Jeopolitik gelişmeler Türkiye için fırsat olabilir
Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Ozan Diren, küresel jeopolitik gelişmelerin dünya ekonomisinde yeni dengeler oluşturduğunu belirterek Türkiye’nin bu süreçte doğru adımlar atması halinde önemli bir fırsat yakalayabileceğini söyledi.
CNBC-e’de Şafak Tükle’nin sorularını yanıtlayan Diren, küresel sistemdeki değişimin henüz tamamlanmadığını ifade ederek şunları kaydetti:
“Taşlar yerinden oynadı ve henüz yerine oturmadı. Bu süreçte üzerimize düşenleri doğru şekilde yaptığımızda pozitif ayrışan ekonomi olmamız için çok büyük bir fırsat görüyoruz. Yeni dünya düzeninde Türkiye çok daha kalkınmış bir noktaya gelebilir.”
Diren, kamu, iş dünyası ve makroekonomik yönetimin koordineli hareket etmesi halinde Türkiye’nin küresel ekonomik sistemde avantaj elde edebileceğini vurguladı.
“Merkez Bankası ve SPK zamanında adım attı”
Küresel çatışmaların ekonomi üzerindeki etkilerine değinen Diren, savaşların deprem ve pandemi gibi dışsal şoklar yarattığını belirtti. Bu tür gelişmelerin hem büyümeyi baskıladığını hem de enflasyonu artırdığını söyledi.
Diren, özellikle enerji fiyatlarındaki yükselişin ödemeler dengesi üzerinde baskı oluşturduğunu ifade ederek şu değerlendirmede bulundu:
“Petrol fiyatlarının artışı hem enflasyon tarafında hem de cari denge tarafında etkili oluyor. Ayrıca uluslararası sermayenin gelişmekte olan ülkelere yönelimi üzerinde de etkiler görülebilir.”
Diren, finansal piyasalarda yaşanan gelişmelere karşı kurumların hızlı hareket ettiğini belirterek,
“Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ve Sermaye Piyasası Kurulu gerekli adımları zamanında ve cesurca attı. Gelişmelere göre doğru adımların atılacağına inanıyorum.” dedi.
Enflasyon ve büyüme beklentileri izleniyor
Enflasyon beklentilerinde henüz bir revizyon yapmadıklarını söyleyen Diren, savaş gibi dışsal şokların tüm ekonomilerde benzer etkiler yarattığını ifade etti.
Diren’e göre bu tür gelişmeler enflasyonu yukarı yönlü, büyümeyi ise aşağı yönlü baskılıyor.
Merkez Bankası’nın para politikası konusunda gerekli adımları atacağına inandığını vurgulayan Diren, faiz kararlarıyla ilgili olarak şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bu oldukça teknik bir konu. Merkez Bankası’nın gereğini yapacağı konusunda güvenim tam.” 
Gıda enflasyonunda iki kritik faktör
Diren, gıda enflasyonunun arkasında iki önemli neden bulunduğunu söyledi. Bunlardan ilki tarım üretimini etkileyen iklim kaynaklı riskler.
Türkiye’nin son dönemde ciddi don olayları yaşadığını hatırlatan Diren, tarım sektöründe daha kapsamlı bir dönüşüme ihtiyaç olduğunu vurguladı.
“Tarımı sadece don felaketine bağlamamak gerekiyor. Önümüzdeki dönemde tarımda verimlilik ve dönüşüm alanlarına odaklanmamız şart.” dedi.
2026 büyümesinde aşağı yönlü riskler
Türkiye ekonomisinde talep yapısının hâlâ ağırlıklı olarak tüketime dayandığını belirten Diren, sanayi üretimindeki büyümenin ise sınırlı kaldığını söyledi.
Son iki yılda sanayide yaklaşık yüzde 2–2,5 seviyesinde büyüme görüldüğünü ifade eden Diren, bu seviyelerin yeterli olmadığını dile getirdi.
2026 yılı için büyüme beklentilerinin jeopolitik gelişmelerden önce yüzde 4,3 civarında olduğunu hatırlatan Diren, yeni gelişmelerin aşağı yönlü riskler oluşturduğunu belirtti.
Kalıcı iyileşme için yapısal dönüşüm şart
Diren, ekonomide kalıcı bir iyileşmenin yalnızca enflasyonun düşmesiyle mümkün olmayacağını, yapısal dönüşümün de gerekli olduğunu vurguladı.
Yatırım ortamının güçlenmesi için kamu politikalarının ve reel sektör stratejilerinin uyum içinde olması gerektiğini ifade eden Diren, özellikle Çin ve Hindistan ile ticaret politikalarının netleşmesinin önem taşıdığını söyledi.
“Made in EU” düzenlemesi Türkiye için kritik
Diren, Avrupa Birliği’nde gündeme gelen “Made in EU” düzenlemesinin Türkiye açısından kritik bir gelişme olduğunu belirtti.
Türkiye’nin bu tanıma dahil edilmesinin önemli bir riskin ortadan kalkmasını sağladığını söyleyen Diren, şu değerlendirmede bulundu:
“Türkiye’nin en büyük dış ticaret partneri Avrupa Birliği. Bu düzenleme kapsamında Türkiye’nin hak ettiği şekilde yer alması önemliydi. Aksi halde ciddi bir riskle karşı karşıya kalabilirdik.”
Diren’e göre bu gelişme, Türkiye’ye yönelik uluslararası doğrudan yatırımlar açısından da olumlu bir zemin oluşturuyor.















