Yumurta fiyatlarında düşüş hızlandı
Türkiye’de yumurta piyasasında son haftalarda dikkat çeken bir fiyat gerilemesi yaşanıyor. 16 Mart–13 Nisan döneminde özellikle büyük boy yumurtalarda (duble, eski ana, yeni ana, yarka) yaklaşık 1 TL’ye yakın düşüş görülürken, daha küçük boy kategorilerde (piliç ve kılavuz) da ortalama 70 kuruşluk gerileme kaydedildi.
Haftalık bazda da düşüş eğilimi sürüyor. Üretimin yoğun olduğu Afyon ve Kayseri’de son haftada fiyatlar 10 ila 20 kuruş daha geriledi.
Arz fazlası fiyatları aşağı çekiyor
Sektör temsilcilerine göre fiyatlardaki düşüşün ana nedeni üretimdeki artış. Türkiye’nin yumurtada yüzde 120 yeterlilik seviyesine ulaştığı ve yaklaşık yüzde 20’lik arz fazlası oluştuğu ifade ediliyor.
Bu tablo, iç piyasada fiyatların aşağı yönlü baskılanmasına neden olurken üreticiyi de zor durumda bırakıyor. Mevcut durumda bir koli yumurtanın maliyeti 115 lira civarındayken satış fiyatının 90–95 lira bandına gerilediği belirtiliyor. Bu da üreticinin yaklaşık yüzde 20 zararına satış yaptığı anlamına geliyor.
İhracat kısıtları ve lojistik sorunlar etkili
Fiyatlardaki gerilemede ihracat tarafındaki sorunlar da önemli rol oynuyor. Aylık 1000 tonluk ihracat kotası ve bazı ülkelere yapılan sevkiyatlarda yaşanan lojistik aksaklıklar, ürünlerin zamanında teslim edilememesine neden oluyor.
Özellikle Orta Doğu hattında yaşanan jeopolitik gerilimler nedeniyle bazı sevkiyatların iptal edildiği ve ürünlerin imha edilme riskiyle karşı karşıya kaldığı belirtiliyor. Bu durum ihracatçıya ek maliyet yükü getirirken, iç piyasada arz fazlasını daha da artırıyor.
“Mayıs çukuru” talebi düşürüyor
Sektörde “mayıs çukuru” olarak adlandırılan dönem de fiyatlar üzerinde baskı oluşturan bir diğer unsur. Bu dönemde tüketimin mevsimsel olarak azalması, depolanamayan yumurtaların sanayiye yönlendirilmesine yol açıyor.
Normalde daha yüksek fiyatla satılması gereken ürünlerin düşük fiyatla sanayiye verilmesi, üreticinin zararını derinleştiriyor.
Sektör: risk kadar fırsat da var
Uzmanlar, mevcut tablonun kısa vadede üretici için risk oluşturduğunu ancak doğru politikalarla ihracat açısından fırsata dönüşebileceğini vurguluyor.
İhracat kotalarının esnetilmesi ve izin süreçlerinin hızlandırılması halinde Türkiye’nin küresel pazarda daha güçlü konum elde edebileceği ifade ediliyor. Aksi halde üretim artışıyla birlikte iç piyasadaki fiyat baskısının devam etmesi bekleniyor.
















