Türkiye’de son yıllarda hızla yükselen kira fiyatları, yalnızca barınma maliyetlerini değil, genel hayat pahalılığını da doğrudan etkiliyor. Ekonomist ve stratejist Fatih Keresteci, yüksek kiraların enflasyonun ana kaynağı haline geldiğini belirterek, kalıcı çözüm için konut üretiminin artırılması gerektiğini söyledi.
Nisan 2026 verilerine göre tüketici enflasyonu yıllık yüzde 32,37 seviyesinde gerçekleşirken, gerçek kira enflasyonu yüzde 51,1’e ulaştı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerine göre İstanbul’da 100 metrekarelik bir konutun ortalama kira bedeli 40 bin 512 TL’ye yükseldi. Türkiye genelindeki ortalama kira ise 24 bin 188 TL olarak hesaplandı.
“Asgari ücret artık kiraya yetmiyor”
Hamide Hangül'ün Dünya gazetesinde yer alan haberine göre, kira artışlarının yalnızca konut piyasasını değil, tüm ekonomiyi etkilediğini belirten Keresteci, eğitimden sağlığa kadar birçok sektörde maliyetlerin kira kaynaklı yükseldiğini söyledi.
Keresteci, “Kirayı sadece ev kirası olarak düşünmeyin. Eğitim kurumlarının, restoranların, sağlık tesislerinin maliyetlerinde de kira etkisi var. Bu nedenle kira meselesi enflasyonun ana kaynağına dönüştü” dedi.
İstanbul’da 2021 öncesinde asgari ücretle kira ödenebildiğini ifade eden Keresteci, bugün ise asgari ücretlinin kira karşısında ciddi şekilde zorlandığını belirtti. Beş yıl içinde asgari ücretin TL bazında yaklaşık 14 kat arttığını ancak kira yükünün daha hızlı yükseldiğini kaydetti.
“Enflasyon düşecekse kiralar gerilemeli”
Keresteci, enflasyonla mücadelede kira fiyatlarının mutlaka kontrol altına alınması gerektiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Eğer otorite enflasyonu yenmek istiyorsa bu kiraları indirmek zorunda. Başka çıkar bir hikayesi yok.”
Çözüm için konut arzı artırılmalı
GYODER zirvesinde konuşan Keresteci, kira krizinin çözümü için kamu ve özel sektörün birlikte hareket etmesi gerektiğini söyledi.
Keresteci’nin çözüm önerileri arasında şunlar yer aldı:
- Kamu-özel sektör iş birliğiyle konut üretiminin artırılması
- Devletin yeni arsa üretmesi
- Arsa spekülasyonunun önlenmesi
- Üreticiye düşük faizli kredi verilmesi
- Yeşil ve sürdürülebilir projelerin desteklenmesi
- Vergi ve miras sorunları nedeniyle kullanılmayan “hayalet evlerin” yeniden piyasaya kazandırılması
- Prefabrik ve modüler yapı teknolojilerinin yaygınlaştırılması
- Finansal okuryazarlığın artırılması
Keresteci, “Alıcıya değil üreticiye ucuz kredi verilmeli” ifadelerini kullandı.
“Evdeki hesap arza uymadı”
Türkiye’de konut üretiminin son yıllarda ciddi şekilde yavaşladığını vurgulayan Keresteci, özellikle 2019 sonrası yapı kullanım izinlerindeki düşüşün arz sorununu büyüttüğünü söyledi.
Deprem konutları hariç tutulduğunda yeni konut üretiminin yetersiz kaldığını belirten Keresteci, yüksek faiz ortamının sektörün üretim kapasitesini baskıladığını ifade etti.
“Barınma en temel ihtiyaçtır” diyen Keresteci, konut krizinin yalnızca sektör sorunu değil, ekonomik ve sosyal bir mesele olduğuna dikkat çekti.
Yıl sonu enflasyon tahminini yükseltti
Orta Doğu’daki jeopolitik risklerin ve enerji maliyetlerindeki artışın ekonomiyi olumsuz etkilediğini belirten Keresteci, yıl sonu beklentilerini de revize etti.
Buna göre Keresteci:
- 2026 yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 24’ten yüzde 29’a
- Politika faizi beklentisini yüzde 30’dan yüzde 35’e
- Büyüme beklentisini yüzde 4,5-5 bandından yüzde 3,5 seviyesine çekti.
Keresteci, Türkiye ekonomisinin önümüzdeki dönemde “daha düşük büyüme, daha yüksek enflasyon ve daha yüksek faiz” üçlüsüyle karşı karşıya kalabileceğini söyledi.
Gençler yeniden aile evine dönüyor
Yüksek kiraların sosyal etkilerine de değinen Keresteci, gençlerin artan yaşam maliyetleri nedeniyle yeniden ailelerinin yanına dönmeye başladığını söyledi.
Özellikle 18-34 yaş grubunda ailesiyle yaşama oranının arttığını belirten Keresteci, benzer eğilimin Yunanistan başta olmak üzere birçok ülkede görüldüğünü ifade etti.
Kredi koşullarında esneklik çağrısı
Orta Doğu’daki savaş ortamının tedarik zincirlerini bozduğunu belirten Keresteci, şirketlerin krediye erişimde zorlandığını söyledi.
Şirketlerin finansmana ulaşamadığında üretim yapamadığını ve gelir oluşturamadığını belirten Keresteci, kredi koşullarının mevcut dönemde daha esnek olması gerektiğini dile getirdi.

















