Küresel enerji dengelerini sarsan Orta Doğu merkezli jeopolitik gerilim, enerji piyasalarında önemli kırılmalara yol açarken dikkat çeken bir analiz geldi. Deutsche Bank, savaşın ekonomik ve enerji boyutunda en büyük kazananının Çin olduğunu açıkladı.
Deutsche Bank Özel Bankacılık biriminde gelişen piyasalar baş yatırım sorumlusu Jacky Tang, yaşanan gelişmelerin petrol ve doğal gaz piyasalarında sert dalgalanmalara neden olduğunu, ancak bu sürecin Çin’in küresel konumunu güçlendirdiğini ifade etti.
Enerji piyasalarında dengeler değişiyor
Tang, yaptığı değerlendirmede, “Ekonomik ve enerji açısından bu savaşın kazananı Çin” diyerek, özellikle enerji güvenliği konusunda ülkelerin yeni arayışlara yöneldiğini vurguladı.
Artan jeopolitik riskler, başta Asya ülkeleri olmak üzere birçok ekonomiyi fosil yakıtlara olan bağımlılığı azaltmaya yönlendiriyor. Bu noktada Çin’in dünyanın en büyük temiz teknoloji üreticisi olması, ülkeyi kritik bir tedarik merkezi haline getiriyor.
Asya ülkeleri rotayı değiştiriyor
Analize göre; Japonya, Güney Kore ve Hindistan gibi Orta Doğu’ya bağımlı ülkeler, enerji kaynaklarını çeşitlendirme konusunda daha agresif politikalar izleyecek.
Bu dönüşüm sürecinde ihtiyaç duyulan yenilenebilir enerji teknolojileri ve ekipmanlarının büyük ölçüde Çin’den sağlanacağı öngörülüyor.
Temiz enerji yatırımları hızlandı
Enerji bağımsızlığı hedefi doğrultusunda hükümetlerin yatırımlarını artırdığına dikkat çekilirken, Ember tarafından yayımlanan son rapor çarpıcı veriler ortaya koydu.
Rapora göre, düşük karbonlu enerji kaynaklarının Çin’in elektrik üretimindeki payı yüzde 40 seviyesine ulaştı. Bu oran, 10 yıl önce yaklaşık yüzde 25 düzeyindeydi.
Yenilenebilir kapasite rekor seviyede
Barclays tarafından yapılan değerlendirmede ise Çin’in yenilenebilir enerji kapasitesinin toplam kurulu gücün neredeyse yarısına ulaştığı belirtildi.
Barclays Baş Çin Ekonomisti Jian Chang liderliğindeki ekip, son 10 yılda yapılan yatırımların Çin’in enerji şoklarına karşı kırılganlığını ciddi şekilde azalttığını vurguladı.
Aynı analizde, petrol ve doğal gazın Çin’in toplam enerji üretimindeki payının artık “sınırlı” seviyede kaldığına dikkat çekildi.
Rakamlarla Çin’in enerji dönüşümü
- Düşük karbonlu enerji payı: %40
- 10 yıl önceki seviye: %25
- Yenilenebilir kurulu güç: %50’ye yakın
- Fosil yakıt bağımlılığı: Hızla düşüyor
Uzman yorumu
Enerji piyasalarında yaşanan bu dönüşüm, yalnızca kısa vadeli fiyat dalgalanmalarıyla sınırlı değil. Uzmanlara göre, Çin’in üretim kapasitesi ve teknoloji ihracatı, önümüzdeki dönemde küresel enerji jeopolitiğini yeniden şekillendirecek en önemli faktörlerden biri olacak.















