Küresel piyasalarda tahvil faizleri yeniden yükseliş trendine girerken, artan jeopolitik riskler ve petrol fiyatlarındaki sert hareketler merkez bankalarının para politikalarına ilişkin beklentileri değiştirmeye başladı. Özellikle ABD-İran gerilimi sonrası enerji fiyatlarında yaşanan yükseliş, enflasyon endişelerini artırırken gelişmiş ülkelerin tahvil piyasalarında satış baskısını güçlendirdi.
Türkiye’de de benzer bir tablo dikkat çekiyor. TL cinsi devlet tahvilleri tarihi yüksek seviyelerine yakın işlem görürken, piyasalarda haziran ayında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından faiz artırımı ihtimali daha güçlü şekilde fiyatlanmaya başladı.
Tahvil faizlerinde tarihi seviyeler
Piyasalarda özellikle gösterge tahvil faizlerinde yaşanan yükseliş dikkat çekiyor. Şubattan bu yana yeni ihracı yapılmayan 10 yıllık gösterge tahvil faizi yüzde 35,85 ile tarihi zirvesini test ederken, 5 yıllık gösterge tahvil faizi yüzde 39,52’ye, 2 yıllık gösterge tahvil faizi ise yüzde 43,74 seviyesine kadar yükseldi.
Uzmanlara göre bu hareketin temel nedeni, küresel çapta artan enflasyon riski ve enerji fiyatlarındaki yükselişin Türkiye ekonomisine etkilerinin fiyatlanması.
Petrol fiyatları enflasyon baskısını artırıyor
Küresel piyasalarda Brent petrol fiyatının 100 doların üzerine çıkması, merkez bankalarının faiz indirim beklentilerini zayıflatırken yeni faiz artırımı senaryolarını gündeme taşıdı.
Analistler, savaş ve jeopolitik risklerin devam etmesi halinde petrol fiyatlarında 120-130 dolar bandının da aşılabileceğine dikkat çekiyor. Bu durumun yalnızca enerji maliyetlerini değil, küresel enflasyonu da yukarı taşıyabileceği belirtiliyor.
Piyasalarda özellikle Federal Reserve System’in bu yıl faiz indirimine gitmeyeceği, hatta gelecek yıl yeniden faiz artırabileceği beklentileri güçlenmiş durumda. Aynı şekilde European Central Bank ve Bank of England için de daha sıkı para politikası senaryoları öne çıkıyor.
TCMB için yeni faiz artışı beklentisi
Uzmanlar, küresel risklerin Türkiye üzerinde ek enflasyon baskısı oluşturduğunu ve bu nedenle Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın politika faizinde yeni bir artışa gitme ihtimalinin güçlendiğini belirtiyor.
Özellikle carry trade mekanizmasının sürdürülebilmesi ve TL varlıklara yabancı ilgisinin korunabilmesi için piyasa faizlerinin yukarı yönlü hareket ettiği ifade ediliyor.
Analistlere göre petrol fiyatlarının 150 dolar seviyelerine yaklaşması halinde yıl sonu enflasyon beklentileri ciddi şekilde bozulabilir. Böyle bir senaryoda TCMB’nin ilave sıkılaşma adımları atabileceği değerlendiriliyor.
Tahvil faizleri borsaları da baskılıyor
Tahvil faizlerindeki yükseliş yalnızca borçlanma piyasalarını değil, hisse senedi piyasalarını da etkiliyor. Özellikle yüksek faiz ortamı, riskli varlıklardan çıkışı hızlandırırken küresel borsalarda dalgalanmaları artırıyor.
Uzmanlara göre ABD 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 4,60 seviyesinin üzerinde kalması, küresel hisse piyasaları açısından baskının sürebileceğine işaret ediyor. Borsa İstanbul tarafında da jeopolitik gelişmeler ve faiz baskısı nedeniyle dalgalı seyir devam ediyor.
Piyasalarda gözler jeopolitik gelişmelerde
Ekonomistler, piyasalarda kalıcı sakinleşme için jeopolitik tansiyonun düşmesi gerektiğini vurguluyor. Özellikle Orta Doğu kaynaklı risklerin azalması halinde petrol fiyatlarında geri çekilme yaşanabileceği, bunun da tahvil faizleri üzerindeki baskıyı hafifletebileceği belirtiliyor.
Ancak mevcut tabloda küresel piyasalarda enflasyon, yüksek faiz ve enerji maliyetleri üçgeninin finansal piyasalar üzerinde baskı oluşturmaya devam edeceği değerlendiriliyor.

















