OECD’nin yayımladığı güncel kira endeksi verileri, Türkiye’de barınma krizinin 2025 yılında da hız kesmeden devam ettiğini gözler önüne serdi. 2025’te OECD ülkelerinde kiralar ortalama yüzde 6,8 artarken, Türkiye’deki artış yüzde 77,1’e ulaştı. Son on yıllık tablo ise farkın ne kadar dramatik olduğunu açıkça ortaya koyuyor: OECD ortalamasında kira artışı yüzde 48,9’da kalırken, Türkiye’de kiralar yüzde 1.457,7 arttı.
Bu veriler, Türkiye’nin kira artışlarında yalnızca OECD ortalamasından değil, kendisine en yakın ülkelerden dahi sert biçimde ayrıştığını gösteriyor. Uzmanlar, gelinen noktada kirada oturmanın istisna olmaktan çıktığını, adeta “lüks tüketime” dönüştüğünü vurguluyor.
Artış hızı düştü ama seviye hâlâ çok yüksek
OECD’nin üçer aylık dönemler bazında hesapladığı kira endeksine göre Türkiye’de 2025’in ilk çeyreğinde kiralar yüzde 15,5 arttı. İkinci çeyrekte artış yüzde 14,15, üçüncü çeyrekte yüzde 12,21 olurken, son çeyrekte artış oranı yüzde 9,63’e geriledi. Buna rağmen 2025’in son çeyreği itibarıyla kiralar, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 62,3 yükseldi.
Dört çeyreğin ortalaması alındığında ise tablo daha da çarpıcı. 2025’te Türkiye’de cari kira artışı yüzde 77,1 olarak hesaplandı. TÜİK’in 12 aylık ortalamalara göre açıkladığı yüzde 34,88’lik enflasyon dikkate alındığında, reel kira artışı yüzde 31,3’e ulaştı.
Aynı dönemde OECD ülkeleri içinde Türkiye’yi en yakından izleyen İzlanda ve Yunanistan’da kira artışı nominal bazda yüzde 9,9, Macaristan’da yüzde 9,8 oldu. Japonya, Güney Kore ve Finlandiya ise yüzde 1’in altında kalan artışlarla listenin en altında yer aldı.
OECD ortalamasını Türkiye yukarı çekti
Dört çeyrek ortalamalarına göre OECD genelinde yıllık kira artışı yüzde 6,8 seviyesinde gerçekleşti. Türkiye, bu ortalamanın yaklaşık 10 katı oranındaki artışla yalnızca ayrışmakla kalmadı, OECD ortalamasının yükselmesine de katkı yaptı.
Uzmanlardan “acil reform paketi” çağrısı
Uzmanlar, fahiş kira artışlarının yalnızca tek bir düzenleme ile çözülemeyeceği görüşünde. Barınma krizine kalıcı çözüm için şu başlıklar öne çıkıyor:
Enflasyonda kalıcı düşüş: Kira krizinin temelinde yüksek ve kalıcı enflasyon bulunuyor. Enflasyon düşmeden atılan adımlar geçici kalıyor.
Sosyal ve kiralık konut üretimi: Devletin, mülkiyet yerine uzun vadeli kiralamaya dayalı sosyal konutlara ağırlık vermesi gerekiyor.
Boş konutların piyasaya kazandırılması: Boş tutulan konutlar için artırımlı emlak vergisi gibi araçlarla arzın genişletilmesi şart.
Öngörülebilir kira sistemi: Ani müdahaleler yerine, enflasyon, gelir artışı ve bölgesel farkları dikkate alan şeffaf bir kira artış formülü oluşturulmalı.
Kısa dönemli kiralamaların denetimi: Turistik ve günlük kiralamalar büyük şehirlerde konut arzını daraltıyor; lisans, kota ve vergiyle denge kurulmalı.
Kiralar neden kontrolden çıktı?
Uzmanlar, son on yılda barınma krizine dönüşen kira artışlarının yedi temel nedene dayandığını belirtiyor:
Kronik enflasyon: Kira, enflasyona karşı bir “koruma aracı” haline geldi.
Yanlış konut arzı: Üretim, orta ve üst gelir grubuna odaklandı; kiracıların yoğun olduğu segment ihmal edildi.
Göç ve demografik baskı: Göç, tek kişilik hanelerin artışı ve hane bölünmeleri talebi büyüttü.
Faiz politikası: Düşük faizler fiyatları şişirdi, ardından gelen yüksek faizler satın almayı zorlaştırdı; talep kiraya kaydı.
Konutun yatırım aracına dönüşmesi: Konut, barınmadan çok değer saklama aracı olarak görülmeye başlandı.
Ters tepen düzenlemeler: Yüzde 25 kira artış sınırı gibi uygulamalar yeni kiraları sıçrattı.
İnşaat ve bakım maliyetleri: Artan maliyetler doğrudan kiralara yansıtıldı.
On yılda uçurum: Türkiye ile Macaristan arasındaki fark
OECD kira endeksinde 2015 yılı 100 kabul edildiğinde, OECD ortalaması 2025’te 148,9’a yükseldi. Türkiye’de ise aynı endeks 1.557,7’ye çıktı. Başka bir ifadeyle Türkiye’de kiralar 10 yılda 14,6 kat arttı.
On yıllık artışta ikinci sıradaki Macaristan’da kira artışı yüzde 105,5 ile sınırlı kaldı. Litvanya, İzlanda ve Polonya yüzde 70–80 bandında seyrederken, Japonya’da kiralar neredeyse hiç değişmedi. Bu tablo, Türkiye’deki kira krizinin uluslararası ölçekte istisnai bir boyuta ulaştığını ortaya koyuyor.
Naki Bakır'ın Dünya'daki köşe yazısından yararlanarak hazırlandı

















