İSPER koordinasyonunda, Bölgesel İstihdam Ofisleri (BİO), İstanbul Planlama Ajansı (İPA) ve Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (BETAM) iş birliğiyle hazırlanan “İstanbul Genç İş gücü Piyasası: Güncel Görünüm, Sorunlar ve Çözüm Önerileri” araştırması, İstanbul’daki gençlerin iş gücü piyasasında karşı karşıya kaldığı yapısal sorunları ortaya koydu.
3 bin 32 gençle yapılan hane anketleri, işveren görüşmeleri ve odak grup çalışmalarına dayanan rapora göre, İstanbul’da gençler yalnızca iş bulmakta değil; eğitimine uygun, sürdürülebilir ve yaşam maliyetlerini karşılayabilecek bir çalışma düzeni kurmakta da zorlanıyor.
Üniversite diploması iş garantisi sunmuyor
Araştırma sonuçlarına göre İstanbul’da 18-29 yaş arası genç işsizlik oranı yüzde 13,6 seviyesinde bulunuyor. Üniversite mezunu gençlerde bu oran yüzde 13,7’ye çıkarken, genç kadınlarda işsizlik oranı yüzde 16,4’e yükseliyor.
Raporda dikkat çeken başlıklardan biri de eğitim ve istihdam arasındaki uyumsuzluk oldu. Üniversite mezunlarının yalnızca yüzde 59,5’i eğitim aldığı alanla uyumlu bir işte çalışabiliyor. Alanı dışında çalışan gençlerin ise yaklaşık yüzde 14 daha düşük gelir elde ettiği belirtildi.
İstanbul’daki yüksek eğitimli genç nüfusa rağmen iş gücü piyasasında “deneyim paradoksu”nun sürdüğü vurgulandı. İşverenlerin deneyim talep etmesine karşın gençlerin deneyim kazanabilecekleri alanların sınırlı olması, işe giriş süreçlerinde önemli bir engel olarak öne çıktı.
Genç kadınlarda tablo daha ağır
Araştırmada genç kadınların iş gücüne katılımındaki kırılganlık da öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. Üniversite mezunu genç kadınlarda ne eğitimde ne istihdamda olanların (NEET) oranı yüzde 34,1 olarak ölçülürken, erkeklerde bu oran yüzde 14,3 seviyesinde kaldı.
Uzmanlar, genç kadınların istihdama erişim ve işte kalma süreçlerinde yapısal sorunlarla karşılaştığına dikkat çekerek, özellikle bakım yükümlülükleri, güvencesiz çalışma koşulları ve fırsat eşitsizliğinin bu tabloyu derinleştirdiğini ifade etti.
Mühendislik mezunları daha avantajlı
Rapora göre istihdam oranları bölümlere göre önemli farklılık gösteriyor. Mühendislik mezunları yüzde 81,5 ile en yüksek istihdam oranına sahip olurken; sosyal bilimler ve doğa bilimleri mezunlarının istihdam oranı yüzde 68-69 bandında kaldı.
Bu durum, üniversite eğitimi ile iş dünyasının ihtiyaç duyduğu beceriler arasındaki uyumsuzluk tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.
Yüksek kiralar gençlerin yaşamını belirliyor
Araştırma, İstanbul’daki barınma krizinin gençlerin yaşam tercihlerini doğrudan etkilediğini de ortaya koydu. 18-29 yaş grubundaki gençlerin yüzde 58,2’sinin hâlâ ailesiyle yaşadığı belirtilirken, 30-39 yaş grubunda dahi bu oran yüzde 34 seviyesinde ölçüldü.
Kentte gençlerin konut sahipliği oranı yüzde 20’nin altında kalırken, mevcut konut sahiplerinin büyük bölümünün ev sahibi olabildiği koşulun aile desteği veya miras olduğu ifade edildi.
Kiracı gençlerin ödediği ortalama kira bedeli ise 25 bin TL seviyesine ulaştı. Raporda ayrıca İstanbul’daki konut stokunun yaklaşık yarısının 1999 Marmara Depremi sonrası getirilen deprem yönetmeliklerinden önce inşa edildiğine dikkat çekildi.
“Gençler yalnızca iş değil, adil bir başlangıç arıyor”
Araştırmanın tanıtım toplantısında konuşan Banu Öksün, genç istihdamı sorununun yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal adalet ve fırsat eşitliği meselesi olduğunu söyledi.
Öksün, gençlerin çalışmak istemediği yönündeki algının gerçeği yansıtmadığını belirterek, “Bugün mesele gençlerin çalışmak istememesi değil; emeklerinin karşılığını görebilecekleri adil bir başlangıca erişebilmesi” değerlendirmesinde bulundu.
Toplantıda araştırma sunumunu gerçekleştiren Seyfettin Gürsel ise İstanbul’daki genç iş gücü piyasasında eğitim, beceri ve istihdam arasındaki yapısal kopukluğun giderek derinleştiğine dikkat çekti.
Etkinlik kapsamında düzenlenen “Diploma Yetmiyor — İstanbul’da Genç Olmak” panelinde ise gençlerin iş arama süreçleri, işveren beklentileri, staj imkanları ve beceri geliştirme modelleri ele alındı.

















