Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, uygulanan sıkı para politikasının ekonomi üzerindeki etkilerine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. İş Bankası ile İstanbul Sanayi Odası (İSO) iş birliğinde düzenlenen "KOBİ'lere Değer Odaklı Dijitalleşme ve Büyüme" programının tanıtım toplantısında konuşan Aran, ekonomi yönetiminin uyguladığı programın etkilerinin son bir yılda belirgin şekilde hissedildiğini söyledi.
Aran, yılın ikinci yarısında hem KOBİ'lerin hem de reel sektörün daha sıkışık bir dönem yaşayacağını belirterek, sıkı para politikasının üretim ve finansmana erişim üzerinde baskı oluşturmaya devam edeceğini dile getirdi.
"Önümüzde sıkışık bir altı ay var"
Ekonomi programının sonuçlarının giderek daha görünür hale geldiğini ifade eden Aran, "Programın devam ettiğini düşünürsek oldukça sıkışık bir ikinci altı ay bizi bekliyor. Aynı şekilde KOBİ'leri de zor bir dönem bekliyor." dedi.
Aran'a göre, üç yıldır uygulanan ekonomi programı kapsamında büyümenin potansiyelin altında seyretmesi, talepte yaşanan daralma ve işsizlikteki artış, enflasyonla mücadele programının doğal sonuçları arasında yer alıyor.
"Enflasyon tek haneye inecekti, hâlâ yüzde 30'larda"
Programın başlangıcında enflasyonun üç yıl sonunda tek haneye düşmesinin hedeflendiğini hatırlatan Aran, gelinen noktada enflasyonun hâlâ yüzde 30'lu seviyelerde bulunmasının iş dünyasında sabırsızlığı artırdığını söyledi.
Aran, "Sanayiciler artık 'Daha ne kadar katlanacağız, farklı tedbirler uygulanamaz mı?' sorusunu daha yüksek sesle dile getiriyor. Programın uzaması da bu eleştirilerin temel nedenlerinden biri." değerlendirmesinde bulundu.
Ekonomide yaşanan sıkıntıların, enflasyonla mücadele sürecinin doğal bir maliyeti olduğunu vurgulayan Aran, sürdürülebilir büyüme sağlanmadan önce geçiş döneminin sancılarının yaşandığını ifade etti.
2027 için iyimserliğini koruyor
Hakan Aran'ın son açıklamaları, daha önce ekonomi ve konut piyasasına ilişkin yaptığı 2027 değerlendirmelerini de yeniden gündeme taşıdı.
Aran, daha önce yaptığı değerlendirmede 2027 yılını "pandemiden çıkış yılına benzer güçlü bir toparlanma dönemi" olarak tanımlamıştı. Özellikle faizlerin daha düşük seviyelere gerilemesiyle birlikte hem yatırımların hem de konut piyasasının yeniden ivme kazanacağını ifade eden Aran, yatırım kararlarını sürekli erteleyenlerin bu fırsatı kaçırabileceği uyarısında bulunmuştu.
Aran'a göre 2025 ve 2026 yıllarında yüksek faiz nedeniyle konut piyasasında durağan görünüm devam ederken, esas canlanma 2027 yılında başlayacak.
Konutta bekle-gör dönemi sürüyor
İş Bankası Genel Müdürü, yüksek konut kredisi faizlerinin alıcıları beklemeye yönlendirdiğini, buna karşılık nakit ihtiyacı bulunan satıcıların satış konusunda daha istekli davrandığını belirtiyor.
Bu nedenle kredili konut satışlarının toplam satışlar içerisindeki payının düşük kalmaya devam edeceğini ifade eden Aran, mevcut dönemi "alıcıların nazlı olduğu dönem" olarak tanımlıyor.
Makro beklentilerini de açıklamıştı
Hakan Aran'ın yıl sonuna ilişkin öngörüleri ise şöyle sıralanıyor:
- Enflasyonun yüzde 21-25 bandında gerçekleşmesi,
- Politika faizinin yüzde 28-30 seviyelerine gerilemesi,
- Dolar/TL kurunun 51-52 bandında oluşması.
Aran, enflasyon hedefinden sapılmaması için sıkı para politikasının yıl sonuna kadar sürmesinin gerekebileceğini, bu nedenle kredi faizlerinde kısa vadede sert bir düşüş beklenmemesi gerektiğini de ifade etmişti.
Sanayi için de 2027 mesajı
Sanayi yatırımlarına da değinen Aran, şirketlerin yatırım kararlarını yeniden hızlandırabilmesi için geleceğe ilişkin güven duyması gerektiğini söyledi.
Merkez Bankası'nın rezervler, cari açık ve bütçe dengesi konusunda önemli mesafe aldığını belirten Aran, 2027 itibarıyla daha yatırım ve kalkınma odaklı bir ekonomi politikasına geçilebileceğini, bunun hem sanayi hem de gayrimenkul sektörü açısından yeni bir büyüme döneminin kapısını aralayabileceğini ifade etti.

















