Bain & Company'nin yayımladığı 2026 Özel Sermaye Yarıyıl Raporu, yılın başında küresel özel sermaye (Private Equity-PE) piyasalarında görülen toparlanma eğiliminin yeni ekonomik ve jeopolitik gelişmeler nedeniyle yeniden ivme kaybettiğini ortaya koydu. Rapora göre teknoloji sektöründeki satın alma işlemleri son dönemde sert düşüş gösterirken, özel sermaye fonlarının portföylerinde satılmayı bekleyen şirket sayısı yaklaşık 33 bine ulaştı.Raporda, son aylarda piyasaları etkileyen üç temel gelişmenin yatırım iştahını önemli ölçüde azalttığına dikkat çekildi. Yapay zekâ kaynaklı teknoloji değerleme düzeltmeleri, özel kredi piyasalarındaki baskılar ve İran merkezli jeopolitik gerilimlerin enerji fiyatları üzerindeki etkisi, satın alma işlemleri ve çıkış faaliyetlerinde yeniden yavaşlamaya neden oldu.Bain & Company'nin analizine göre yatırımcılar yıl ortasına yaklaşırken daha temkinli hareket etmeye başladı. Alıcı ve satıcıların fiyat beklentileri arasındaki fark yeniden açılırken, çıkış piyasalarında son dönemde görülen toparlanma sinyalleri de zayıfladı.Buna karşın rapor, küresel finansal sistemin temel dinamiklerinde yapısal bir bozulma bulunmadığını vurguluyor. Küresel ekonomide büyümenin sürmesi, borçlanma piyasalarının açık kalması ve özel sermaye sektörünün elindeki yüksek seviyedeki kullanılmamış sermaye, piyasa açısından önemli destek unsurları olarak değerlendiriliyor.
Öte yandan Bain'in MSCI verilerine dayanan analizleri, özel sermaye değerlemelerinin büyük ölçüde geçerliliğini koruduğunu gösteriyor. Verilere göre satın alma fonlarının portföylerindeki şirketlerin yaklaşık yüzde 75'i, satış öncesindeki son değerlemelerinin üzerinde fiyatlarla elden çıkarılıyor.
Bain & Company Ortağı Armando Guastella ise yapay zekânın artık yalnızca bir teknoloji yatırımı değil, özel sermaye fonları için temel bir değer yaratma aracı haline geldiğini söyledi. Guastella'ya göre iş süreçlerini yapay zekâ etrafında yeniden şekillendiren, veri altyapısını güçlendiren ve teknolojiyi ölçeklenebilir iş modellerine dönüştüren şirketler önümüzdeki dönemde rekabet avantajı elde edecek.Raporda, mevcut piyasa koşullarından güçlenerek çıkacak fonların dört temel alanda farklılaşacağı belirtiliyor: yeni yatırım dinamiklerine uyum sağlamak, yapay zekâyı değer yaratımının merkezine yerleştirmek, operasyonel disiplini artırmak ve kaynakları yüksek potansiyelli şirketlere yönlendirmek.Bain & Company, piyasalarda güven ortamının yeniden oluşması halinde 2026'nın ikinci yarısında işlem hacimlerinde hareketlenme görülebileceğini öngörürken, yeni dönemde başarıyı belirleyecek unsurun piyasa koşullarını beklemek değil, belirsizlik ortamını stratejik avantaja dönüştürmek olacağı değerlendirmesinde bulunuyor.
Teknoloji yatırımlarında sert fren
Raporun öne çıkan bulgularından biri teknoloji sektöründeki işlem hacmindeki düşüş oldu. Yapay zekânın yazılım şirketlerinin iş modelleri üzerindeki etkisine yönelik belirsizliklerin artmasıyla birlikte büyük ölçekli satın alma işlemleri önemli ölçüde azaldı.Bain & Company verilerine göre teknoloji sektöründeki satın alma işlemlerinin toplam değeri, 2025'in son çeyreği ile 2026'nın ilk çeyreği arasında yüzde 70 geriledi.Şirketin MSCI ile gerçekleştirdiği analizde, sektör içinde "SaaSpocalypse" olarak adlandırılan değerleme düzeltmesinin özel piyasalara da yansıdığı belirtildi. Mart 2026 itibarıyla özel sermaye portföylerindeki yazılım şirketlerinin değerlemeleri ortalama yüzde 8 düşerken, Avrupa'da bu oran yüzde 4,2, ABD'de ise yüzde 8,9 olarak hesaplandı.Analize göre yatırımcılar artık yapay zekâ dönüşümüne karşı daha dayanıklı iş modellerine sahip sektörlere yöneliyor. Bu eğilimin önümüzdeki dönemde teknoloji yatırımlarında seçiciliği artırması bekleniyor.Yüksek maliyetler yatırımcıları operasyonel büyümeye yöneltiyor
Raporda, satın alma çarpanları ile finansman maliyetlerinin aynı anda yüksek seviyelerde seyretmesinin özel sermaye sektörünü tarihindeki en maliyetli yatırım dönemlerinden biriyle karşı karşıya bıraktığı belirtildi.Bain & Company'nin değerlendirmesine göre yatırımcılar artık yalnızca finansal yapılandırma yöntemleriyle yüksek getiri elde etmekte zorlanıyor. Bu nedenle operasyonel verimlilik, kârlılık artışı ve sürdürülebilir büyüme, değer yaratımında daha kritik hale geliyor.Şirketin geliştirdiği "12 yeni 5'tir" yaklaşımı da bu dönüşüme işaret ediyor. Buna göre yaklaşık on yıl önce yatırımcılar için yıllık yüzde 5 seviyesindeki EBITDA büyümesi yeterli görülürken, günümüzde benzer getirilerin sağlanabilmesi için yüzde 10 ila 12 arasında büyüme gerekiyor.Çıkış piyasalarında baskı sürüyor
Rapora göre özel sermaye sektörünün en önemli sorunlarından biri çıkış faaliyetlerindeki durgunluk olmaya devam ediyor. Son dört yılda yatırımcılara yapılan sermaye geri dönüşleri tarihsel ortalamaların altında kalırken, portföy şirketlerinin elde tutulma süresi yaklaşık yedi yıla yükseldi.Bugün özel sermaye fonlarının portföylerinde satış için bekleyen yaklaşık 33 bin şirket bulunuyor. Uzmanlara göre bu durum hem likidite baskısını artırıyor hem de yeni yatırımlar için kaynak yaratılmasını zorlaştırıyor.
Öte yandan Bain'in MSCI verilerine dayanan analizleri, özel sermaye değerlemelerinin büyük ölçüde geçerliliğini koruduğunu gösteriyor. Verilere göre satın alma fonlarının portföylerindeki şirketlerin yaklaşık yüzde 75'i, satış öncesindeki son değerlemelerinin üzerinde fiyatlarla elden çıkarılıyor.Yapay zekâ rekabet avantajının merkezine yerleşiyor
Bain & Company Türkiye Yönetici Ortağı Onur Candar, rapora ilişkin değerlendirmesinde, özel sermaye sektörünün daha rekabetçi ve seçici bir döneme girdiğini belirtti. Candar, sürdürülebilir toparlanmanın sağlanabilmesi için piyasa güveninin yeniden tesis edilmesi gerektiğini ifade ederken, fon yöneticilerinin operasyonel performans, yapay zekâ uygulamaları ve disiplinli portföy yönetimine odaklanmasının önemine dikkat çekti.
Bain & Company Ortağı Armando Guastella ise yapay zekânın artık yalnızca bir teknoloji yatırımı değil, özel sermaye fonları için temel bir değer yaratma aracı haline geldiğini söyledi. Guastella'ya göre iş süreçlerini yapay zekâ etrafında yeniden şekillendiren, veri altyapısını güçlendiren ve teknolojiyi ölçeklenebilir iş modellerine dönüştüren şirketler önümüzdeki dönemde rekabet avantajı elde edecek.Raporda, mevcut piyasa koşullarından güçlenerek çıkacak fonların dört temel alanda farklılaşacağı belirtiliyor: yeni yatırım dinamiklerine uyum sağlamak, yapay zekâyı değer yaratımının merkezine yerleştirmek, operasyonel disiplini artırmak ve kaynakları yüksek potansiyelli şirketlere yönlendirmek.Bain & Company, piyasalarda güven ortamının yeniden oluşması halinde 2026'nın ikinci yarısında işlem hacimlerinde hareketlenme görülebileceğini öngörürken, yeni dönemde başarıyı belirleyecek unsurun piyasa koşullarını beklemek değil, belirsizlik ortamını stratejik avantaja dönüştürmek olacağı değerlendirmesinde bulunuyor. 














