ABD Merkez Bankası (Fed), eylül ayı toplantısında politika faizini 25 baz puan indirerek tavan faizi yüzde 4,25 seviyesine çekti. Karar, küresel piyasalarda uzun süredir beklenen bir adım olarak değerlendirilirken, dolar endeksi 3 ayın en düşük seviyesini gördü.
Son dönemde açıklanan makroekonomik veriler, ABD’de enflasyon endişelerinin sürdüğünü ortaya koymuştu. Buna karşın Fed, beklentilere paralel şekilde faiz indirimi kararı aldı. Bankanın son faiz indirimi Aralık 2024’te gerçekleşmişti.
Piyasalarda etkisi
Fed’in kararıyla birlikte tahvil, altın, gümüş ve petrol piyasalarında dalgalanma yaşandı. ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,04 seviyesinde seyrederken, altının ons fiyatı 3 bin 684 dolara geriledi. Dün tarihi zirvesini gören gümüşün ons fiyatı 41,86 dolarda dengelendi. Brent petrolün varil fiyatı ise yüzde 0,3 düşüşle 68 dolara indi.
Makro veriler faiz indirimini destekledi
ABD’de ağustos ayında Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) aylık yüzde 0,4, yıllık ise yüzde 2,9 arttı. Tarım dışı istihdam 22 bin kişi artarak beklentilerin altında kalırken, işsizlik oranı yüzde 4,3’e yükseldi. Bu veriler, Fed’in faiz indirimine gitmesinde etkili oldu.
Fed’in faiz patikası
Fed geçen yıl eylül ayında 4 yıl aradan sonra ilk kez faiz indirimi yapmıştı. Kasım ve aralıkta 25’er baz puanlık indirimler devam etmiş, ocaktan itibaren ise bankanın faiz kararlarında değişiklik yapılmamıştı.
Rakamlarla Fed kararı
Faiz indirimi: 25 baz puan
Tavan faiz: %4,25
Altın ons fiyatı: 3.684 dolar
Gümüş ons fiyatı: 41,86 dolar
Brent petrol: 68 dolar
Dolar endeksi: 96,3
ABD Merkez Bankası Fed’in faiz kararları, yalnızca Amerikan ekonomisini değil, tüm küresel piyasaları etkiliyor. Bunun nedenleri birkaç başlık altında özetlenebilir:
1. Doların küresel rezerv para olması
Dünya ticaretinin büyük kısmı dolar üzerinden yapılıyor.
Merkez bankalarının rezervlerinde en büyük pay da dolara ait.
Dolayısıyla ABD’de faizler düşünce, doların küresel değeri ve sermaye akışları da değişiyor.
2. Küresel sermaye hareketleri
Faiz yüksekse, yatırımcılar paralarını ABD tahvilleri gibi güvenli araçlarda tutmayı tercih ediyor.
Faiz düştüğünde ise gelişmekte olan ülkelere ve riskli varlıklara daha fazla sermaye akışı oluyor.
Bu da Türkiye gibi ülkelerde borsa, tahvil ve döviz piyasalarını etkiliyor.
3. Borçlanma maliyetleri
Dolar cinsinden borçlanan ülkeler, şirketler ve bankalar için ABD faiz oranı doğrudan maliyet anlamına geliyor.
Faiz düşünce borçlanma kolaylaşıyor, yükselince ise borç çevirme zorlaşıyor.
4. Küresel ticaret ve büyüme
ABD hâlâ dünyanın en büyük ekonomisi.
Faiz indirimi, ABD’de kredi kullanımını ve yatırımları artırıyor, dolayısıyla küresel talebi de canlandırabiliyor.
Bu, dünya ticaret hacmini etkileyerek diğer ülkelerin ihracatına yansıyor.
5. Finansal piyasaların yönü
Hisse senetleri, emtia (özellikle altın ve petrol), kripto paralar gibi tüm varlık sınıfları Fed kararlarına duyarlı.
Faiz indirimi genellikle risk iştahını artırıyor ve fiyatlarda yükseliş eğilimi yaratıyor.
Kısacası, ABD faizleri küresel ekonominin bir nevi “başlangıç faizi” gibi çalışıyor. Bu yüzden Fed’in attığı her adım, gelişmiş ve gelişmekte olan tüm ülkelerin ekonomi yönetimleri tarafından yakından takip ediliyor.

















