Türkiye’de deprem hazırlıkları kapsamında kamu binalarında yürütülen güçlendirme çalışmaları büyük ölçüde tamamlanırken, konutlar ve sanayi yapılarındaki dönüşümün aynı hızda ilerlemediği gündemdeki yerini koruyor. MÜSİAD eski başkanı ve AK Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Asmalı, özellikle İstanbul özelinde kamu yatırımlarının önemli bir aşamaya ulaştığını, ancak özel mülkiyet alanında aynı tabloyu görmekte zorlandıklarını ifade etti.
Asmalı’ya göre İstanbul’da okullar, hastaneler ve kamu binalarının neredeyse tamamı deprem güvenliği açısından elden geçirildi. Güçlendirmeye uygun olmayan yapıların yıkılarak yeniden inşa edildiğini belirten Asmalı, bu alanda yüzde 98-100 seviyesine yaklaşan bir tamamlanma oranından söz etti. Özellikle hastanelerde deprem izolatörleri gibi ileri mühendislik çözümlerinin yaygın şekilde kullanıldığına dikkat çekti.
Rakamlarla
|
Buna karşın vatandaşların yaşadığı konutlarda kentsel dönüşüm sürecinin aynı hızda ilerlemediğini vurgulayan Asmalı, son dönemde bu alanda bir yavaşlama yaşandığını dile getirdi. Hükümetin açıkladığı 500 bin sosyal konut hedefinin ve İstanbul’da planlanan 100 bin konutluk projenin önemli bir adım olduğunu belirten Asmalı, ancak bu girişimlerin tek başına yeterli olmayacağını söyledi. Özel sektörün de dönüşüm sürecine daha güçlü şekilde dahil olması gerektiğini ifade etti.
Sanayi yapılarının ise çoğu zaman göz ardı edildiğini belirten Asmalı, Türkiye’deki birçok sanayi tesisinin 1980 ve 1990’lı yıllarda inşa edildiğini ve günümüz ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kaldığını söyledi. Bu yapıların lojistik, altyapı, enerji verimliliği, çevresel etkiler ve ulaşım açısından ciddi sorunlar barındırdığını ifade etti. Şehir içinde kalan sanayi alanlarının hem kent yaşamını zorlaştırdığını hem de deprem riski açısından problem oluşturduğunu belirtti.
Organize sanayi bölgelerinin de plansız büyüme nedeniyle yoğun ve düzensiz bir yapıya sahip olduğuna dikkat çeken Asmalı, daha modern, planlı ve fonksiyonel ticaret ve üretim alanlarının geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Bu kapsamda sanayi dönüşümünün de en az konut dönüşümü kadar öncelikli hale gelmesi gerektiğini vurguladı.
Öte yandan ticari gayrimenkullere yönelik yatırım ilgisinin son dönemde arttığını belirten Asmalı, özellikle işyeri ve sanayi projelerine hem kullanıcıların hem de yatırımcıların yoğun ilgi gösterdiğini dile getirdi. Dudullu Organize Sanayi Bölgesi’nde 300 bin metrekarelik bir sanayi kompleksi, Hadımköy’de 200 bin metrekare ve Başakşehir’de 100 bin metrekarelik projeler geliştirdiklerini aktaran Asmalı, toplamda 10 projeye ulaştıklarını ve üç projenin aktif olarak devam ettiğini söyledi.
Konut yatırımıyla kıyaslandığında ticari gayrimenkullerin daha cazip hale geldiğini ifade eden Asmalı, bunun nedenleri arasında kiracı-ev sahibi uyuşmazlıklarının artmasını gösterdi. Ticari alanlarda kiralama süreçlerinin daha net ve hızlı işlediğini belirten Asmalı, ticari faaliyetlerin sürdürülebilirliğinin ödeme disiplinini artırdığını ve tahliye süreçlerinin daha kısa sürdüğünü ifade etti.
Kamuoyu tepkisi
Kentsel dönüşümün ağırlıklı olarak konutlar üzerinden tartışılması, sanayi ve işyeri stokunun geri planda kalmasına yönelik eleştirileri artırıyor. Uzmanlar, olası bir depremde üretim altyapısının zarar görmesinin ekonomik etkilerinin de büyük olacağına dikkat çekiyor.
Uzman yorumu
Gayrimenkul sektörü temsilcilerine göre, sanayi yapılarının dönüşümü yalnızca deprem güvenliği açısından değil; rekabetçilik, lojistik verimlilik ve sürdürülebilir üretim açısından da kritik önem taşıyor.
















