Boş kağıda imza atan kiracılar dikkat! Tahliye taahhütnamesinde 7 büyük tuzak
Kiracı ile ev sahibi arasında en fazla hukuki ihtilafa neden olan konulardan biri tahliye taahhütnameleri olmaya devam ediyor. Özellikle boş kağıda imza attırılması, kira sözleşmesiyle aynı gün düzenlenen belgeler ve sonradan doldurulan taahhütnameler, açılan davalarda sıkça tartışma konusu oluyor. Türk Borçlar Kanunu ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, tahliye taahhütnamesinin geçerli olabilmesi için belirli şartların eksiksiz yerine getirilmesi gerekiyor.
Uzmanlar, kiracıların imza atmadan önce belgenin içeriğini dikkatle incelemesi, ev sahiplerinin ise hukuka uygun şekilde düzenlenmeyen taahhütnamelerin mahkemede geçersiz sayılabileceğini unutmaması gerektiğini belirtiyor.
Tahliye taahhütnamesi nedir?
Tahliye taahhütnamesi, kiracının belirli bir tarihte kiralanan taşınmazı boşaltacağını yazılı olarak kabul ettiği hukuki bir belgedir. Türk Borçlar Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca geçerli şekilde düzenlenen bir tahliye taahhütnamesine dayanarak ev sahibi tahliye talebinde bulunabilir.
Ancak her imzalanan belge hukuken geçerli kabul edilmiyor.
İşte tahliye taahhütnamesindeki 7 büyük tuzak
1. Boş kağıda imza atmak
En büyük risklerden biri boş kağıda imza atılmasıdır. Sonradan doldurulan belgeler ciddi hukuki uyuşmazlıklara yol açabiliyor. Kiracı, belgenin sonradan doldurulduğunu iddia edebilir ancak bunu ispatlaması çoğu zaman kolay olmuyor.
Uzmanlar, içeriği tamamen doldurulmamış hiçbir belgeye imza atılmaması gerektiğini vurguluyor.
2. Kira sözleşmesiyle aynı gün imzalanması
Yargıtay'ın yerleşik kararlarına göre kira sözleşmesiyle aynı tarihte alınan tahliye taahhütnameleri çoğu zaman geçersiz kabul ediliyor.
Bunun nedeni, kiracının konutu kiralayabilmek için baskı altında imza atmış olabileceği değerlendirmesi.
3. Teslimden önce düzenlenmesi
Kanuna göre tahliye taahhüdü, kiralanan taşınmaz kiracıya teslim edildikten sonra verilmelidir.
Anahtar teslim edilmeden veya fiilen taşınmaz kullanılmaya başlanmadan önce alınan taahhütnameler hukuken geçersiz sayılabiliyor.
4. Tahliye tarihinin belirsiz olması
Belgede tahliye tarihi açık, net ve tereddüde yer vermeyecek şekilde yazılmalıdır.
"İstenildiğinde boşaltacağım" veya "gerekirse çıkarım" gibi ifadeler hukuki açıdan yeterli kabul edilmiyor.
5. İmzanın kiracıya ait olmaması
Tahliye taahhüdünün kiracı tarafından imzalanması gerekiyor.
Özellikle aile bireyleri veya üçüncü kişiler tarafından atılan imzalar ileride davanın reddedilmesine neden olabiliyor. Birden fazla kiracı bulunuyorsa, kural olarak tüm kiracıların imzasının bulunması önem taşıyor.
6. Ev sahibinin süreyi kaçırması
Tahliye tarihinin gelmesi tek başına yeterli olmuyor.
Ev sahibinin, taahhütte belirtilen tahliye tarihinden itibaren bir ay içinde icra takibi başlatması veya tahliye davası açması gerekiyor. Bu süre geçirilirse tahliye taahhütnamesine dayanma hakkı kaybedilebiliyor.
7. Tarihlerin sonradan değiştirilmesi
Belge üzerinde yapılan silinti, kazıntı veya sonradan eklenen tarihler yeni hukuki ihtilaflara neden olabiliyor.
Özellikle tahliye tarihinin sonradan doldurulduğu iddiaları davalarda bilirkişi incelemesine kadar gidebiliyor.
Yargıtay kararları ne diyor?
Yargıtay'ın uzun yıllardır benimsediği içtihatlara göre;
- Tahliye taahhüdü kiralanan taşınmaz teslim edildikten sonra verilmelidir.
- Kiracının iradesi serbest şekilde oluşmalıdır.
- Kira sözleşmesiyle aynı tarihte düzenlenen belgeler, aksi ispat edilmedikçe geçerlilik yönünden tartışmalı kabul edilmektedir.
- Tahliye tarihi kesin olarak belirtilmelidir.
- Ev sahibi, tahliye tarihinden itibaren bir aylık yasal süre içinde hukuki yollara başvurmalıdır.
Kiracılar ve ev sahipleri nelere dikkat etmeli?
Hukukçular, kiracıların boş belgeye kesinlikle imza atmamasını, tarih ve içerik kısmı eksik evrakları kabul etmemesini öneriyor. Ev sahiplerinin ise tahliye taahhütnamesini kanuna uygun şekilde düzenlemesi ve yasal süreleri kaçırmaması gerektiği belirtiliyor.
Usulüne uygun hazırlanan bir tahliye taahhütnamesi, taraflar arasındaki uyuşmazlıkların çözümünde önemli bir hukuki güvence sağlarken; eksik veya hatalı düzenlenen belgeler ise yıllarca sürebilecek davalara neden olabiliyor.

















