Küresel ölçekte artan servet mobilitesi, yatırım yoluyla vatandaşlık ve yatırımcı oturum programlarını yeniden şekillendiriyor. Uluslararası bir danışmanlık şirketinin yayımladığı son endeks, Avrupa’nın uzun süredir sürdürdüğü liderliğin artık tek başına belirleyici olmadığını ortaya koydu. Özellikle Orta Doğu, Karayipler ve Asya-Pasifik ülkeleri yatırımcılar açısından daha rekabetçi alternatifler sunuyor.
Malta yine zirvede
Küresel Vatandaşlık Programı Endeksi’nde Malta, 100 üzerinden 77 puan alarak 11. kez üst üste ilk sırada yer aldı. Avrupa Birliği üyeliği, hukuki güvence ve güçlü finansal altyapı ülkenin liderliğini pekiştirdi.
Malta’yı 74 puanla Avusturya takip etti. Karayipler’den Grenada ile Saint Kitts ve Nevis 67 puanla üçüncülüğü paylaştı.
İklim uyum fonlamasına dayalı yeni yatırım modeliyle Nauru dördüncü sıraya yükselirken, Antigua ve Barbuda ilk beşi tamamladı.
Yunanistan oturum programlarında lider
Yatırımcıya oturum hakkı tanıyan programlar kategorisinde ise Yunanistan 73 puanla ilk sırada yer aldı. Avrupa Birliği erişimi, yaşam kalitesi ve görece rekabetçi yatırım eşiği ülkeyi öne taşıdı.
İtalya, İsviçre ve Birleşik Arap Emirlikleri 72 puanla ikinci sırayı paylaştı. Özellikle Birleşik Arap Emirlikleri’nin vergi avantajı, yatırım dostu yaklaşımı ve hızlı başvuru süreçleriyle ilk üçte yer alması dikkat çekti.
Portekiz üçüncü, Avustralya dördüncü sırada konumlandı. Kanada ile Uruguay ise beşinciliği paylaştı.
Servet ve yetenek yeni merkezlere yöneliyor
Rapora göre yatırımcılar artık yalnızca Avrupa odaklı hareket etmiyor. Ekonomik dinamizm, siyasi istikrar, hukuki öngörülebilirlik, vergi avantajları ve şeffaf başvuru süreçleri ülkelerin cazibesini belirleyen temel kriterler haline geldi.
Şirket yetkilileri, küresel yatırımcıların güvenilir ve açık göç politikaları sunan ülkelere yöneldiğini vurgularken, yatırım yoluyla vatandaşlık programlarının artık yalnızca pasaport gücü değil; vergi planlaması, iş yapma kolaylığı ve küresel mobilite açısından da değerlendirildiğini ifade etti.
Önümüzdeki dönemde Avrupa’nın liderliğini korumak için yatırım eşikleri, süreç şeffaflığı ve vergi politikalarında daha rekabetçi adımlar atması bekleniyor.














