Türkiye’de ekonomik darboğazın etkileri mahkeme salonlarında da kendini gösteriyor. 2024’ün temmuz ayında konkordato başvurularında tarihi bir zirve yaşandı. Mahkemeler, sadece bir ayda 358 dosya için geçici mühlet kararı verdi. Bu sayı, konkordato süreçlerinin başladığı 2018 yılından bu yana aylık bazda görülen en yüksek rakam olarak kayıtlara geçti.
Merve Yiğitcan'ın ekonomim.com'da yer alan haberine göre, konkordatotakip.com’un Basın İlan Kurumu verilerinden derlediği bilgilere göre; temmuzda ayrıca 139 dosya için kesin mühlet kararı verilirken, 157 dosya konkordato süreci dışında bırakıldı. 30 şirketin iflasına karar verildiği ayda, yalnızca 14 dosya tasdikle sonuçlandı.
7 ayda 2023’e yaklaşıldı
Yılın ilk yedi ayında verilen konkordato sayılarındaki artış da dikkat çekiyor. Ocak-temmuz döneminde verilen geçici mühlet kararı sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 105 artışla 1.617’ye ulaştı. 2023’ün tamamında bu sayı 1.723’tü. Aynı dönemde kesin mühlet kararı yüzde 209 artışla 961’e çıkarken, reddedilen başvuru sayısı yüzde 113 artarak 710’a ulaştı.
İflas kararlarında da ciddi bir yükseliş var. 2023’ün aynı dönemine göre yüzde 129’luk artışla bu yılın ilk 7 ayında 126 şirkete iflas kararı çıktı. Öte yandan, konkordato projelerinin onaylanması anlamına gelen tasdik kararlarında yüzde 9’luk bir düşüş gözlendi. Ocak-temmuz arasında yalnızca 60 tasdik kararı verilirken, bu kararların ortalama süresi 695 gün olarak hesaplandı.
Tekstil ve inşaatta kırmızı alarm
Sektörel dağılıma bakıldığında, konkordato başvurularında en kırılgan sektörün tekstil ve hazır giyim olduğu görülüyor. Yılın ilk 7 ayında tekstil, iplik, halı, çanta, ayakkabı ve deri sektörlerinden toplam 161 konkordato başvurusu yapıldı. Bu alanda 120 dosya geçici mühlet aşamasına ulaştı.
İkinci sırada 73 dosya ile inşaat sektörü yer alırken; bu sektörleri metal ürün imalatı, alüminyum işleme, mobilya ve plastik sanayi takip ediyor. Finansman sorunları, üretimdeki yavaşlama ve artan maliyetler, firmaların sürdürülebilirliğini ciddi şekilde tehdit ediyor.
Uzmanlara göre bu eğilim, reel sektörde yapısal bir zayıflamaya işaret ederken, özellikle tekstil ve inşaat gibi istihdam yoğun sektörlerde yaşanabilecek olası domino etkisine karşı önlemler alınması gerekiyor.













