Türkiye-İran Karşılaştırması: Benzer Nüfus, Farklı Ekonomik Performans
Türkiye ile İran yaklaşık 500 kilometrelik bir kara sınırına sahip. İran’ın yüzölçümü 1,65 milyon kilometrekare ile Türkiye’nin (785 bin kilometrekare) yaklaşık iki katı büyüklüğünde. Nüfus ise her iki ülkede de yaklaşık 86-87 milyon seviyesinde.
Ancak ekonomik göstergeler ciddi farklılıklar içeriyor:
Türkiye ekonomisi yaklaşık 1,2 trilyon dolar büyüklüğünde.
İran ekonomisi ise 400-500 milyar dolar bandında.
Kişi başına gelir 2024 itibarıyla Türkiye’de yaklaşık 15 bin dolar, İran’da ise 5 bin dolar civarında.
1977 yılında, yani İran İslam Devrimi öncesinde, İran’ın kişi başına geliri Türkiye’nin üzerindeydi. Ancak 1979’daki İran İslam Devrimi ve sonrasında uygulanan politikalar, uzun yıllar süren yaptırımlar ve dış politik tercihler, iki ülke arasındaki ekonomik makası tersine çevirdi. 
2018 Kırılma Noktası: Yaptırımlar ve Şirket Kuruluşlarındaki Sıçrama
İranlıların Türkiye’de şirket kurma eğilimi özellikle 2018’den sonra belirgin şekilde arttı. Bunun arkasında önemli bir gelişme bulunuyor:
2018 yılında ABD Başkanı Donald Trump, İran ile imzalanan Joint Comprehensive Plan of Action (JCPOA) anlaşmasından çekilme kararı aldı ve yaptırımlar yeniden devreye girdi. Bu gelişme İran ekonomisinde ciddi dalgalanmalara, enflasyon artışına ve yaşam koşullarının ağırlaşmasına yol açtı.
2019 yılında akaryakıt zamları protestolara neden olurken, 2022’de ise Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan ve “Kadın, Yaşam, Özgürlük” sloganıyla yayılan gösteriler, ülkedeki toplumsal gerilimi zirveye taşıdı.
Özellikle 2022 ve 2023 yıllarında Türkiye’de İranlı ortaklı kurulan şirket sayısının 3.000’i aşması, bu toplumsal ve ekonomik baskı ortamıyla paralel bir seyir izledi.
Türkiye’de İranlı Şirketler En Çok Hangi İllerde?
Haziran 2025 verilerine göre:
Toplam İranlı ortağa sahip şirket sayısı: 12.000+
İstanbul: 8.693 şirket
Antalya
Ankara
İzmir
Van: 302 şirket (2010’dan bu yana)
Van dikkat çeken bir sınır ili olarak öne çıkarken, Bursa’da kurulan İranlı ortaklı şirket sayısının 94’te kalması bölgesel dağılım açısından farklılaşmaya işaret ediyor.
Karşılaştırma açısından, Türkiye’de Suriyeli ortaklı aktif şirket sayısı ise yaklaşık 25 bin seviyesinde.
İran Ekonomisi Neden Geride Kaldı?
İran, geniş yüzölçümü, genç nüfusu ve zengin enerji kaynaklarına rağmen özellikle ihracat çeşitliliği ve pazar dağılımı açısından Türkiye’nin gerisinde kaldı. 1995 yılında ihracat hacmi Türkiye’ye yakın olan İran, 2024 itibarıyla hem ürün hem pazar çeşitliliğinde Türkiye, Mısır ve Fas’ın gerisinde bulunuyor.
Yaptırımlar elbette belirleyici oldu; ancak dış politika tercihleri, sermaye hareketliliği ve yatırım ortamı da bu sürecin önemli unsurları arasında yer aldı.
Türkiye İçin Olası Etkiler
Türkiye’nin İran ile dış ticaret hacmi toplam ticaret içinde yüzde 1 seviyelerinde. Bu nedenle İran’da yaşanabilecek ekonomik daralmanın Türkiye’nin toplam dış ticaretine etkisi sınırlı görünüyor. Enerji alanında da geçmişe kıyasla daha düşük bir bağımlılık söz konusu.
Ancak farklı bir senaryo mümkün:
İran’daki belirsizlik artarsa, Türkiye’de kurulu bulunan 12 bin şirket üzerinden yeni bir sermaye ve insan kaynağı akışı yaşanabilir. Bu durum, Türkiye’nin bölgesel tedarik zinciri oluşturma kapasitesi açısından yeni fırsatlar doğurabilir.
Bölgesel Rekabet: Avrupa’nın Asya’ya Açılan Kapısı Kim?
Bir dönem jeopolitik konumu nedeniyle “Avrupa’nın Asya’ya açılan kapısı” olarak konumlanabilecek potansiyele sahip olan İran, yaptırımlar ve dışlanmışlık nedeniyle bu avantajı kullanamadı.
Bu rolün bölgesel ölçekte giderek Azerbaycan lehine evrildiği yorumları yapılıyor. Özellikle Hazar geçişi ve Orta Koridor projelerinin tamamlanması durumunda Azerbaycan’ın stratejik konumu daha da güçlenebilir.
Sonuç: Ekonomik Göçün Yeni Adresi Türkiye mi?
2010’dan bu yana artan şekilde gözlenen tablo, İran’daki siyasi ve ekonomik dalgalanmaların Türkiye’de şirket kuruluş verilerine yansıdığını gösteriyor. 2018 yaptırımları ve 2022 protestoları sonrası ivmelenen şirket kuruluşları, İranlı girişimcilerin alternatif arayışını net biçimde ortaya koyuyor.
Önümüzdeki dönemde İran’daki gelişmeler, yalnızca bölgesel güvenlik dengeleri açısından değil; Türkiye’deki yatırım, şirketleşme ve sermaye hareketleri açısından da yakından izlenecek.
Gelişmeler, Türkiye için yeni ekonomik fırsatların kapısını aralayabilir.
Güven Sak'ın ekonomim.com'daki yazısından yararlanılarak hazırlandı















