Yerli ve Milli Parti (YMP) Genel Başkanı Teoman Mutlu, Türkiye’nin uzun yıllar sürecek bir “afet dönemi”ne girdiğini belirterek, ülkenin her bölgesinde depremlerin yaşanacağını savundu. Mutlu, 6 Şubat 2023 depremlerinin “bir başlangıç” olduğunu ifade ederek, binaların yenilenmesi için siyasi tartışmaların bırakılması gerektiğini söyledi.
Mutlu, yaptığı açıklamada, “faylardaki 100 yıllık suskunluğun bittiğini” öne sürerek, farklı siyasi partilerin yönettiği şehirlerin de deprem tehdidiyle karşı karşıya olduğunu dile getirdi. Deprem senaryolarının daha önce hazırlandığını ileri süren Mutlu, olası yıkımlarda hayatını kaybedecek insan sayılarının dahi hesaplandığını iddia etti.
“2026-2090 arasında deprem yılları yaşanacak” iddiası 
Teoman Mutlu, açıklamasında Doğu Anadolu Fayı’nın harekete geçtiğini belirterek, 2026 ile 2090 yılları arasında Ardahan’dan Hatay’a uzanan geniş bir hatta; Erzurum’dan Karadeniz şehirlerine, İstanbul’a kadar birçok bölgede deprem riskinin artacağını savundu. Ege ve Akdeniz bölgelerinin de bu süreçte deprem tehdidi altında olduğunu söyledi.
“Hangi binanın yıkılacağı belli” çıkışı
Mutlu, “Bugün deprem olsa hangi şehirde hangi binanın yıkılacağı belli” ifadelerini kullanarak, riskli yapıların yıkılıp yeniden yapılması gerektiğini dile getirdi. Bu adımların atılmaması halinde hem can kayıplarının artacağını hem de Türkiye’nin gelişmişlik seviyesinde gerileme yaşanacağını öne sürdü.
“Bu yüzyıl afet yüzyılı olmasın” çağrısı
YMP Lideri Mutlu, açıklamasının sonunda, siyasetin geri plana bırakılarak binaları yenilemek için “gece gündüz çalışılması” gerektiğini vurguladı. Mutlu, önlem alınmaması halinde bu yüzyılın Türkiye için “afet yüzyılı” olacağını ifade etti.
Rakamlarla: Türkiye’nin deprem gerçeği (bilinen tablo)
Türkiye, aktif fay hatları üzerinde yer alıyor
Büyükşehirlerde riskli yapı stoğu tartışması gündemdeki yerini koruyor
6 Şubat 2023 depremleri sonrası kentsel dönüşüm yeniden öncelik haline geldi
Kamuoyu tepkisi: Siyaset mi uyarı mı?
Teoman Mutlu’nun açıklaması, deprem konusunun yalnızca bilim insanları ve kamu kurumları değil, siyasi aktörler tarafından da daha yüksek sesle gündeme taşındığını gösteriyor. Ancak uzmanlar, deprem riskine dair değerlendirmelerin bilimsel veriler üzerinden yapılması gerektiğini sık sık vurguluyor.















