Küresel ölçekte derinleşen ekonomik ve iklim kaynaklı krizler, tarım sektöründe kolektif yapılar olan kooperatiflerin önemini artırırken, Türkiye’deki mevcut tablo bu yapının henüz istenen etkinliğe ulaşamadığını gösteriyor. TÜSİAD ile FAO tarafından hazırlanan “Türkiye’de Tarım Kooperatiflerinde İş Modelleri Araştırması”, sektördeki temel darboğazları ve çözüm alanlarını kapsamlı biçimde analiz etti.
Araştırmanın sonuçları, “Birleşmiş Milletler 2025 Uluslararası Kooperatifler Yılı” kapsamında düzenlenen toplantıda kamuoyuyla paylaşıldı.
Kooperatifler küresel ölçekte dev ekonomik aktörlere dönüşüyor
Toplantının açılışında konuşan İzzet Özilhan, kooperatiflerin yalnızca dayanışma modeli olmadığını, aynı zamanda küresel ölçekte önemli ekonomik güçler haline geldiğini vurguladı. Özilhan, dünyanın en büyük 300 kooperatifinin toplam cirosunun 2,8 trilyon dolara yaklaştığını belirterek, özellikle Avrupa’da tarımsal üretimin pazarlanmasında kooperatiflerin payının yüzde 40’ın üzerine çıktığını ifade etti.
Özilhan’a göre Türkiye’de ise güçlü bir kooperatifçilik geleneği bulunmasına rağmen bu potansiyel ekonomik etkiye tam olarak yansımıyor. Özellikle finansmana erişim, kurumsal kapasite eksikliği ve modern değer zincirlerine entegrasyon sorunları, kooperatiflerin rekabet gücünü sınırlıyor.
“Sorun üretimde değil, pazarda”
Ayşegül Selışık ise tarımsal kooperatiflerin temel probleminin üretimden ziyade pazara erişim olduğunu belirtti. Selışık, saha çalışmalarına dayanarak yaptıkları analizlerde öne çıkan sorunları şu başlıklarda topladı:
- Pazara erişim zorlukları
- Finansman eksikliği
- Kalite standardizasyonu sorunları
- Dijital altyapı yetersizliği
Selışık, mevcut destek mekanizmalarının parçalı ve kısa vadeli kaldığını vurgulayarak, “Sorunlar sistemsel, çözüm de bütüncül olmalı” dedi.
Entegre iş modeli önerisi: KEİM
Araştırmada çözüm olarak önerilen “Kooperatifler Entegre İş Modeli (KEİM)”, üretimden pazara kadar tüm süreci kapsayan bütüncül bir yapı sunuyor. Model; sözleşme yönetimi, finansman, lojistik, kalite kontrol, veri yönetimi ve dijitalleşmeyi tek çatı altında birleştirmeyi hedefliyor.
Bu yaklaşımın temel amacı, kooperatifleri pasif aracılar olmaktan çıkarıp aktif piyasa aktörlerine dönüştürmek.
Yapısal darboğazlar dikkat çekiyor
Rapora göre Türkiye’de kooperatifler sayısal olarak yaygın olsa da şu alanlarda ciddi sorunlar bulunuyor:
- Pazar entegrasyonu eksikliği
- Finansmana erişimde zorluk
- Dijitalleşme yetersizliği
- Kurumsal yönetişim sorunları
- Kalite ve izlenebilirlik eksiklikleri
Ayrıca karar alma süreçlerinde katılımın homojen olmadığı, özellikle gençler ve kadınların yönetim mekanizmalarında yeterince yer almadığı da dikkat çekiyor.
Sürdürülebilir kalkınma için kritik rol
Uzmanlara göre kooperatiflerin güçlendirilmesi yalnızca çiftçi refahını artırmakla kalmayacak; aynı zamanda gıda arz güvenliği, gıda enflasyonu ile mücadele ve sürdürülebilir tarım politikaları açısından da kritik bir rol oynayacak.
Özilhan, bu noktada kamu, özel sektör ve finans dünyasının koordineli hareket etmesi gerektiğini vurgularken, önerilen modelin yalnızca Türkiye için değil benzer sorunlar yaşayan ülkeler için de örnek olabileceğini belirtti.















