Küresel enerji krizleri, savaşlar ve karbon regülasyonları şirketlerin yatırım önceliklerini değiştiriyor. Altensis Yönetici Ortağı Dr. Emre Ilıcalı, enerji verimliliğinin artık yalnızca çevresel bir tercih değil; ekonomik dayanıklılık, enerji güvenliği ve rekabet gücü açısından kritik bir unsur haline geldiğini söyledi. Özellikle Avrupa’daki enerji krizi sonrası sürdürülebilir olmayan yapıların finansal risk oluşturduğu vurgulanıyor.
Jeopolitik gerilimler ve küresel tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmalar, sürdürülebilirlik anlayışını yeni bir boyuta taşıdı. Şirketler artık enerji maliyetlerini düşürmenin ötesinde, enerjiye erişim güvenliği ve operasyonel dayanıklılık için de yeni yatırımlara yöneliyor.
Altensis Yönetici Ortağı Dr. Emre Ilıcalı, Rusya-Ukrayna savaşı sonrası Avrupa’da yaşanan enerji krizinin dönüşümü hızlandırdığını belirterek, enerji bağımlılığının ülkeler ve şirketler için ciddi ekonomik risk yarattığını ifade etti. Ilıcalı, Avrupa Birliği’nin enerji bağımsızlığını güçlendirmeyi hedefleyen REPowerEU programını hızlandırmasının temel nedenlerinden birinin bu riskler olduğunu söyledi.
“Verimsiz yapılar ekonomik değer kaybedecek”
Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre binalar, küresel enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 30’unu oluşturuyor. Bu tablo, yapı sektöründe enerji verimliliği odaklı dönüşümü hızlandırırken; düşük enerji performansına sahip binalar yatırımcılar açısından riskli görülmeye başlanıyor.
Dr. Emre Ilıcalı, sürdürülebilir olmayan yapıların yalnızca çevresel değil aynı zamanda finansal risk taşıdığına dikkat çekerek, enerji verimsizliğinin işletme maliyetlerini artırdığını ve dışa bağımlılığı büyüttüğünü belirtti. Özellikle enerji fiyatlarındaki dalgalanmaların, verimsiz yapıların ekonomik değerini daha hızlı düşürdüğünü ifade etti.
Avrupa’daki birçok yatırım fonunun düşük enerji performansına sahip gayrimenkulleri artık “portföy riski” olarak değerlendirdiğini aktaran Ilıcalı, benzer yaklaşımın Türkiye’de de yaygınlaşmasının beklendiğini söyledi.
Karbon maliyeti şirketlerin rekabetini belirleyecek
Avrupa Birliği’nin uygulamaya aldığı Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (CBAM), Türkiye’de ihracat yapan sanayi şirketleri üzerinde doğrudan etkiler oluşturacağı belirtiliyor. Türkiye’nin ihracatının önemli bölümünü Avrupa Birliği ülkelerine gerçekleştirdiğini hatırlatan Ilıcalı, karbon maliyetlerinin artık ticari kararların merkezinde yer aldığını söyledi.
Özellikle çimento, demir-çelik ve alüminyum gibi karbon yoğun sektörlerde enerji verimliliği yatırımlarının zorunlu hale geldiğini vurgulayan Ilıcalı, yatırımcıların artık projeleri uzun vadeli sürdürülebilirlik kriterlerine göre değerlendirdiğini ifade etti.
Ilıcalı’ya göre yatırımcıların en çok dikkat ettiği başlıklar arasında enerji maliyetlerinin yönetilebilirliği, gelecekteki regülasyonlara uyum kapasitesi ve iklim kaynaklı risklere karşı dayanıklılık yer alıyor.















