Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, kamuoyunda tartışılan “köprü ve otoyollar satılacak” iddialarına açıklık getirerek, devletin işlettiği bazı ulaşım altyapılarının satılmasının söz konusu olmadığını, ancak belirli süreli işletme hakkı devri yani kiralama modelinin değerlendirildiğini söyledi.
Basın mensuplarıyla düzenlenen iftar programında konuşan Uraloğlu, Türkiye’de otoyollar ve bazı karayolu altyapılarında ağır bakım döneminin yaklaştığını belirterek bu bakım çalışmalarının kamu bütçesine önemli yük getirebileceğini ifade etti.
Bakan Uraloğlu, bu nedenle alternatif bir model üzerinde çalıştıklarını belirterek şu değerlendirmede bulundu:
“Yollarda rutin olarak 10 yılda bir hafif, 20 yılda bir ağır bakım yapılması gerekiyor. Bazı otoyollarımızda artık ağır bakım zamanı geldi. Bu ciddi maliyet demek. Biz de ‘işletme hakkını belirli süreliğine vererek bu bakım yükünü işletmeciye devredebilir miyiz’ diye bir çalışma yapıyoruz. Satmak değil, bir süreliğine kiralamak gündemimizde.”
Yavuz Sultan Selim Köprüsü 2028’de devlete geçecek
Bakan Uraloğlu, kamu-özel iş birliği modeliyle inşa edilen bazı büyük ulaşım projelerinin önümüzdeki yıllarda devlet tarafından devralınacağını hatırlattı.
Bu kapsamda Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve bağlantı yollarının 2028 yılında devlet yönetimine geçeceğini belirten Uraloğlu, köprünün aslında zaten kamuya ait olduğunu vurguladı.
Bakan Uraloğlu konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı:
“2028 yılında Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü devralıyoruz. Burası zaten devletin, vatandaşımızın malı. İşletmecinin değil. Devraldıktan sonra nasıl bir model uygulanacağı konusunda bir çalışma yapıyoruz. Belki kamuoyunun görüşüne de sunabiliriz.”
Uraloğlu ayrıca ekonomik koşulların uygun olması halinde bazı projelerde ücretsiz geçiş ihtimalinin bile değerlendirilebileceğini söyledi.
KÖİ projelerinde 40 milyar dolarlık zaman kazancı
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı bünyesinde yaklaşık 70 kamu-özel iş birliği (KÖİ) projesi bulunduğunu belirten Uraloğlu, bu projelerin zamanında yapılmasının Türkiye’ye ciddi bir mali avantaj sağladığını ifade etti.
Bakanlık verilerine göre:
KÖİ projelerinin ilk yapım maliyeti yaklaşık 52 milyar dolar oldu.
Aynı projeler bugün yapılmak istendiğinde maliyetin 92 milyar dolara ulaşacağı hesaplanıyor.
Bu durumun yaklaşık 40 milyar dolarlık maliyet avantajı anlamına geldiğini belirten Uraloğlu, projelerin zamanında hayata geçirilmesinin ekonomiye önemli katkı sağladığını dile getirdi.
Devletin devralacağı otoyol ve köprü projeleri
Bakan Uraloğlu, kamu-özel iş birliği modeli kapsamında yapılan bazı büyük ulaşım projelerinin işletme süresi dolduğunda devlet tarafından devralınacağını açıkladı. Yeni bir kiralama ya da süre uzatması olmaması halinde köprü ve otoyolların devralınma tarihleri şöyle:
Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve bağlantı yolları 2028
Kuzey Marmara Otoyolu 2030
Menemen–Aliağa–Çandarlı Otoyolu 2030
1915 Çanakkale Köprüsü ve Çanakkale–Malkara Otoyolu 2034
Ankara–Niğde Otoyolu ile İstanbul–İzmir Otoyolu 2035
yıllarında devlet yönetimine geçecek.
Bakan Uraloğlu, bu projelerin özel şirketlere “verilmediğini”, yalnızca belirli süreyle yaptırılıp işletildiğini vurgulayarak, süre dolduğunda tamamının kamuya devredileceğini söyledi.
Bölünmüş yollar ekonomiye 405 milyar lira katkı sağladı
Karayolu yatırımlarına da değinen Uraloğlu, Türkiye’de bölünmüş yol uzunluğunun 30 bin 49 kilometreye ulaştığını açıkladı.
Bu yatırımların ekonomiye yıllık önemli katkılar sağladığını belirten Uraloğlu, şu verileri paylaştı:
801 milyon saat zaman tasarrufu
405 milyar lira yıllık ekonomik katkı
2 milyar 620 milyon litre akaryakıt tasarrufu
Bakan Uraloğlu, ulaştırma altyapısının Türkiye’nin uluslararası lojistik koridorlarındaki stratejik rolünü güçlendirdiğini de sözlerine ekledi.
















