Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yaptığı sunumda küresel ekonomiden Türkiye’nin enflasyon görünümüne kadar geniş kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Karahan, özellikle jeopolitik gelişmelerin enflasyon üzerindeki baskıyı artırdığını vurguladı.
Karahan, son dönemde küresel ekonomide belirleyici faktörün artan jeopolitik riskler olduğunu belirterek, ABD-İsrail-İran hattındaki gerilimlerin enerji fiyatlarında sert yükselişlere yol açtığını ifade etti. Özellikle Hürmüz Boğazı çevresindeki risklerin küresel enerji arzı açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekti. Bu gelişmelerin sadece enerji maliyetlerini değil, aynı zamanda küresel büyüme beklentilerini de aşağı yönlü etkilediğini söyledi.
Küresel ölçekte artan maliyet baskılarına rağmen merkez bankalarının temkinli bir politika izlediğini belirten Karahan, faiz indirim beklentilerinin ötelenmeye başladığını kaydetti. ABD Merkez Bankası’nın faizleri sabit tutma eğiliminin sürdüğünü, Avrupa tarafında ise yılın ikinci yarısına yönelik faiz artışı beklentilerinin güçlendiğini ifade etti.
Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde ise sıkı para politikasının etkilerinin görülmeye başlandığını dile getiren Karahan, iç talepte dengelenme sinyallerinin belirginleştiğini söyledi. Tüketimin büyümeye katkısının azalırken, yatırımların katkısının devam ettiğini belirtti. Sanayi üretiminin yatay seyrettiğini, hizmet sektöründe ise artışın sürdüğünü aktardı.
Dış ticaret tarafında ise görece olumlu bir tabloya işaret eden Karahan, ihracatta artış, ithalatta ise sınırlı gerileme yaşandığını belirtti. Enerji ithalatındaki yükselişe rağmen altın ve enerji hariç ithalatın düşüş eğiliminde olduğunu ifade etti. Cari açığın ise yönetilebilir seviyelerde kalmasının beklendiğini söyledi.
Enflasyon görünümüne ilişkin değerlendirmesinde Karahan, Nisan ayı itibarıyla yıllık enflasyonun yüzde 32,4 seviyesinde gerçekleştiğini açıkladı. Enflasyonda zirveye göre düşüş yaşansa da seviyenin yüksek kaldığını vurguladı. Özellikle enerji ve gıda kalemlerinin fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturduğunu dile getirdi.
Enerji fiyatlarındaki artışın doğrudan ve dolaylı etkilerine dikkat çeken Karahan, petrol ve doğal gaz maliyetlerindeki yükselişin birçok sektöre yayıldığını ifade etti. Akaryakıt fiyatlarındaki artışın enflasyona etkisini sınırlamak amacıyla eşel mobil sisteminin devrede olduğunu belirtti.
Hizmet enflasyonu tarafında ise kira ve eğitim kalemlerinde yavaşlama sinyalleri görüldüğünü belirten Karahan, bu gelişmenin dezenflasyon sürecine katkı sunduğunu söyledi. Enflasyon beklentilerinin ise henüz istenilen seviyeye gerilemediğini, özellikle gıda fiyatları ve jeopolitik risklerin yukarı yönlü risk oluşturmaya devam ettiğini ifade etti.
Para politikası duruşuna ilişkin net mesaj veren Karahan, 2026 yılı başında sınırlı faiz indirimi yapılmasına rağmen mevcut koşullar nedeniyle sıkı para politikası yaklaşımının sürdürüldüğünü vurguladı. Likidite yönetimi ve makroihtiyati tedbirlerle bu duruşun desteklendiğini belirtti.
Türk lirasına olan talebin güçlü seyrettiğini ifade eden Karahan, kredi büyümesinde TL lehine bir kompozisyonun korunduğunu söyledi. Bireysel kredilerde yavaşlama görülürken ticari kredilerde artış yaşandığını ve bunun ekonomik dengelenmeye katkı sağladığını dile getirdi.
Rezervlere ilişkin güncel verileri de paylaşan Karahan, brüt rezervlerin 171 milyar dolara, swap hariç net rezervlerin ise 36 milyar dolara yükseldiğini açıkladı. Jeopolitik gelişmelere rağmen rezervlerin güçlü seyrini koruduğunu ifade etti.
Karahan, konuşmasının sonunda fiyat istikrarının sürdürülebilir büyüme açısından temel öncelik olduğunu vurgulayarak, “Dezenflasyon süreci küresel riskler nedeniyle zorlaşsa da politika kararlılığımız değişmeyecek. Sıkı para politikası duruşumuzu sürdüreceğiz” dedi.

















