Piyasalarda son günlerde yaşanan gelişmeler, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın mart ayında faiz indirimi yapma ihtimalini büyük ölçüde ortadan kaldırdı. Ekonomistlere göre 12 Mart’ta yapılacak Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizinin sabit bırakılması bekleniyor.
Son dönemde döviz piyasasında yaşanan hareketlilik ve artan belirsizlik, Merkez Bankası’nın para politikasında temkinli duruşunu korumasını zorunlu hale getirdi. Bankacılık kaynaklarına göre son üç işlem gününde döviz piyasasına yapılan müdahaleler nedeniyle rezervlerde yaklaşık 15 milyar dolar seviyesinde azalma yaşandığı tahmin ediliyor.
Piyasa faizi yüzde 40’a yükseldi
Uzmanlar, Merkez Bankası’nın son dönemde attığı adımların zaten faiz indirimi beklentisini zayıflattığını ifade ediyor. Piyasada oluşan fiili faiz oranının yüzde 40 seviyesine yükseldiğine dikkat çekilirken, politika faizinin ise yüzde 37 seviyesinde bulunduğu belirtiliyor.
Bu tablo, teknik olarak da faiz indirimi ihtimalini zorlaştırıyor. Çünkü Merkez Bankası’nın faiz indirimi yapabilmesi için önce piyasa faizinin yeniden politika faizi seviyesine çekilmesi gerektiği ifade ediliyor. Ekonomistlere göre bu sürecin gerçekleşmesi ise en az bir ay sürebilir.
Rezerv kaybı ve enflasyon baskısı
Uzman değerlendirmelerine göre döviz rezervlerindeki gerileme ve yükselen enflasyon beklentileri de Merkez Bankası’nın manevra alanını daraltıyor.
Mart ayına ilişkin enflasyon beklentileri de dikkatle izleniyor. Ekonomistler, mart ayında aylık enflasyonun yüzde 2,4’ün üzerinde gelmesi halinde yıllık enflasyonda yeniden yükseliş eğiliminin görülebileceğini belirtiyor.
Bu nedenle piyasalarda, mart ayında faiz indirimi ihtimalinin neredeyse tamamen ortadan kalktığı görüşü öne çıkıyor.
Faiz indirimi için en erken tarih nisan olabilir
Ekonomistler, küresel gelişmeler ve jeopolitik risklerin de para politikası üzerinde belirleyici olduğunu ifade ediyor. Bölgesel gerginliklerin devam etmesi halinde Merkez Bankası’nın nisan ayında bile faiz indirimine başlamasının zorlaşabileceği dile getiriliyor.
Uzmanlara göre mevcut koşullar altında faiz indirimi için en erken ihtimal nisan ayı olarak görülse de, bunun gerçekleşebilmesi için enflasyon ve döviz piyasasında belirgin bir iyileşme yaşanması gerekiyor.
Reel sektör baskısı artabilir
Faiz indiriminin gecikmesi, özellikle finansmana erişimde zorlanan reel sektörde baskıyı artırabilir. Yüksek faiz ortamının devam etmesi durumunda sanayi ve üretim tarafında kredi maliyetlerinin yüksek kalacağı, bunun da yatırım kararlarını olumsuz etkileyebileceği ifade ediliyor.
Ekonomistler, Merkez Bankası’nın önümüzdeki dönemde enflasyonla mücadele ve finansal istikrar arasında hassas bir denge kurmak zorunda kalacağını vurguluyor.
Aksi tablonun piyasalar için çok sürpriz olacağı belirtiliyor.
Geçmiş Faiz Oranları Tablosu
| Tarih | Politika Faizi Oranı |
|---|---|
| 22 Ocak 2026 | %37 |
| 11 Aralık 2025 | %38 |
| 23 Ekim 2025 | %39.50 |
| 11 Eylül 2025 | %40.50 |
| 24 Temmuz 2025 | %43 |
| 19 Haziran 2025 | %46 |
| 17 Nisan 2025 | %46 |
| 6 Mart 2025 | %42.50 |
| 23 Ocak 2025 | %45 |
| 26 Aralık 2024 | %47.50 |
| 17 Ekim 2024 | %50 |
| 19 Eylül 2024 | %50 |
| 20 Ağustos 2024 | %50 |
| 23 Temmuz 2024 | %50 |
| 27 Haziran 2024 | %50 |
| 23 Mayıs 2024 | %50 |
| 25 Nisan 2024 | %50 |
| 21 Mart 2024 | %50 |
| 22 Şubat 2024 | %45 |
| 24 Ocak 2024 | %45 |















