dolaylı olarak konut fiyatlarını etkilediği ifade ediliyor. Özellikle:
- Döviz kurundaki artış
- İnşaat maliyetlerindeki yükseliş
- Arzın sınırlı kalması
yeni konut üretimini pahalı hale getirirken, mevcut konutların değerini yukarı yönlü destekliyor.
“Fırsat penceresi sonsuza kadar açık kalmaz”
Demirtaş, yatırımcıların “mükemmel zamanı” beklemek yerine mevcut koşulları doğru analiz etmesi gerektiğini belirterek şu uyarıda bulunuyor:
“Talep artıyor, arz kısıtlı ve faiz indirim süreci ufukta görünüyor. Bu üçlü birleştiğinde fiyatların yukarı gitmesi kaçınılmaz hale gelir. Bekleyenler genelde gerekçe bulur ama fırsat penceresi sessizce kapanır.”
Rakamlarla
- Petrol: 100 dolar üzeri seviyelerde
- Gayrimenkul talebi: Aylık bazda artış eğiliminde
- İnşaat maliyetleri: Yüksek seviyelerde
- Arsa getirisi: Konuta göre daha yüksek potansiyel
Uzman yorumu
Gayrimenkul, yüksek enflasyon ortamında “somut varlık” avantajı ile öne çıkıyor. Ancak uzmanlar, yatırım kararlarında lokasyon, kira getirisi ve uzun vadeli değer artışı gibi temel parametrelerin mutlaka analiz edilmesi gerektiğini vurguluyor.

















